Müze girişleri ve turistik faaliyetlerden elde edilen gelirler, arkeolojik kazıların motor gücünü oluşturuyor. Turizm olmasaydı, kazıların tamamlanması yüzyıllar sürebilir, böylelikle insanlık tarihini aydınlatmada ve ekonomik katkıyı sağlamada geç kalınmış olurdu. 'Geleceğe Miras', Türkiye'nin arkeoloji biliminde yaşadığı 'Altın Çağ'ın bir büyük adımı olarak işlevselliğini sürdürüyor. 2025'te dünyada en çok arkeolojik kazı yapan ülkenin Türkiye olması, 'Altın Çağ'ın göstergelerinden biri oldu.
Tarihi kumbaranın dünyada eşi yok
Antik kentler, hem bilimsel araştırmalar için eşsiz bir laboratuvar hem de ülke ekonomisini canlandıran tükenmez birer turizm motoru olma özelliğine sahip. Side Antik Kenti, Perge Antik Kenti ve Aspendos Antik Kenti; korunmuşluk düzeyleri ve barındırdıkları mimari şaheserlerle, arkeolojik mirasın nasıl sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüşebileceğinin en başarılı örneklerini sunuyor. Bu 3 antik kentte bulunan kumbara, idam alanı ve sifon sistemi, insanlık tarihini aydınlatan birer fener niteliği taşıyor
Hem arkeolojik derinliği hem de turistik cazibesiyle bir açık hava müzesi niteliğindeki antik kentler, hem insanlık tarihinin aydınlanması hem de günümüz ekonomisine olan katkıları nedeniyle birer hazine niteliğine sahip. İyi korunan antik kentler, sonsuz kültürel ve ekonomik kaynak olarak bulunduğu ülkelerin göz bebeği olarak değer görüyor.
ARKEOLOJİ İE TURİZM KARDEŞ
Bu bağlamda antik kentler, bilimle turizmi kardeş unsurlar haline getiriyor. Zira; bilime sırtını dönen turizm yozlaşır; sadece tüketir ve geride tahribat bırakır. Turizme sırtını dönen bilim ise yalnızlaşır; fildişi kulelerine hapsolur ve toplumsal desteğini kaybeder.
AYNI AMACA HİZMET EDİYORLAR
Anadolu topraklarında binlerce yıldır bekleyen miras, bize şunu fısıldıyor. Hayır, aslında fısıldamıyor, son derece gür bir sesle haykırıyor; "Arkeoloğun fırçasıyla turistin kamerası, aynı amaca hizmet ediyor; unutulmaya karşı direnmek."
Bilimin ışığını, turizmin enerjisiyle birleştirdiğimizde, sadece geçmişi gün ışığına çıkarmakla kalınmaz, aynı zamanda geleceğin en sürdürülebilir ekonomik ve kültürel modeli inşa edilir.
Bu iki güçten birini ihmal etmek, sadece bir sektöre değil, insanlığın ortak hafızasına sırt çevirme anlamı taşır."
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2024'te Side Antik Kenti'nde başlattığı 'Geleceğe Miras' adlı projeyle antik kentlerin bilim ve turizm olmak üzere aynı doğrultuda yükselmesini amaçladı.
Türkiye'deki arkeoloji bilimi çalışmaları başka ülkelere de ilham verirken Anadolu toprakları dünyada arkeoloji biliminin gelişmesinde başrolü oynuyor.
Şöyle;
"Dünyada en çok arkeolojik kazı yapan ülkeler hangileridir?" sorusuna verilecek ülkeler arasında;
Mısır, Yunanistan, İtalya, Meksika bulunur.
Peki insanlık tarihinin laboratuvarı niteliğindeki Türkiye'yi bu ülkelerden ayıran en temel özellik nedir?
Cevabı; "Anadolu topraklarında kaç medeniyet kurulmuştur?" sorusuna verilecek cevabın uzunluğundadır.
Hal böyle olunca da insanlık tarihine ilişkin en fazla verinin elde edildiği ülke, doğal olarak Türkiye...
Göbeklitepe, tarihin sıfır noktası olarak kabul edilirken, 'Taş Tepeler' projesinin bir diğer ayağı olan Karahantepe, insanlık tarihi hakkında bugüne kadar bilinmeyenleri ortaya çıkarma potansiyeli nedeniyle büyük heyecan yaratıyor.
Bütün bunların sonucunda; "Eğer Anadolu'nun katmanlı tarihi olmasaydı, arkeoloji disiplini ne bugünkü metodolojik olgunluğuna erişebilir ne de bu denli geniş bir uzman kadrosu yetişebilirdi" fikrini üretmenin yanlış olmadığını görürüz.
