Önce dizi sonra bebek!
Canım Ailem'in Meliha'sı şimdi de...
HT MAGAZİN / Ece SARUHAN
FOTOĞRAFLAR: Ayşegül KARACAN
Şebnem Bozoklu'nun 'Canım Ailem'de oynadığı dönemdi. İlgiyle takip ediyordum diziyi. İnsanın içini ısıtan bir ışık gibi parlıyordu Şebnem ekranda. Enerjisi çok samimiydi. Bu sayede ışık hızıyla milyonlarca insanın kalbine girdi. Işık hızıyla taht kurduğu kalplerden biri de Emre İzer'inkiydi. Emre'yi Şebnem'den önce tanıdım. Kendisi 'güzel insan' tabirini sonuna kadar hak edenlerden. İçi dışı birdir, eğlencelidir, güvenilirdir. Şebnem ile neredeyse tanışır tanışmaz evlenmeye karar verdiler. "32 yıldır aradığımı buldum" demişti bana kararını açıklarken Emre. İkimizin de gözleri dolu dolu olmuştu. Bayram vesilesiyle Kalamış'taki evlerine konuk oldum. Şebnem ile Emre'yi ve ev hayatlarını konuştum. Gözlerim yine pek çok kez dolu dolu oldu. Bana evlerinin kapısıyla birlikte kalbinin de kapısını açan Şebnem'e teşekkür ediyorum. "Allah nazarlardan korusun" diyerek sözü Şebnem'e bırakıyorum...
'MUCİZE GİBİ BİR ŞEYDİ'
Emre seninle tanıştığında bana "32 yıldır Şebnem'i özlüyormuşum" demişti. Nasıl tanıştınız? Sen ne hissetmiştin tanıştığınızda?
Emre, ortak bir arkadaşımızla birlikte benim oyunumu izlemeye gelmişti. Arkadaşımız bizi tanıştırdı, el sıkıştık. Gözlerine baktığım anda onunla çok acayip bir şey yaşayacağımı anladım. İkimiz de birbirimizden gözlerimizi alamadık. Anlatması zor, mucize gibi bir şeydi.
Ben ruhun hatırladığına inananlardanım. Ruhundan bir parçayı bulduğun anda tanıyorsun bence...
Bende anlatması zor diyerek bunu kastetmiştim. Çok başka bir histi. Gördüğüm anda onunla sonsuza dek birlikte olacağımı hissettim. İlk andan itibaren Emre'yi sanki yüzyıllar öncesinden tanıyormuş gibiydim. Her şey çok hızlı gelişti. Bir anda tanıştık, ilişkimiz başladı, hemen evlendik. Evliliğimizin dördüncü yılına girdik. Evlenirken pek çok arkadaşım, "Evliliğin ikinci yılından sonra hislerin bu kadar yoğun olmayacak. Sakın üzülme" demişti. Oysa benim hislerim hala aynı. Umarım hep böyle gider.
Tanıştığınız dönem senin ‘Canım Ailem' ile sürekli gündemde olduğun, herkes tarafından tanınmaya başladığın dönemdi. Senin yerinde başkası olsa evlenmek yerine popülerliğin tadını çıkarmayı tercih edebilirdi...
Hiç öyle hissetmedim. Hatta "Keşke Emre ile 10 sene önce tanışsaydım" bile dedim. Hiç düşünmeden evlendim. Üstelik evlenmek gibi bir hayalim hiç yoktu.Her şey birdenbire ve kendiliğinden oldu.
Birbirinize aşık olmanızın yanı sra çok da iyi arkadaşsınız, öyle değil mi?
Kesinlikle. Emre benim en iyi arkadaşımdır. Her şeyi onunla yapmak istiyorum. Benim için konsere gitmek de, seyahate çıkmak da, kışın battaniyenin altında film izlemek de hep Emre ile yapılacak şeyler.
'BEN BİR HAYAT FANATİĞİYİM'
Emre ile birlikte yapamadığın bir şey yok mu? Mesela erkekler alışverişi pek sevmez. Emre nasıl bu konuda?
Alışveriş bile yapılıyor Emre ile. Alışverişte uzun süre geçirmeyi sevmiyor ama onu da bir şekilde ayarlıyoruz. Ben kendi aileme tanıdık bir hayat yaşıyorum. Çok huzurlu bir evde büyüdüm. Annem ve babam birbirlerini çok sever, hala çok mutlular. Ne mutlu ki ben de kendi ailem gibi bir aile kurdum.
Kendimden biliyorum, babanın annenle ve seninle arasındaki aşk gerçekse hep öyle birini arıyorsun. Emre benziyor mu babana?
