Ulusalcı olmak bir yere kadar sorun olabilir, ama ulusalcı taklidi yaparak başka bir ülkenin psikolojik operasyon aygıtı olmak epey utanç verici.
Yılmaz Özdil, bu utancın parçası olmayı içine sindİremediği için isyan etti geçen gün.
Duymayan kalmıştır diye yazalım: Geçtiğimiz günlerde Halk TV'den Ece Zereycan ve Ömer Ödemiş, Beşar Esad ile bir röportaj yaptılar. Röportajın bölümlerine internetten ulaşılabiliyor.
Röportaj boyunca Esad, Türkiye'nin Başbakan'ına, bakanlarına hakaret ediyor, "Suriye alevler içinde iken Türkiye'de huzur olmaz" gibi sözlerle tehdit ediyor, iki Halk TV elemanı da yalnızca çanak sorular soruyor. Başbakan'ın karşısına çıkan gazetecilerin yalakalığından girip yandaşlığından çıkan bu zihniyetin Esad karşısındaki saygısı, nezaketi üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Ama oraya gelene kadar akşam olur, zira röportaj çok belli ki Türkiye'deki Esad sempatizanlarını tahkim etmek , Erdoğan karşıtı cepheyi Esad taraftarı haline getirebilmek için hazırlanmış.
İktidarı babadan devralmış ve seçim yüzü görmeyen bir ülkenin iktidarını gasp etmiş, son iki yıl içinde yüz bin insanın ölümüne neden olmuş Esad, Türkiye Başbakanı'nı "demokrat olmamakla" suçluyor. Erdoğan'ı "yalancı", "ahlaken düşük bir değere dahi sahip değil" ve "yobaz biri" olarak tahkir ediyor. Türkiye'nin terörü desteklediğini belirtiyor ve şaka gibi ekliyor: "Suriye'deki hapishanelerde gazeteci yoktur, bizim renkli bir muhalefetimiz vardır." Bunlar olurken röportajı gerçekleştirenler Esad'a saygıda kusur etmeyerek rezaleti taçlandırıyor.