Türkiye'nin arkeoloji ve restorasyon alanında yaşadığı 'Altın Çağ' döneminin en önemli merkezlerinden olan Akdeniz'in 'Altın Üçgeni'; Side Antik Kenti, Aspendos Antik Kenti ve Perge Antik Kenti'ni ziyaret etme fırsatı buldum.
Bu 3 antik kent, yalnızca toprağın altındaki mirası gün ışığına çıkarmakla kalmıyor. Mirasımızı koruma, ayağa kaldırma ve yaşatma konusundaki kararlılığımızı da tüm dünyaya ilan ediyor. Bilimi, turizmle harmanlayan bu devasa projelerde gerçekleştirilen çalışmaları bizzat kazı başkanlarından dinlemek, mirasa bakış açımızın ne denli vizyoner bir noktaya ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Perge Antik KentiAntalya'nın bereketli toprakları üzerinde yükselen Pamfilya bölgesinde yer alan Perge Antik Kenti, Side Antik Kenti ve Aspendos Antik Kenti, antik dünyanın en görkemli medeniyetlerine ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafya olarak arkeoloji biliminin başladığı ilk yıllardan bu yana büyük önem arz ediyor. Antik kentler, Helenistik dönemin estetik kaygılarını, Roma İmparatorluğu'nun mühendislik zekâsını ve kadim ticaret ağlarının gücünü günümüze taşıyan canlı birer tarih kitabı olarak değerlendiriliyor.
Side Antik KentiSide Antik Kenti'nin denizle kucaklaşan liman kent kimliği, Aspendos Antik Kenti'nin zamanı durduran akustik mükemmeliyeti ve Perge Antik Kenti'nin modern şehirciliğe ilham veren kusursuz planlaması, Akdeniz'in 'Altın Üçgeni'ni arkeoloji dünyasının zirvesine taşıyor. Birbirine komşu olan bu 3 antik kent, ziyaretçilerine, insanlığın yerleşik hayattan imparatorluk ihtişamına uzanan tarihine kadar olan süreci bütünsel bir perspektifle sunuyor.
Aspendos Antik KentiPERGE ANTİK KENTİ
Pamfilya bölgesinin idari ve sanatsal başkenti. Arkeolojik derinliği ile bilim dünyasına, görsel görkemiyle de dünya turizmine hizmet etmeye devam eden bu antik metropol, insanlık mirasının en parlak mücevherlerinden biri.
Antalya merkeze sadece 18 kilometre uzaklıkta bulunan Perge Antik Kenti, Hitit döneminden Bizans'a kadar uzanan köklü geçmişiyle Anadolu'nun en düzenli ve ihtişamlı antik kentlerden biri.
Prof. Dr. Sedef Çokay başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları, her geçen gün kenti daha da ayağa kaldırmak, insanlık tarihine daha da ışık tutacak yeni buluntuları gün yüzüne çıkarma adına yoğun bir şekilde devam ediyor.
• Helenistik dönemden kalan iki devasa yuvarlak kule, kentin savunma mimarisindeki ustalığını gösteriyor.
• Antik dünyada nadir görülen bir kentsel tasarım örneği olan devasa sütunlu caddenin ortasından geçen su kanalı, kente hem serinlik hem de görsel bir şölen katıyor.
• Perge Antik Kenti'nin en önemli özelliklerinden biri de stadyuma ek olarak yapılan bölümde, hükümlülerin vahşi hayvanlarca öldürülerek idam edildiği yönündeki bilgiye sahip olmamızı sağlayan buluntular.
Arkeoloji dünyası için bir laboratuvar niteliği taşıyan Perge Antik Kenti, Pamfilya'nın başkenti olma ünvanını mimari dehası ve sanatsal zenginliğiyle sonuna kadar hak ediyor. Ayrıca UNESCO Dünya Mirası Listesi'nin geçici bölümünden çıkarılıp bir an önce esas bölüme alınmayı da hak ediyor.
SİDE ANTİK KENTİ
Roma, Bizans ve Osmanlı izlerini taşıyan canlı bir organizma olan Side Antik Kenti, Pamfilya bölgesinin dış dünyaya açılan stratejik liman ve diplomasi merkezi.
Hititçe'de 'Nar' anlamına gelen ismiyle, kökleri Geç Hitit dönemine kadar uzanan kadim bir yerleşim merkezi olan Side Antik Kenti'ndeki kazı çalışmaları, Prof. Dr. Feriştah Alanyalı başkanlığında yürütülüyor.
• Yeni kurulan Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel Müzesi, Side Antik Kenti'nin zenginliğini daha fazla gösterme önemine sahip. Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, bu müzeyle ayrı bir gurur duyuyor.
• Side Müzesi'nde sergilenen 4 cm boyutundaki silindir mühür, bu bölgenin sadece yerel bir yerleşim değil, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve sonrasında Mezopotamya ile yoğun bir alışveriş içinde olduğunu gösteriyor. Silindir mühür, bu özelliğiyle insanlık tarihi için bir hayli öneme sahip.