Emre babamın aynısı. Espri anlayışları, eğlenme anlayışları, sevme ve sevmeme biçimleri tamamen aynı. Aynısını buldum. Ben duruma bağlı olarak çok çabuk üzülebilen biriyim, çok çabuk ağlarım. Hep "Allah'ım aynı şeye ağlayıp aynı şeyi gülebileceğim biri olsun" diye dua ederdim. Bazen olda benim içimi sızlatan bir şeyle karşılaşıyorum, eve gelip bunu Emre'ye anlattığımda Emre'nin gözünde o olayı yaşadığım anda benim gözümde oluşan ifade oluşuyor. Aynı şeyi hissediyoruz ve ben bunu çok seviyorum. Emre o kadar vicdanlı ki... Bütün insanlara eşit mesafede olan, hayatı kucaklayan biri. Ben de bir hayat fanatiğiyim. Şu hayatta olduğum için o kadar mutluyum ki... Elbette ki acılarım da var ama sürekli "Allah'ım iyi ki doğmuşum, iyi ki yaşıyorum" diye şükrediyorum. Hayatla tuhaf bir bağım var. Bunu Emre ile birlikte yaşayabiliyorum. Bizim mutlu bir gün geçirebilmemiz için, o gün çok muhteşem bir şey yaşamamıza gerek yok. "Uyandık, evimizdeyiz, bugünü de birlikte geçireceğiz" demek bize yetiyor. Bence bu, hayattaki en büyük zenginlik.
"OZAN GÜVEN EVİMİZİN DİREKLERİNDEN BİRİ"
Aşktan yana şanslı olduğunuz gibi dosttan yana da şanslısınız. Evinizin sürekli dostlarınızla dolup taştığını biliyorum. Birlikte neler yapıyorsunuz evde?
Çok arkadaşımız var, bir de çok yakın olduğumuz bir grup dostumuz var. Onlardan biri Enis Arıkan. Enis çocukluk arkadaşımdır, bendeki yeri çok başkadır, her şeyim o benim. Bizim evin gediklisidir, hep bizimledir. Ozan Güven evimizin direklerinden biri. Aynı dönemde tanıştık ama Emre ile benden daha yakındır. Ozan hep bizimledir. Hayatımızın her anında olan ve hep de olmasını istediğimiz bir dostumuzdur. Harika bir grubumuz var. Evimiz sürekli kalabalıktır, dostlarımız için her zaman uğranılacak bir yerdir. Ben tek çocuktum ama hiç yalnızlık çekmedim. Çünkü çocukken de dolup taşardı. Benim arkadaşlarım bizim evde büyüdü. Bayılırım bu duruma. Şu hayata geldik, gidiyoruz; dünyadaki zamanımızı kalabalık geçirelim istiyorum.Buluştuğumuzda mutlaka birlikte yemek yeriz. film seyrederiz ve çok oyun oynarız Çılgınca oynadığımız 'Latince' adında bir oyunumuz var. Latince sözlüğü açıyoruz, sözlük kimin elindeyse içinden bir sözcük seçip söylüyor ve bir kağıda anlamını yazıyor. Herkes kendi önündeki kağıda bu sözcüğün anlamının ne olabileceğini yazıyor. Sonra tüm kağıtları topluyor ve hepsini tek tek okuyoruz. Herkes doğru cevabı bulmaya çalışıyor. Bazen o kadar iyi bir cevap çıkıyor ki, herkes o cevaba inanıyor ve puanları o cevabı yazan topluyor. Bir de 'Katil Kim?' oynuyoruz.
Hiç bitmeyen bir çocukluk var değil mi senin içinde?
Tabii ki. Cuma akşamları birbirimizi heyecanla, "Boş musunuz? Oyun gecesi yapıyoruz" diye arıyoruz. Herkes 30-35 yaşında ama çılgın gibi oyun oynuyoruz.
"SEYAHATLERİMİZDEN ŞEF BAVULUMUZU DOLDURUP DÖNERİZ"
Evde yemekleri kim yapar?
Eğer ben yoğun çalışıyorsam dışarıdan söylenir. Yoksa ben yaparım. Kalabalık sofraları çok severim, yedirmeye içirmeye bayılırım.
İddialı olduğun bir yemek var mı?
Ben o kadar iyi yemek yaparım ki... Arkadaşlarıma evimize her geldiklerinde başka bir şey yapıyorum. Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından topladığım yemek kitaplarım var. İnternette yerli-yabancı birçok yemek blogunu takip ediyorum. Spesiyalim yok, her seferinde başka bir şey deniyorum. Yurtdışında tattığım ve sevdiğim yemekleri mutlaka oradan getirdiğim malzemelerle denerim. Emre ile ne zaman bir yere seyahate gitsek şef bavuluyla geri döneriz. Yemek yapmak için burada bulamayacağımez malzemeleri yanımızda getiririz. Arkadaşlarımıza da "Biz şöyle bir yemek denedik, size de yaptık" deriz.
Emre girer mi mutfağa? Yardım eder mi sana?
