Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

SİNDİRELLA

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok uzak diyarlarda Sindirella adında güzeller güzeli bir kız yaşıyormuş. Bu güzel kızın üvey annesi ve 2 tanede kız kardeşi varmış. Sindirella çok iyi kalpli bir kız olmasına rağmen üvey kız kardeşleri ve üvey annesi kötü kalplilermiş. Sindirella'nın güzelliğini kıskanıp ondan hiç hoşlanmazlarmış. Anneleri ile beraber Sindirella'nın odasındaki bütün eşyalarını oraya buraya atıp evin bütün işlerini ona yaptırıyorlarmış.

Ona o kadar kötü davranıyorlarmış ki yanlarında oturmasına bile izin vermiyorlarmış. Sindirella, akşamları mutfakta oturup, artık sönmeye çalışan ocağın küllerinde ellerini ısıtmaya çalışıyormuş. Sürekli ocağın başında oturduğu için üvey kız kardeşleri ona "Külkedisi" adını takmışlar.

Günlerden bir gün eve saraydan davetiye gelmiş. Davetiye Prens için sarayda verilecek olan bir balo içinmiş. Bu baloda prens kendisine bir eş seçecekmiş. Üvey kız kardeşler çok heyecanlanmışlar ve prensin kendilerinden birini seçebileceğini düşünmüşler. Tabi ki kül kedisinin baloya gelebileceğini akıllarından bile geçirmemişler.

Günler öncesinden balo için hazırlık yapmaya başlamışlar. Ama Külkedisi kadar güzel olmadıkları için ne yapsalar bir türlü güzelleşemiyorlarmış. Balo akşamı gelmiş çatmış, üvey kız kardeşler anneleriyle beraber baloya gitmişler. Külkedisi baloya gidemediği için mutfakta oturmuş ağlıyormuş. Birden bir kadının sesiyle ürpermiş. Kafasını yukarıya bir kaldırmış ki ne görsün! Çok güzel bir peri karşısında duruyormuş.
-" Neden ağlıyorsun Külkedisi?" diye sormuş kadın..

HT Çocuk sayfasına gitmek için tıklayın

Külkedisi cevaplamış:

-"Bende baloya gitmek istiyorum." demiş. Güzel kadın Külkedisine:

-" Üzülme! o baloya gideceksin ben senin iyilik perinim, bana hemen bir balkabağı getirir misin? " demiş.

Külkedisi o kadar heyecanlanmış ki bir an ne gördüğüne ne duyduğuna inanabilmiş. Bu bir mucizeymiş. Hemen gidip balkabağını getirmiş. İyilik perisi elindeki sihirli değneği balkabağına dokundurduğunda, balkabağı çok güzel bir faytona dönüşmüş. İyilik perisi Külkedisine:

-" Şimdi de altı tane fare bulmamız gerekiyor ."demiş. Külkedisi altı fareyi de bulup iyilik perisine getirmiş. İyilik perisi değneği altı fareye değdirmiş ve fareler altı tane beyaz ata dönüşmüşler.

Külkedisi gözlerine inanamıyormuş. Güzel kadın son olarak demişki;
" Şimdi de bir kabak ve altı tane nar lazım bana."
Külkedisi bir kabak ve altı narı da iyilik perisini getirdikten sonra merakla beklemeye başlamış. İyilik meleği kabağı, faytonu sürecek olan arabacıya, narları da arabanın arkasından gidecek olan uşaklara çevirivermiş. Artık sıra Kül kedisine gelmiş. Peri sihirli değneğini külkedisinin üzerindeki elbiselere değdirdiğinde, Külkedisinin yırtık, pırtık elbisesi birden çok güzel bir balo elbisesine dönüşmüş. Ayaklarında ise camdan yapılmış ayakkabılar varmış. İyilik perisi külkedisine artık baloya gidebileceğini, baloda dilediği gibi eğlenebileceğini, yalnız saat on iki olduğunda her şeyin eski haline dönüşeceğini söylemiş. O yüzden Külkedisinin saat gece yarısı on ikiyi göstermeden önce eve dönmesi gerektiğini tembihlemiş. Külkedisi çok mutlu olmuş ve hemen yola çıkmışlar.
Balodan içeri girdiğinde bütün gözler ona çevrilmiş. Üvey kız kardeşleri bile yeni kıyafetleri içindeki Külkedisini tanıyamamışlar. Prens Külkedisini görür görmez büyülenmiş ve bütün gece Kül kedisiyle dans etmişler. İkisi de o kadar mutluymuş ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamışlar. Saat on ikiyi vurmak üzereyken Külkedisinin aklına iyilik perisinin söyledikleri gelmiş. Telaşla Prense Hoşça kal bile diyemeden balo salonundan koşarak uzaklaşmış. Prens Külkedisinin arkasından koşmuş ama ona yetişememiş. Merdivenlerde camdan ayakkabısının bir tekini bulmuş.
- Kendi kendine " Ne yapıp edip bu ayakkabının sahibi bulacağım." Demiş. Külkedisi ise eve zar zor yetişmiş ve İyilik perisinin dediği gibi her şey yine eski haline dönmüş. Sadece ayağında ayakkabısının teki duruyormuş. Diğer tekini nerede bıraktığını hatırlayamıyormuş.
Ertesi gün Prens ayakkabının sahibi aramaya başlamış. Bütün evleri tek tek gezerek kızlara ayakkabıyı denetiyormuş. Fakat kimsenin ayağına uymuyormuş. Prens Kül kedisinin yaşadığı eve geldiğinde üvey kız kardeşler hemen ayakkabıyı denemişler. Fakat ayakkabı, ne kadar zorlasalar da ayaklarına olmamış. Prens tam evi terk edip gidecekken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.

DİĞER MASALLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

" Hanımefendi, ayakkabıyı birde siz dener misiniz?" demiş karşısındakinin Külkedisi olduğunu farketmeden..

Üvey kız kardeşler Prensin bu sorusuna kahkahalarla gülmeye başlamışlar.

-" O mu deneyecek? O bizim evin hizmetçisi baloya bile gelmedi!." demişler.. Fakat Prens bunu duymazlıktan gelmiş ve Külkedisine ayakkabıyı uzatmış.

Külkedisi gelip ayakkabıyı denediğinde ayakkabı ayağına kalıp gibi olmuş. Prens, sonunda prensesini bulduğu için , Sindirella da prensine kavuştuğu için çok mutlu olmuş. Sindirella ve prens evlenerek çok mutlu bir hayat sürmüşler.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım tahtına.. Gökten 3 elma düşmüş, biri prensin, biri Sindirella’nın biri de bu masalı dinleyen siz çocukların başına.. Hoşçakalın çocuklar…