M. Fatih Çıtlak ile Ramazan Sohbetleri
İnsanlar ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar; kitap ve sünnete müracaat etmeden asla doğru yolu bilemezler
ABONE OLBir kişi “Bana göre, bence” diyerek din hakkında konuş- maya başlıyorsa, bu cümle üslup olarak dinin dışında bir ifadedir. İman, İslam, namaz, dua, ahlak, cennet, cehennem, ölüm, ibadet, taat, helal, haram... Bunun gibi dinle, inançla alakalı kavramların ve sahaların en önemli vazgeçilmez iki kaynağı; Kur’ân-ı Kerim ve sünnettir. Hatta diyebiliriz ki; aralarında “ve” kelimesi bile olmaksızın birbirinden ayrı düşü- nülemeyecek iki kaynaktır Kur’ân-ı Kerim ve sünnet. Çünkü bizler Kur’ân’ı Efendimiz (SAS) ile bildik...
İman ve din, Allah (CC) ve Resûl’ünün (SAS) beyan ettiği şekilde kabul görür.
İman ve dinin; Kur’ân ve sünnete dayanan, kendine mahsus temelleri vardır. Kafamıza göre inanç yahut “bizce” güzel olan bir şey iman ve İslam’ın dışında kalabilir. Mesela “Allah’a (CC) iman nedir? Allah (CC) nedir? Nasıl bir Allah’a (CC) inanıyoruz? Allah Teâlâ’ya nasıl inanırsak iman etmiş oluruz?” gibi soruların cevabı ancak Kur’ân ve sünnetle anlaşılabilir.
Cahiliye müşrikleri ve onlardan evvelki birçok putperest kendilerince Allah’ı (CC) övüyorlardı. Kimisi Allah (CC) yorulmasın diye ona yardımcı olan putlar edindi. Kimisi; melekleri kız çocukları gibi Allah Teâlâ’ya yardımcı olan varlıklar kabul etti. Bazıları Allah (CC) yalnız kalmasın diye kendi uydurdukları şekillerle hâşâ Allah Teâlâ’ya çocuk isnat etti. Bunların temeline baktığınızda; insanların kendi anlayışlarıyla Allah’ı (CC) methetmeye çalıştıklarını ve Allah’ı (CC) kendileri gibi zannetmelerini görürsünüz.