Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güncel Muhittin Böcek'ten ek ifade: "Adaylık için İmamoğlu'na 5 milyon euro verdim"

        Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürüttüğü rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan İçişleri Bakanlığı kararıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, savcılıkta ek ifade verdi.

        Muhittin Böcek ifadesinde şunları kaydetti: "Hakkımda yürütülen soruşturmalar kapsamında daha önce vermiş olduğum ifadede, Özgür Özel’in talebi doğrultusunda Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek’e seçim ve adaylık sürecinde yaptığım ödeme konusunda gerekli açıklamaları yapmıştım.

        Adaylığım henüz açıklanmadan önce, Özgür Özel’in yönlendirmesiyle 15/01/2024 tarihinde Manisa’ya gittim. Adaylığım henüz açıklanmadığı için, Özgür Özel’in kendi memleketi olması sebebiyle ve genel başkan olması nedeniyle, adaylığıma da katkısı olur düşüncesiyle Manisa’ya gittim.

        REKLAM

        Daha önceki ifademde bahsettiğim Ankara’daki toplantı sonrasında Özgür Özel, bana özel olarak ayrıca Ferdi Zeyrek’e maddi destek ve proje desteği verilmesi talimatında bulunmuştu. Bunun üzerine Manisa iline giderken yanımda bir çanta içerisinde yaklaşık 950.000 Euro götürdüm.

        Burada sosyal proje sunumu yapıldı. Ayrıca kısa bir süre Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldım. Bu esnada masasının yanına parayı bıraktım. Bu konuyla ilgili önceki beyanlarım doğrudur. Şimdi ise 2024 yerel seçimleri sürecinde yaşadığım başka bir olayı anlatmak istiyorum. 2024 yerel seçimlerinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmak amacıyla yürüttüğüm çalışmalar sırasında, Muratpaşa Belediye Başkanının Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, belediye başkan adaylıklarının belirlenmesi konusunda kendisine birtakım güvenceler verdiğini ve bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağını ve ödeme gerçekleştireceğini öğrendim.

        Ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan ile de seçim kampanyası konusunda anlaşma sağlandığı bilgisine ulaştım. Bu gelişmeler üzerine durumu netleştirmek ve adaylığım konusunda Ekrem İmamoğlu ile doğrudan görüşmek amacıyla 30/11/2023 tarihinde, yani adaylığım açıklanmadan önce, havayolu ile İstanbul’a gittim.

        REKLAM

        İstanbul’da Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel’de Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdim. Görüşmeye özel kalemim Yasin Yellice tanıklık etmiştir. Hatta görüşmenin ardından otelin balkonunda birlikte fotoğraf çektirmiştik. Fotoğrafı kendisinin çektiğini ve daha sonra sosyal medya hesabımda paylaştığımı hatırlıyorum.

        Bu görüşmede Ekrem İmamoğlu, başka bir kişiye adaylık sözü vermediğini ve tercihini benden yana kullanacağını ifade etti. Bu sırada seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu, ayrıca ilerleyen dönemde cumhurbaşkanlığı adaylığı planladığını belirterek siyasi yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu süreçte de, yani cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde, Antalya’nın hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli görevler üstleneceğini, benim de buna hazırlıklı olmam ve destek vermem gerektiğini söyledi.

        Benden yaklaşık 15 milyon Euro civarı maddi kaynak desteği istedi. Ben de elimden geldiğince ve zaman içerisinde bunu karşılayacağımı söyledim. Bunun üzerine destek olarak ayrıca Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde kendisinin Akdeniz Bölgesi harcamalarının tarafımca karşılanmasını iletti. Taleplerini karşılama sözü verdim. Bunun üzerine Antalya’ya döndüm. Bir kısım şahsi paramla birlikte seçim bütçemin bir kısmının kendisinde olduğu bir dostuma, 5 milyon Euro paraya ihtiyacım olduğunu söyledim. Bu parayla İstanbul’da bir ödeme yapacağımı bildirdim.