• Antik Çağ'a ait sağlam bulunan tek kumbara Side Müzesi'nde sergileniyor. Kumbara bulunduğunda içinde biriktirilmiş sikkelerin 2 bin yıllık süreçte kalıplaştığı görüldü. Aralarında altından üretilenlerin de olduğu 495 sikke, birçok laboratuvar işlemiyle birbirlerinden ayrıldıktan sonra cımbızla tek tek kumbaradan çıkarıldı. Daha önce kumbara amacıyla kullanılmış antik döneme ait birkaç testi, toprak altından çıkarılmıştı. Side Müzesi'nde sergilenen kumbara ise tamamen kumbara işleviyle üretilmiş olması ve içindeki sikkelerin değeri açısından dünyada tek olma özelliğine sahip.
• Özel mülkiyete ait bir arazide bulunan Roma İmparatoru Gallienus'un 266 ya da 267'de Side'ye gönderdiği mektubun taşa kazınmış hali bulundu. Bu mektup, arkeoloji tarihinde önemli bir buluş olarak değerlendiriliyor. Side'de yaşanan deprem sonrasında kente Roma'dan yapılacak yardımı içeren mektupta şunlar yazıyor; "Ülkenizin kendi kendine yeterli olduğuna kesinlikle inandığım için bu kötü durumun ortaya çıkışıyla ilgili olarak ülke dışından bir yardıma ihtiyacınızın olabileceğini hiç düşünmedim. İhtiyacınızı karşılamaya yönelik bir çözüm buldum ve kentin kullanımı için gönderilen buğdayın vergi ödemelerinden muaf tutulmanızı emrettim. Çünkü eğer buğdayı dışarıdan makul fiyata temin ederseniz, bundan elde edeceğiniz kazanç size tahsis edilen ürününki kadar kısa sürede olmayacaktır. Eğer tüccarlarla uzlaşmaya varabilirseniz, tahıl taşıyan gemilerin karaya daha rahat yanaşacağına inanıyorum. Vergi ödemelerinden muaf olmanızın ve kentinizin güvenilir olacağını düşünüyorum."
Side Antik Kenti, arkeoloji dünyası için bitmek bilmeyen bir keşif alanı, turizm sektörü için ise Türkiye'nin vazgeçilmez markalarından biri. Bu mirası korumak sadece yerel bir sorumluluk değil, insanlık tarihine olan bir borç olmalıdır.
ASPENDOS ANTİK KENTİ
Ticaret yollarının ve mühendislik dehasının düğüm noktası ve Roma mühendisliğinin zirvesi. Aspendos Antik Kenti, günümüzde daha çok kültür ve sanatsal çalışmaların icra edildiği tiyatro alanıyla bilinse de yerleşim alanı, insanlık tarihi açısından oldukça önemli bilgiler sunuyor. Aspendos Antik Kenti, sadece bir ören yeri değil, aynı zamanda yaşayan bir kültür merkezi. Düzenlenen ulusal ve uluslararası sanat etkinlikleri tiyatro binasının muazzam akustiğini modern sanatla birleştiriyor. Binlerce yıllık taş basamaklarda bir opera dinlemek, turistler için eşsiz bir deneyim oluyor. Tiyatronun görselleri, Türkiye'nin tanıtım reklam ve ilanlarında en çok kullanılan materyallerinden biri. Özellikle restore edilen iç sahne binası ve devasa kemerli yapısı, profesyonel fotoğrafçılık ve belgesel turizmi için paha biçilemez bir set olma özelliğine sahip.
Antalya’nın Serik ilçesinde, Köprüçay'ın kıyısında yükselen Aspendos Antik Kenti, dünya arkeoloji mirasının en seçkin örneklerinden biri. M.Ö. 5'inci yüzyılda kendi adına gümüş sikke basacak kadar ekonomik güce ulaşan kent, bugün özellikle Roma dönemine ait devasa yapılarıyla hem bilim dünyasının hem de turistlerin odak noktası.
• Antik kentin girişinde bulunan fırın ve devamındaki bölüm, antik çağdaki insanların günümüzdeki kafelerle özdeşleştirilebilecek mekânlarda sosyalleştiğini gösteriyor.
• Aspendos Antik Kenti'nin en görkemli yapılarından biri olan bazilika, kentin yönetim ve ticaret merkezi olarak kullanıldı.
Taşın sadece bir yapı malzemesi değil, aynı zamanda matematik, sanat ve tarihin ortak dili olduğunun en somut kanıtı olan Aspendos Antik Kenti, Türkiye'nin kültürel diplomasisinde bir lokomotif görevi görüyor. Arkeolojik mükemmelliği turistik bir prestijle birleştiren kent, Akdeniz havzasındaki en etkileyici miras alanlarından biri olmaya devam ediyor.