Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Medya Taksim Gezi Parkı protestoları için köşe yazarları ne dedi?

        AHT

        Bir süredir Türkiye'nin gündemini oluşturan Taksim Gezi Parkı ile ilgili protestolar ve polisin protestoculara karşı güç kullanımı, hemen hemen tüm gazetelerde köşe yazarları tarafından kaleme alındı, irdelendi. İşte köşe yazarlarının görüşleri...

        'Gruplar örgütlü değil, aşırı örgütsüzlerdir'

        Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku ÇAKIRÖZER:

        KİMSE bu meseleyi yok "darbe çığırtkanlığı yapılıyor", yok "27 Mayıs provası yapılıyor" şeklinde çarpıtmamalıdır. Taksim, Kuğulu Park, Gündoğdu Meydanı ve Türkiye'nin daha birçok yerinde ayağa kalkan insanlar örgütlü bir topluluk değildir. Tam tersine aşırı örgütsüzdürler. Protestocular bir kurum ya da kuruluşun yönlendirmesi altına girmemeye de eylemleri boyunca çok büyük özen gösterdi. Hükümet yanlılarının Gezi Parkı ile ilgili sarıldığı bir başka söylem ise "Hükümetler meydanlarda, sokaklarda değil sandıkta değişir" yaklaşımı. Bize göre de öyle olmalıdır. Ama... Demokrasi de 4-5 yılda bir kurulan sandıktan ibaret, şekli bir şey değildir. Demokrasi bir kültürdür. Çoğulculuktur, karşılıklı saygıdır, ötekini dinlemektir ve hoşgörüdür.

        "En ateistiyle, en müminini yan yana getirecek kadar inançlar üstü"

        Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Ertuğrul ÖZKÖK:

        ÖYLE bir hareketti ki; genciyle yaşlısını bir araya getirecek kadar nesiller üstü; Kadınla erkeği omuz omuza yürütecek kadar cinsiyetler üstü; En zenginiyle, en yoksulunu bir araya getirecek kadar sınıflar üstü; En ateistiyle, en müminini yan yana getirecek kadar inançlar üstü; En marjinaliyle, en klasiğini bir araya getirecek kadar karakterler üstü; En tanınmışıyla en tanınmamışını el ele getirecek kadar kibirler üstü; Bursa'yı Çarşı'yla, Çarşı'yı UltrAslan'la, hem de formalarıyla kol kola sıkacak kadar takımlar üstü; Böyle bir hareketti yani... Bunu iyi okumak; mağrur bir alışkanlıkları bir kenara bırakıp; kibirsiz okumak gerekir. Yüksekten değil, yakından bakarak okumalı... Çünkü orada ne kimse için bir zafer var; ne de kimse için yenilgi veya hezimet... Sadece çok güzel, çok aydınlık, çok umut verici bir Türkiye var.

        'Öfke Başbakan'ın şansında kişiselleştirilmiş'

        Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı Aslı AYDINTAŞBAŞ:

        Gezi protestolarına katılan, öteki Türkiye'ydi. Meydanda Kürtler de vardı, MHP'liler de. Ama çoğunluk, Türkiye bayrakları taşıyan, şu ya da bu biçimde hükümet tarafından dışlandığını, cezalandırıldığını hisseden şehirli, laik, orta sınıftı. Eylemin en çarpıcı noktası, duyulan öfkenin Başbakan'ın şahsında kişiselleştirilmiş olmasıydı. Burada bütün protestocular öfkelerini Erdoğan'a yöneltmişlerdi. Bu olay, Başbakan'ın yönetim tarzına yönelik bir itirazdı. Kuşkusuz içki yasağı tartışmaları, Yavuz Sultan Selim kırgınlığı, 1 Mayıs kutlamalarının adeta bir sıkıyönetim ortamında engellenmesi, polisin uzunca bir süredir Beşiktaş ve Çarşı grubuyla olan gerilimli ilişkisi ve en önemlisi Başkanlık tartışmaları bu öfkenin büyümesine katkıda bulunmuştu.

        'Başbakan, tek partili dönemi sevmiyor'

        Taraf Gazetesi Köşe Yazarı Emre USLU:

        BAŞBAKAN Erdoğan'ın sanırım en sevmediği dönem Tek Parti dönemi. Oysa bizzat kendi uygulamaları özellikle son bir yılda tek parti dönemi uygulamalarını hatırlatmaya başladı. Tek başına, "ben yaptım oldu" mantığıyla, Taksim'e kışla, Çamlıca'ya cami, Beşiktaş'a otel de yapıyor. Kuralına göre ihalesi yapılmış ihaleleri "ben beğenmedim" diye iptal ederken, başka ihaleleri ben beğendim diye kabul ediyor. Erdoğan'ın nefret ettiği tek parti anlayışı da bu değil miydi? Taksim'e kışla yapılması sanırım iki zihniyet arasındaki paralelliği göstermesi bakımından bir turnusol örneği gibi. Önce tek parti döneminde Taksim Topçu Kışlası nasıl yıkıldı ona bakalım sonra da Erdoğan nasıl yapıyor ona bakalım.

        "Kriz kötü yönetildi"

        Türkiye uzmanı Prof. Dr. Henri Barkey (LeHigh Üniversitesi)

        Türkiye'deki protestoların kontrolden çıkmasını beklemiyorum. Taksim, Erdoğan'ın tahriri yorumlarının gerçekçi olduğuna inanmıyorum. Bu eylemler sadece hükümet ve Erdoğan'a karşı değli; muhalefete de karşı. Hükümet şu ana kadar krizleri iyi yönetmişti ama şimdi bu krizi bu kadar kötü yönetmesi, herkesi çok şaşırtmakta. Gösterilerin bir süre daha devam edeceğini tahmin ediyorum.

