Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

GAZETE HABERTÜRK

Tenimizin değdiği kumaştan dolayı hasta olabileceğimiz hangimizin aklına gelirdi ki? Her tarafımız kumaşla kaplı. Kıyafetlerimiz, ev döşemelerimiz, yastığımız, çarşafımız, araba koltuğumuz... Hani sık sık büyüklerimizden duyuyoruz ya “Bizim zamanımızda yoktu böyle hastalıklar” diye... Haklılar! Çünkü onların zamanında şimdi biz “çok akıllıların” ürettiği garip ürünler yoktu piyasada. Yemeklere kattığımız hokus pokusları, ürettiğimiz “beyin uyuşturan” elektronik buluşları bir kenara atın, sadece kumaş açısından düşünürsek eskiden yün, pamuk, ipek deyince bitiveren kumaş içeriğini periyodik tablodaki tüm kimyasalların oluşturabileceği kombinasyonlar listesi haline çeviriverdik. “Kırışmaz, rengi solmaz, yıkayınca çekmez, eskimez, yanmaz, su geçirmez, parlar, ışığın yönüne göre renk değiştirir, nefes alır, nefes verir” diyebilmek için listeye neler ekledik neler:

Naylon, polyester, akrilik, asetat, teflon... Hepsi de kanser yapıcı yani karsinojenik kimyasal yapılar. Bir de yazılmayanlar var tabii: Etilen glikol, methanol, bakır bileşikleri, formaldehit, fenol, sülfirik asit, metil etil keton, hücre öldüren boyalar, merküri... Hepsini saymak için yerim yok. Liste epey uzun... Sağlık Bakanlığı yetkilileri, “Yiyeceklerin içindeki her madeyi detaylı yazma zorunluluğu” koyuyorlar da, aynı zorunluluğu “kumaşların içerdiği kimyasallar” olarak neden koymuyorlar, hep merak etmişimdir. Hastalık yapan bir kimyasalı ha ağız yoluyla ha cilt yoluyla almışım, ne fark eder? Sonuçta kan dolaşımıma katılmıyor mu? Diğer yandan sorulması gereken bir soru daha var: O kumaşlar fabrikalarda hazırlanırken ortaya çıkan kimyasal atıklar nereye gidiyor? Elbetteki kendi yuvamıza, dünyamıza salınıyor. Suyumuz, toprağımız, diğer canlılar, “ütüsüz gömlek, ağartılmış kot, parlak don ve sutyen giyelim diye” can çekişiyorlar! Bilimsel dergiler, kullandığımız kumaş çeşitlerinden kaynaklanan kısırlık, cilt kanserleri, solunum rahatsızlıklarını ya da alerjik reaksiyonları anlatan çok ilginç makalelerle dolu. Söze başlarken dedim ya, böylesi bilimsel gerçekleri okudukça, anladıkça ciddi olarak insanoğlu olarak kendi kendime aynı cümleyi tekrar etmeden duramıyorum: “Pek akıllıyız pek!”