        REKLAM

        Aradan birkaç gün geçtikten sonra kendisiyle buluştuğumda, bana yanında bulunan 100 TL paranın fotoğrafını çekti. Ayrıca üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içerisinde verdi. Zarfa koyduğu banknotla birlikte kâğıdı, ödeme yapmak istediğim kişiye vermemi, onların da bununla parayı İstanbul Kapalıçarşı’da tahsil edebileceğini söyledi. Anladığım kadarıyla bu, havala adı verilen bir sistemdir.

        Ben de talebin bir kısmını karşılamak amacıyla yaklaşık iki hafta sonra, 16/12/2023 tarihinde önce Ekrem İmamoğlu’nu aradım. Geleceğimi belirttim. Daha sonra havayolu ile 17/12/2023 tarihinde İstanbul’a, Ekrem İmamoğlu ile görüşmeye gittim. İstanbul’u tam bilmiyorum ama hatırladığım kadarıyla seçim ofisi olarak kullandığı bir binaya gittim. Yüksek katlı bir plazanın giriş katında yer alan bir ofisti. Burada kendisine ait bir odada görüştük.

        Yine baş başa yaptığımız bu ikinci görüşmede, yanımdaki banknot ve telefon yazılı kâğıdı kendisine teslim ettim. Talep edilen paranın kalanını da daha sonra zaman içerisinde halledeceğimi söyledim. Bu seçimde Antalya’nın çok sayıda ilçesini de kazanacağımı taahhüt ettim. Tüm ilçelerle ilgili çalışmamı da sundum. Bu şekilde yanından ayrıldım.

        Taahhüt ettiğim paranın kalanını, Ekrem tutuklandığı için gerçekleştirmedim. Bu ödeme yöntemiyle oğlum Gökhan Böcek, yine aynı dostumun seçim reklam giderlerimizi de ödemesine aracılık etmiştir. Ekrem’e verdiğim paranın hangi dövizciden tahsil edileceğini bilmem mümkün değildir. Bir şifre olan bu banknotla dövizciden tahsil edilen bir ödeme sistemidir ve zaten gizlilik içeren bir sistemdir.

        REKLAM

        Ekrem İmamoğlu ile yaptığım her iki ziyaretimde yanımda mobil özel kalemim Yasin Yellice vardı. Odaya girmemekle birlikte görüşme yaptığıma şahittir. Bu ifade nedeniyle siyasi tecrübelerim ve gözlemlediğim bazı değerlendirmeleri de arz etmek isterim. 5 Temmuz 2025 tarihinden bu yana, İstanbul merkezli başlatılan soruşturmanın devamı niteliğindeki süreç kapsamında tutuklu bulunmaktayım. Hâlen Altıncı Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden bir dosyam bulunmaktadır.

        Belediye ve ilgili kuruluşlara ilişkin çok sayıda soruşturma da sürmektedir. Aynı zamanda birçok CHP büyükşehir, il ve ilçe belediyesine yönelik olarak, Ekrem İmamoğlu davasının ardından İstanbul merkezli soruşturmalar, görevden almalar ve davalar söz konusu olmuştur.

        Yaklaşık bir yıldır, büyük ölçüde sonuçsuz kalacağı veya genel hükümler çerçevesinde değerlendirileceği düşünülen soruşturmalar nedeniyle Antalya halkının iradesini temsil eden belediye başkanlığı görevim, sosyal hayatım ve seçmenlerime verdiğim sözler belirsizlik içine sürüklenmiş; hem şahsım hem de temsil ettiğim irade mağdur edilmiştir.

        Ekrem İmamoğlu, CHP belediyeciliğinin öncü isimlerinden biri olarak, halkın teveccühü sayesinde uzun yıllar sonra çok sayıda belediyenin kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Ancak bu siyasi başarının ardından herkesin kendi görev alanında sorumluluklarını yerine getirmesi gerekirken, kendisi belediye başkanlığı görevini ikinci plana iterek erken bir cumhurbaşkanlığı hazırlığı sürecine yönelmiştir. Bu kapsamda siyasi stratejiler geliştirilmiş, ekonomik kaynak oluşturma çabalarına girişilmiş ve ülke genelini ilgilendiren çeşitli görüşme ve çalışmalar yürütülmüştür.