        'Meşru talep antidemokratik uygulamayla bastırılıyor'

        Habertürk Gazetesi Köşe Yazarı Nihal Bengisu KARACA:

        Taksim Gezi'deki eylemi başlatanlar, biber gazı değil ılıman bir iklim istiyorlardı. O kadar yoğun bir "gazlama" müdahalesi vardı ki, eylemci olmayan insanlar bile kendilerini eyleme çağrılmış hissettiler. Orantısız gaz, mıknatıs tesiri yaptı. Şiddetsiz, sopasız, silahsız eylemcilere binlerce metreküp biber gazı sıkılması sonucu yüzlerce yaralı, son verilmeyen ve bitirilmeyen kaos oldu. Meşru bir talep antidemokratik uygulamalarla bastırılmaya çalışılıyor ve hızla suistimale uğrayarak kirleniyor. Hangi sebeple olursa olsun, bir şekilde harekete geçme ihtiyacı hisseden bu kalabalıkların devlet tarafından asla görmenden gelinmemesi, iyi analiz edilmesi gerekiyor.

        'AK Parti ve İslam düşmanı aşırı örgütler var'

        Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem DUMANLI:

        AŞIRI örgütler, her fırsatı değerlendiren örgütler var bu ülkede. En masum eylemlerin bile içine sızıp etrafı ateşe veriyorlar hunharca. Her fırsatı değerlendirerek provokasyon yapıyorlar. Futbol maçından siyasî eyleme kadar her türlü fırsatı kollayan ve her şeyi yakıp yıkmaya çalışan grupların Ergenekon gibi derin yapılarla yan yana olmaları, sırtlarını onlara dayamaları gözden kaçmıyor. Bu malum zümrenin Taksim'le, Gezi Parkı'yla falan ilgisi yok. Bu ülkeyi canı gönülden seven her fert, ortaya çıkan manzaradan rahatsız oldu. Basiret lütfen.

        'Ergenekonvari bir olay'

        Akit Gazetesi Köşe Yazarı Abdurrahman DİLİPAK:

        OLAY sadece ağaçları koruma işi değil. Olay bir isyan denemesi. Bir ayaklanma, Ergenekonvari bir olay. Bir süredir Erdoğan'ı diktatörlükle suçlayan ve başkanlık tartışmasından yola çıkarak ipe sapa gelmez iddialarla kafaları karıştırmaya çalışanların kulakları çınlasın. Sen misin Erdoğan, birileri ile iktidarı paylaşmayan, onların siyasi rant taleplerine olumlu cevap vermeyen? Erdoğan daha önce "gücünüz yetiyorsa, gelin beni alın" demişti, hatırlarsanız... Bu iş bugün bu noktaya geldi ise, bu üstü örtülü hesaplaşmanın bunda payı hesaba katılmalı... Polisin orantısız güç kullanma iddiaları ve servis edilen bazı görüntülerdeki ayrıntılara da dikkat etmek gerek. Bana kalırsa Reyhanlı ve Taksim olayı aynı merkezlerin, aynı senaryonun farklı uygulamaları. Birileri bindiği dalı kesiyor sanki. Erdoğan'ı köşeye sıkıştıralım derken, kendi cellâtlarının ekmeğine yağ sürüyor olmasınlar sakın.

        'Yerel siyaset, vatandaşlarla gereğinden fazla yüzgöz oluyor'

        Yeni Şafak Köşe Yazarı Yasin AKTAY:

        TÜRKİYE'DE yerel siyasetin çoğu kez en büyük handikabı da zaten vatandaşlarla gereğinden fazla yüzgöz olmaktan ve vatandaşın taleplerine karşı baştan alınan ilkesel kararlardan çok kolay tavizler verebiliyor olmasıdır. Gecekondu diken insanlar demokrasi sürecinin içinde bulundukları kanallarla hemen değilse bile kısa süre içinde şehre dayattıkları fiili durumu kanuni hale getirmenin yolunu buluyorlar. Gezi Parkı konusunda İBB'nin meclis kararıyla geçmiş olan ve son seçimlerde Ak partinin halkla paylaştığı proje bilinmeyen bir proje değil. Proje tamamlandığında daha fazla ağaç dikilecek. Buna rağmen konu takdir edilmesi gerekir ki, son derece başarılı ama alabildiğince haksız bir biçimde "ağaç kesme ve AVM dikme" olarak lanse edildi.

        "Hata yaptık diyemediği için milleti daha fazla kızdırıyor"

        ABD'de Pennsylvania LeHigh Üniversitesi Türkiye Uzmanı Prof. Henri BARKEY:

        Türkiye Uzmanı Prof. Henri Barkey, hükümetin Gezi krizini "bu kadar kötü yönetmesinin herkesi çok şaşırttığını" söyledi. Barkey, Türkiye'deki protestoların kontrolden çıkmasını beklemediğini, "Taksim Erdoğan'ın Tahrir'i olabilir" yorumlarınının gerçekçi olmadığını belirtirken hükümetin "krizi kötü yönettiği" görüşünü de öne sürdü. Barkey, "İlk Erdoğan'la şimdiki Erdoğan çok farklı" şeklinde konuştu. Henri Barkey, Gezi protestoları ve hükümetin tutumunu BBC'ye değerlendirirken Türkiye'deki protestoların kontrolden çıkmasını beklemediğini belirterek "Bu eylemler sadece hükümete ve Erdoğan'a karşı değil muhalefete de karşı" dedi. Hükümetin "şu ana kadar krizleri iyi yönettiğini" söyleyen Barkey, "ama şimdi bu krizi bu kadar kötü yönetmesinin herkesi çok şaşırttığını" belirtti ve gösterilerin bir süre daha devam edeceği tahmininde bulundu.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