Abdülhamid'in Japonlar tarafından katledilen torununun hazin öyküsü
Murat Bardakçı yazdı...
ABONE OLPU-Yİ, Çin’in son imparatoruydu... Dünya, Pu-Yi’nin hikâyesini İtalyan rejisör Bernardo Bertolucci’nin 1987’de çevirdiği ve dokuz Oscar alan “Son İmparator” filminden öğrendi... Tahta iki yaşındayken çıkmış, 18’inde sürgüne yollanmıştı.
Japonlar İkinci Dünya Savaşı öncesinde PuYi’yi Mançurya'ya götürmüş, orada kurdukları kukla yönetimin başına geçirmiş, 1934’te imparator ilân edip Mançurya İmparatoru yapmışlardı. Pu-Yi savaş sonrasında Ruslar’a esir düştü, Çin’e iade edildi ve bir hapishanede senelerce sosyalizm eğitimi gördükten sonra serbest bırakıldı. Artık sıradan bir Çin vatandaşıydı ve 1967’de dünyadan ayrılışına kadar, Pekin’de bahçıvanlık yaptı.
Pu-Yi, Japonya macerasında tek başına değildi... Yanında İstanbu l’dan gelen iki imparator adayı daha vardı ve bu adayların mevcudiyeti bugüne kadar pek bilinmedi, hep gizli kaldı... İkinci Dünya Savaşı öncesinde Doğu Asya’nın Rus hâkimiyetindeki kısmını ele geçirmek isteyen Japonya, kurmayı tasarladığı uydu devletlerin hükümdarı olarak düşündüğü adayları soylular arasından seçmişti: Mançurya tahtına Çin’in eski imparatoru Pu-Yi ve Türkistan’la Moğolistan tahtlarına da iki genç Osmanlı şehzadesi; Abdülhamid’in torunları olan Abdülkerim ve Orhan Efendi oturacaktı. Pu-Yi Pekin’den sürgün edildiği günden itibaren zaten Japonlar ile beraberdi, Osmanlı şehzadeleri ise Suriye’de yaşıyorlardı... Şehzadelerle Japonlar adına ilişkiyi, sarayın bazı eski mensupları sağladı... Beyrut’tan bin dikleri vapurla haftalar süren bir yolculuktan sonra Hindistan ve Singapur üzerinden Yokohama’ya ulaştılar. Müstakbel imparatorları burada Japon sarayının önde gelenleri karşıladı. Hep beraber Tokyo’ya geçildi, şereflerine davetler verildi, Japon veliahdı tarafından kabul edildiler ve tahta oturtulacakları günü beklemeye başladılar. Olan, işte ondan sonra oldu.