        REKLAM

        Bizler zaman zaman her şeyin bir zamanı olduğunu, şartların olgunlaşması gerektiğini ve halkın vermiş olduğu belediye yönetme yetkisinin gereğinin öncelikle yerine getirilmesinin daha doğru olacağını dile getirmiş olsak da bu görüşler karşılık bulmamıştır.

        Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hedefinin ve tüm kararları tek merkezden yönetme arzusunun, siyasi yaklaşımında baskın hâle geldiğini düşünmekteyim. Kontrolsüz ve öngörüsüz şekilde yürütülen bu süreç, başta Antalya olmak üzere birçok CHP belediyesini olumsuz etkilemiş; siyasi huzursuzlukların artmasına ve kamu hizmetlerinin geri planda kalmasına neden olmuştur.

        Yukarıda anlattığım hususlar çerçevesinde Ekrem İmamoğlu, kendisi de bir belediye başkanı olmasına rağmen, zaman içerisinde tüm belediye başkanlarının belirlenmesinde etkili olan, parti üstü bir siyasi güce dönüşmüştür.

        Öyle ki Parti Meclisi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dahi birçok konuda onun görüşü dışında hareket edemediği bir durum oluşmuştur. Bu durum, siyasetin doğal işleyişi açısından sağlıklı değildir ve sonuçları ortadadır. Bir taraftan yüz yılı aşan geçmişe sahip CHP gibi bir siyasi partinin yönlendirilmesi, diğer taraftan İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yönetimi ve henüz 4 yıl sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik hazırlıkların aynı anda yürütülmeye çalışılması; erken seçim tartışmalarıyla birleşerek demokratik teamüller açısından tartışmalı bir siyasi atmosfer oluşturmuştur. Kamuoyunda bilinen bir gerçektir ki Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı hedefi doğrultusunda ekonomik, sosyal medya ve benzeri birçok çalışma yürütmüş; belediyeler, milletvekilleri, iş insanları, gazeteciler ve çeşitli toplumsal aktörler bu süreçlerin bir parçası hâline getirilmiştir.

        Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce yaptığı, 'Belediyeler, genel merkezlerin ve liderlerin taleplerini karşılayacak yerler değildir.' şeklindeki açıklaması da bu tartışmaların özünü ortaya koymaktadır. İki yıldır belediye başkanlığı yapan biri olarak elbette belediyelerimizde mevzuattan kaynaklanan veya uygulamada ortaya çıkan eksiklikler ve hatalar olabilir. Ancak CHP belediyeciliğinin halk nezdinde yakaladığı güçlü desteğin bugün zayıflamasının sebeplerinden biri de siyasi hedeflerin belediyecilik faaliyetlerinin önüne geçirilmesidir. Bu durum hem CHP’ye hem de ülkemize zarar veren sonuçlar doğurmaktadır.

        Ekrem İmamoğlu, geçmişte eleştirdiği bazı uygulamaların benzerlerini henüz o statüye ulaşmadan sergilemiştir. Belediye başkanı olmasına rağmen parti üzerinde belirleyici bir irade oluşturma çabası, tüm kararların son aşamada kendisine bağlanmasını istemesi ve demokratik teamüllere aykırı bir güç yoğunlaşması yaratması, siyasi açıdan sağlıklı olmayan bir tablo ortaya çıkarmıştır. Bu değerlendirmeleri, kişisel hırsların bir kurumun tamamını nasıl belirsizlik, tedirginlik ve savunmasızlık içine sürükleyebileceğini göstermek adına bir sorumluluk olarak kamuoyunun takdirine sunuyorum. Bildiğim gerçekleri ve düşüncelerimi samimiyetle dile getirdim. Takdirlerinize arz ediyorum."

        ÖNERİLEN VİDEO

        Leyla Aydemir davasında tutuklu sanık Yusuf Aydemir'e 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

        Ağrı'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Leyla Aydemir'in (4) ölümüne ilişkin yeniden görülen davada, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Yusuf Aydemir'i 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, diğer sanıkların beraatine karar verdi. ...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