Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Türk şiirinin en popüler şairlerinden biri olan Nâzım Hikmet'in hayatı ve şiirleri 119. doğum gününde araştırılıyor. Ressam Celile Hanım ile Hikmet Bey'in oğlu olarak dünyaya gelen Nazım Hikmet'in yaşam öyküsü merak konusu oldu. Peki, Nâzım Hikmet kimdir? Nâzım Hikmet nereli? İşte en güzel Nâzım Hikmet şiirleri...

NÂZIM HİKMET KİMDİR?

Nâzım Hikmet Ran 15 Ocak 1902 tarihinde Selanik, Osmanlı İmparatorluğu'nda dünyaya geldi. 3 Haziran 1963'te Moskova, SSCB'de hayata gözlerini yuman Nâzım Hikmet, vefat ettiğinde 61 yaşındaydı. Türk şair ve yazar olan Nâzım Hikmet "Romantik komünist" ve "romantik devrimci" olarak tanımlanır. Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.

Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.

Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nazım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı. 1951 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı; ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi. Mezarı Moskova'da bulunmaktadır.

NÂZIM HİKMET'İN BESTELENMİŞ ŞİİRLERİ

Ahmet Aslan, Geberiyorum
Ahmet Kaya, Aynı Daldaydık
Ahmet Kaya, Şeyh Bedrettin (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
Cem Karaca, Ceviz Ağacı
Cem Karaca, Çok Yorgunum (Mavi Liman şiirinden uyarlama)
Cem Karaca, Hasret (Davet şiirinden uyarlama)
Cem Karaca, Herkes Gibi
Cem Karaca, Hoşgeldin Kadınım (Hoş Geldin şiirinden uyarlama)
Cem Karaca, Kerem Gibi
Cem Karaca, Şeyh Bedrettin Destanı (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
Edip Akbayram, Gidenlerin Türküsü
Edip Akbayram, Güzel Günler Göreceğiz (Nikbinlik şiirinden uyarlama)
Edip Akbayram, Korkuyorlar
Esin Afşar, Tahir ile Zühre Meselesi
Ezginin Günlüğü, Japon Balıkçısı
Ezginin Günlüğü, Seni Düşünmek Güzel Şey
Fikret Kızılok, Akın Var
Grup Baran, Güneşi İçenlerin Türküsü
Grup Baran, Salkım Söğüt
Grup Yorum, Ben Bir Asker Kaçağıyam
Grup Yorum, Bu Memleket Bizim
Grup Yorum, İnsanların İçindeyim
Grup Yorum, Veda
Taci Uslu, Piraye [not 1]
Hüsnü Arkan, Bor Oteli
İlhan İrem, Hoşgeldin Kadınım
İlkay Akkaya, Beyazıt Meydanı
Mesud Cemil, Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş[26]
Onur Akın, Sev Bakalım
Onur Akın, Seviyorum Seni


Ruhi Su, Kadınlarımız
Ruhi Su, Masalların Masalı
Ruhi Su, Onlar Ki
Sümeyra Çakır, Hürriyet Kavgası
Yeni Türkü, Mapushane Kapısı
Yeni Türkü, Öldükten sonra
Yeni Türkü, Sen
Zülfü Livaneli, Bulut Mu Olsam
Zülfü Livaneli, Hoşçakal Kardeşim Deniz
Zülfü Livaneli, Karlı Kayın Ormanı
Zülfü Livaneli, Kız Çocuğu
Zülfü Livaneli, Memetçik Memet
Zülfü Livaneli, Saat Dört Yoksun
Zülfü Livaneli, Vapur

NÂZIM HİKMET'İN ŞİİR KİTAPLARI

Dağların Havası (Osmanlıca baskı, 1925)
835 Satır (1929)
Jokond ile Sİ-YA-U (1929)
Varan 3 (1930)
1 + 1 = 1 (1930)
Sesini Kaybeden Şehir (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932)
Gece Gelen Telgraf (1932)
Portreler (1935)
Taranta Babu'ya Mektuplar (1935)
Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl (1936)
Kuvayi Milliye (1968)
Saat 21-22 Şiirleri (1965)
Dört Hapishaneden (1966)
Rubailer (1966)
Yatar Bursa Kalesinde (1929-1951)
Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967)
Yeni Şiirler (1951-1959)
Son Şiirleri (1959-1963)

NÂZIM HİKMET AŞK ŞİİRLERİ

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…