Biliyorsun Emre mimar ve çok yoğun çalışıyor. Yoğun ve yorgun değilse yardım eder. Geçtiğimiz ay bacağımdaki kaslar koptu, bir ay yattım. Özellikle o dönemde çok yardımcı oldu bana.
Yemek kitapları dışında, bir de plak koleksiyonun var bildiğim kadarıyla...
Evet. Annem ve babamdan bana çok plak kaldı. Ajda Pekkan'ın ilk çıkan küçük plağı bende vardır mesela. Ozan da (Güven) çok iliginç plaklar hediye ediyor bana. Emre bir pikap aldı. Arada plak geceleri de yapıyoruz evde.
"BİR DEĞİL, ÇOK ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTİYORUM"
Ne zaman sizin gibi güzel bir çocuk dahil olacak ailenize?
Çok istiyoruz. Ben tek çocuğum. Bütün dostlarım kardeşim gibi ama yine de bir kardeşimin olmasını çok isterdim. Ben bir değil, çok çocuk istiyorum. Kalabalık ailelere bayılıyorum. Bir yemek masasının etrafında anne, baba ve 3-4 çocuk görünce gözlerim doluyor. Aileye çok önem veriyorum. Benim için her aile bir devlet. 34 yaşındayım. 3-4 çocuk yapmak için treni kaçırdım ama mutlaka 2 çocuk yapacağım. Kasım ayında 'Çılgın Hemşire' adındaki yeni dizim başlıyor. Bir sitcom. Diziden hemen sonra anne olmayı düşünüyorum. Ardından da kendi yazdığım bir dizi var, onda oynamak istiyorum.
"BAYRAMLARDA EN ÇOK HARÇLIĞI BEN TOPLARDIM"
Unutamadığın bir bayram anın var mı?
Ben diğer bütün çocukların sinir olduğu, bayramda en çok harçlık toplayan çocuktum. Küçük bir kesem vardı, dolup taşardı. İnsanların ellerini öpmeye çok utanırdım çünkü para istemek gibi gelirdi. Çok zor öper, hemen kaçardım. Bana zorla para verirlerdi. Orta birdeyken, kendime harçlıklarımla bir walkman almıştım. Geriye o kadar çok param kaldı ki, onlarla da 10 tane kaset almıştım. Sessiz sakin bir çocuktum, ondan kıyamazlardı bana.
O zamanlar bayağı enerji biriktirmiş olmasın, baksana şimdi kıpır kıpırsın...
Çok şaşırıyorum kendime Ece. Ben ortaokulda da, lisede de yüksek enerjili biri değildim. Sessiz, sakin, kendi köşesinde biriydim. Bana üniversitede bir şeyler oldu.
Ailenle ilgili bir bayram anın var mı?
Bir gelenek olarak, her bayramın ilk gününün sabahında babaannemde toplanır, muhteşem bir gün geçirirdik. Babaannemi yakın zaman önce kaybettik. Yine o eve gidemeyecek, onun revanisini yiyemeyecek olmak beni çok üzüyor. Babaannemden 1.5 sene sonra anneannemi kaybettik. Anneannem Ankara'da olduğu için, onunla genelde her bayram sabahı telefonda konuşurduk. Bana o kadar güzel dualar ederdi ki ve ne dilediyse oldu. Anneannem de, babaannem de melek oldular ve onlarsız bayram hep biraz eksik. Evlendikten sonra artık 2 ailem oldu. Emre'nin annesini de yine çok kısa zaman önce kaybettik. 3 yıldır bir rutinimiz vardı, önce benim anne-babamın, sonra Emre'ninkilerin evine giderdik. Artık Sabahat Annem de yok. Her bayram biraz daha yalnız oluyoruz. Daha çok bayram kalabalık kalmak, şu hayatta yüzümü güldüren herkesin her bayramda benimle olmasını istiyorum. Bayram hem çok coşkulu hem de çok hüzünlü bir şey. Bayram deyince aklıma üzülecek çok şey geliyor. Yalnız olanları, anne-babası olmayan çocukları, hastaları, cezaevindeki insanları düşünüyorum. Çocukluğumdan beri her bayram sabahı dua eder ve bir şey dilerim. Bu bayram bütün hastaların iyileşmesini diliyorum.
'BARNY ARAMIZDA UYUMAYA BAYILIYOR"
Şebnem ile Emre'nin Barny adında dünya tatlısı bir Golden Retriever'ları var. Henüz 3 aylıkken hayatlarının bir parçası haline gelen Barny, şu an 4 yaşında olan Barny'nin sakin ve mutlu bir köpek olduğunu söyleyen Şebnem, ekliyor: "Barny insanları çok seviyor. Evimiz sürekli kalabalık olması çok hoşuna gidiyor. Onun için Emre patron, bense en yakın arkadaşıyım. Emre evde yokken beni hiç yalnız bırakmıyor. Çok korumacı. Biz uyurken yatağa gelip aramıza kıvrılmaya bayılıyor."