Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Öksürük, havayollarındaki yabancı maddeleri temizlemeye yönelik, ani, patlayıcı soluk verme manevrasıdır. Öksürük sırasında yaklaşık 800 km/saat ( uçak hızı) hıza ulaşabilen kısa süreli hava akımı oluşur. Yalnızca hava yolları veya solunum sisteminin etkilenmesi ile öksürük oluşmaz. Solunum yolları dışında diyafram, plevra, dış kulak yolu, kalp zarı, yemek borusu ve midede de öksürük refleksini uyaracak reseptörler bulunduğundan bu yapıları etkileyen hastalıklarda da öksürük ortaya çıkabilir. Peki, Öksürük nasıl geçer? Kuru öksürüğe ne iyi gelir ve tedavisi nasıl yapılır?

KURU ÖKSÜRÜK NEDENLERİ

  • Sigara,
  • Sinüzit, alerjik rinit veya orta kulak iltihabı gibi KBB branşını ilgilendiren durumlar
  • Gastroözofageal reflü
  • Astım-reaktif havayolu hastalığı
  • Bronşit
  • Zatürre
  • ACE inhibtörleri (yüksek tansiyon ve konjestif kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan bir ilaç türü)
  • Konjestif Kalp Yetmezliği
  • KOAH
  • Aspirasyon
  • Sarkoidoz
  • Akciğer Kanseri
  • Havayollarına bası yapan mediyasten tümörleri
  • Trakeobronşiyal Tümörler

KURU ÖKSÜRÜK HANGİ HASTALIKLARIN HABERCİSİDİR?

Öksürüğün nedenleri çok geniş bir yelpazede incelenebilir. Öksürüğe neden olan hastalığa yönelik değerlendirme yapabilmek için öncelikle ayrıntılı bir hikaye alınmalıdır. Hastanın yaşı, öksürüğün süresi, şekil değiştirip değiştirmediği, eşlik eden başka bir şikayetin varlığı, ilaç kullanımı, kilo kaybı olup olmadığı gibi özellikler hekimi öksürüğe neden olabilecek hastalığa yönlendirmesi açısından önemlidir. Sonrasında yapılacak dikkatli ve ayrıntılı bir fizik muayene ile öksürüğe neden olabilecek durumların sayısı en aza indirilebilir ve bu aşamada hedefe yönelik tetkiklerin belirlenmesi daha isabetli yapılabilir. Örneğin öksürükle gelen bir hastada tansiyon hastalığı ve ACE inhibitörü kullanımının sorgulanması ile tansiyon ilacı kullanımına bağlı öksürük düşünülüp, ilacın değiştirilmesi ile hastanın takibe alınması yeterli olabilirken, reflüye bağlı öksürükte ise eşlik eden göğüste yanma, yemek sonrası şişkinlik veya ağza acı su gelmesi gibi şikayetlerin varlığında reflü tedavisi ile takip veya sindirim sistemine yönelik endoskopi yapılması tercih edilebilir. Sigara kullanımı, kilo kaybı, öksürükle ağızdan kan gelmesi, ailede kanser hikayesi veya nefes darlığı gibi şikayetlerin de ortaya çıkmış olması akciğer kanseri veya tüberküloz habercisi olup tomografi ve bronkoskopi gibi ileri ve invaziv tetkiklerin yapılmasını gerekli kılar.


NE KADAR SÜRERSE DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

Öksürük devam etme süresine göre akut, subakut ve kronik öksürük olarak üç ana başlıkta incelenir. Üç haftaya kadar olan sürede devam eden öksürük akut, 3-8 hafta arasında bir süredir devam eden öksürük subakut, 8 haftadan daha uzun süredir devam eden öksürük kronik öksürük olarak adlandırılır. Erişkinde akut öksürük en sık sinüzit, alerjik rinit, KOAH atakları, astım, pnömoni gibi nedenlerle görülür. Subakut öksürük en sık olarak bronşit, sinüzit gibi enfeksiyonların ardından veya astım ya da KOAH gibi hastalıkların ataklarından sonra görülür. Kronik öksürük ise sıklıkla postnazal akıntı sendromu (burun ve sinüslerden gelen sekresyonun boğaza akması sonucu oluşuyor),astım ve gastroözofageal reflü (GÖR) gibi durumlarla birliktedir. Daha nadiren de kronik öksürüğe kanserler, tüberküloz, sarkoidoz, zatürre ve romatizmal-immünolojik akciğer hastalıkları neden olur.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta öksürüğün süresi ile öksürüğe neden olabilecek hastalıkları kesin olarak tespit etmenin mümkün olmadığıdır. Kronik öksürüğü olan bir hastada öksürüğe neden olan şey, aslında akut öksürük yaptığı düşünülen sinüzit veya alerjik rinit gibi bir hastalığın yetersiz veya uygun olmayan şekilde tedavisi de olabilir. Aynı şekilde kronik öksürüğe neden olacağı düşünülen bir akciğer kanseri vakası da yani başlayan öksürük şikayeti ile gelebilir. Burada önemli olan hikaye ve fizik muayene basamaklarının geniş bir perspektifte ele alınmasıdır.


Normal hayatın seyrinde öksürük görülmez. Yeni başlayan birkaç gün içinde sıklaşan ataklar haline gelen, eşlik eden başka belirtilerin de olduğu öksürük şikayeti olması halinde doktora başvurulmalıdır.

KURU ÖKSÜRÜK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Öksürük bir hastalığa bağlı bir belirti olup hastalığın kendisi değildir. O nedenle öksürüğün tedavisi değil, öksürüğe neden olan hastalığın tespit edilmesi ve o hastalığın tedavi edilmesi esas olandır. Tedavi öksürüğe neden olan hastalığa göre değişir. Sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit, tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarında hastalığın şiddeti, yaygınlığı, akut veya kronik olması durumu gibi özellikler göz önüne alınarak uygun dozda ve sürede antibiyotik tedavileri uygulanır. Astım ve KOAH gibi hastalıklarda nefes yolu ile uygulanan ilaçlar kullanılır. Gastroözofageal reflü varlığında mide asitini azaltıcı ve sindirim sisteminin çalışmasını düzenleyici ilaçlar kullanılır. Kalp veya akciğer zarlarında toplanan sıvı nedeniyle öksürük varsa bu sıvıların iğne, katater veya ameliyat ile boşaltılması ve sıvı toplanmasına neden olan hastalığın tedavisi yoluna gidilmesi gerekir. Hava yollarına bası yapan mediyastinal (her iki akciğer arasındaki boşlukta olan) tümörlerde tanı konulduktan sonra ameliyat, kemoterapi, radyoterapi yöntemlerinden biri veya birkaçı uygulanabilir. Akciğer kanserlerinde ise tedavi kanserin cinsine ve tespit edildiğindeki evresine göre tedavi seçenekleri şekillendirilmektedir. Küçük hücreli akciğer kanseri vakalarında

1. Evre dışında ameliyat gündeme getirilmeden kemoterapi ve radyoterapi seçenekleri değerlendirilmektedir. Küçük hücreli dışında kalan gurupta bir akciğer kanseri olgusunda ise evresinin elverdiği ölçüde ameliyat seçeneği birinci tercih olarak değerlendirilmelidir. Ameliyat sonrasında patolojik inceleme sonucuna göre ek olarak kemoterapi, radyoterapi veya yeni tedavi modelleri kullanılabilmektedir.


Ayrıca çok sigara içenler kişiler de muhakkak 50 yaşından itibaren akciğer tomografisi çektirmeli ve yılda bir doktor kontrolünden geçmelidir.