Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Ahmet Kıvanç

2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile işçi ve esnaf statüsünde çalışanlar arasında paralellik sağlandı. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla, kanun yürürlüğe girmeden önce memurluğa başlayanlar ile sonra başlayanlar arasında ise ikili uygulama oluştu. Sonradan işe başlayan kamu görevlileri işçi ve esnaf ile aynı kurallara tabi olurken, önceden işe başlamış olanlar hakkında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanıyor.

5510 Sayılı Kanun 2008 yılında yürürlüğe girmesine karşın, aradan geçen 12 yıla rağmen nasıl uygulanacağı konusunda hala tereddütler yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ( SGK) işlemleri hakkında davaların iş mahkemesinde mi, idare mahkemesinde mi açılacağı hususu da tereddüt yaşanan konular arasında yer alıyor.

Öncelikle şunu vurgulayalım, 4/a (işçi) ve 4/b (kendi adına bağımsız – esnaf) statüsünde çalışanların SGK’nın işlemleri ile ilgili davayı iş mahkemelerinde açmaları gerekiyor. Bu konuda bir tereddüt bulunmuyor.

Tereddüt, eski ve yeni memurların hangi mahkemede dava açacağı konusunda yaşanıyor. Bu tereddüt sonucu yanlış mahkemede açılan davalar dolayısıyla yıllarca zaman kaybediliyor.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN İŞ MAHKEMESİ KARARI

5510 Sayılı Kanun’un 101. maddesinde, aksine hüküm bulunmayan hallerde, kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemesinde görüleceği öngörülüyor. 5434 Sayılı Kanun’un sağlık yardımlarına ilişkin hükmü 5510 Sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldı. Ancak, 5510’un geçici 4. Maddesinde, 1 Ekim 2008 tarihinden önce çalışmaya başlayan kamu görevlileri ile bunların emeklileri ve dul-yetimleri hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı öngörülüyor.

SGK’nın işlemleri hakkındaki davaların iş mahkemelerinde görüşülmesini düzenleyen 101. maddenin iptali istemiyle açılan dava hakkında Anayasa Mahkemesi’nin 2012 yılında vermiş olduğu bir karar bulunuyor. AYM’nin kararını özetlersek, 1 Ekim 2008’den önce çalışmaya başlayanlar, çalışırken ve emekli olduklarında, SGK’nın tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler hakkında idari mahkemelerde dava açabilecek.

Ancak, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra memur ve kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlar 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak. Bunların haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak. SGK ile yaşayacakları ihtilaflarda ise adli yargı görevli olacak. Yani iş mahkemelerinde dava açmaları gerekecek.

YARGITAY NE DEDİ?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin (Esas No: 2017/2735, Karar No: 2019 / 5127) kararına konu dosyaya göre, 1997 yılından beri vazife malulü olan bir kamu görevlisine, 2014 yılında iki bacağı için protez takıldı. Toplam 204 bin lira olan protez tutarının 116 bin lirası SGK tarafından karşılandı, 88 bin lirasını da kendisi ödemek zorunda kaldı. Vazife malulü kamu görevlisi, 88 bin liranın faiziyle birlikte SGK’dan tahsili için iş mahkemesinde dava açtı. SGK, kurum uygulamalarına göre ödenmesi gereken bedelin ödendiğini belirterek davanın reddini istedi. Yerel mahkeme, talebi kabul ederek 88 bin liranın fatura tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesini kararlaştırdı.

SGK avukatının başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 10. Hukuk Dairesi, SGK’nın istinaf talebini esastan reddetti. SGK’nın temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne geldi.

Yargıtay kararında, şöyle denildi:

“5510 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 Sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin ‘idari işlem’ ve ‘idari eylem’ niteliğini korumaya devam edeceğinden, bunların iptali için açılan davaların çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu açıktır.”