Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem 3. Sayfa CHP lideri Özgür Özel Silivri'de İmamoğlu davasıyla ilgili açıklamada bulundu | Son dakika haberleri

        CHP Genel Başkanı Özgür Özel, her hafta salı günü TBMM'de gerçekleşen grup toplantısını bu hafta, İstanbul'da, CHP Silivri Dayanışma Merkezi'nde düzenledi. Özel, partisinin grup toplantısında özetle şunları söyledi:

        "Parti tarihimizde ilk kez bir cezaevinin yanında toplantı gerçekleştiriyoruz. Bugün, burada bizi toplantı yapmaya mecbur bırakan AK Parti düzenine yazıklar olsun. Dünyanın ve Türkiye'nin çok kritik bir süreçten geçtiği dönemdeyiz. Kendi siyasi tükenmişliğinden bir fırsat çıkarmaya çalışan iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir grup toplantımızı bir cezaevinin yanından yapmaktayız. Haklı olmanın verdiği psikolojik üstünlükle dimdik ayakta kararlılıkla durmanın ve onların kara düzenini yargılamanın, bugün sanık sandalyesinde olan bizlerin yarınları müjdelemesinin gururu içindeyiz.

        REKLAM

        Burası Türk siyasi tarihinde haksız tutuklamaların ve kumpas davalarının yaşandığı Silivri Cezaevidir. Burada tarih tekerrür etmektedir. Türkiye bu cezaevini Ergenekon ve Balyoz davalarıyla tanımıştır. AK Parti, FETÖ ile omuz omuza gelerek burada askerleri ve aydınları yargılamıştır. Zaman geçmiştir aradan. Kimi 2-3 kez ağır müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Ülkenin eski Genelkurmay Başkanını idam kalkmamış olsa 2-3 kez asacaktı. MHP'li, CHP'yi vekilleri, ülkenin şanlı şerefli generallerini asacaklardı.

        O günlerde Erdoğan, ben bu davanın savcısıyım deyip, birlikte futbol oynuyorlardı. Kendi makam aracını veriyordu. Sonra o şımarttıkları kendisine karşı da darbeye girişti. Rabbim ve milletim beni affetsin dedi. Af dilediysen bu affa layık olmak için uslanman, akıllanman lazım. Tekrarından kaçınman lazım. O zamanki yargı aparatları yurt dışına kaçtılar.

        Ama onlara aynı olanakları sağlayanlar bugün yine aynı hatalar içindeler. Yeni bakan yaptıkları savcının oturduğu evin tadilatına 47 milyon TL harcadılar. Kendisi başsavcıydı, istediği hakimi, savcıyı duruşmadan uzaklaştırıyordu şimdi HSK'nın başına geçti. Burada tutuksuz yargılama esastır deyip ev hapsi veren hakimleri icra iflas mahkemesine gönderdiler. Ağır ceza mahkemesinden icra mahkemesine gönderdiler.

        Bizi buraya getiren nedir, bu süreci yaratanlar kimdir? Biz mücadelede de varız iktidar yürüyüşünde de varız. Yarın 81 il, 973 ilçemizde bu kararlılık tüm vatandaşlarımıza hissettireceğiz. Bu davayla meşgul olup iktidar yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz. Arkadaşlarımızı yalnız bırakırsak da onlar kazanır. 7 düvele karşı vatanı nasıl kurtardıysak, onu da yapacağız Cumhuriyeti de kurtaracağız. Bu parti vekilleriyle, il başkanları, ilçe başkanlarıyla, meclis üyeleriyle ve üyeleriyle haksız mücadeleye karşı yürümekten de iktidara yürümekten de bizi kimse vazgeçiremeyecektir.

        Ergenekon ve Balyoz döneminde gizli tanıklar Poyraz, Efe, Dokuz vardı. Bombaları Kemalist subaylar gömmüştü, yüzümüzü gizleyin dediği iddiasıyla savcılar, hakimler bu gizli tanıkların ifadelerini kullandılar. Bu gizli tanıkların büyük kısmı şu an hapiste. Şimdi de gizli tanıkların oluşturulmuş iddianame var. Tuğla gibi iddianamemiz var arkasındayız demişlerdi. O zaman Kuddusi Okkır'a, Ergenekon'un kasası dediler, cenazesini Silivri Belediyesi kaldırdı. Ülkenin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a terörist, Türkan Saylan'a ise ajan dediler.

        O iddianamenin arkasında duranlar ben de kandırıldım dedi. Şimdi Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yargılandığı iddianameye tuğla gibi diyorlar. Bu davanın siyasi olduğunu söyleyenler yüzde 60, siyasi olmadığını söyleyenler ise yüzde 25'tir. Namusumla kefil olduğum bir şey var ki Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir.

        Ecevit de Demirel de yargılandılar. Onları yargılayanlar ise yargılandı. Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak. Her darbenin bir hikayesi vardır, bizim hikayemiz, bir daha seçim kaybetmeyip iktidara yürüyenlerin hikayesidir. Hesap vermeyecek şekilde iktidar olduğunu düşünenler hesap verme korkusuyla her şeyi yapacağız anlayışına dönmüşlerdir. Onlara bir Zekeriya Öz daha lazımdı. Yıllarca adaleti katlettirdiklerini İstanbul'a başsavcı yaptılar. CHP'nin siyasi üstünlüğünü başka şekilde alt edemeyeceklerini gördüler. Önce Esenyurt'a kayyum atayarak milletin boğazına düğüm attılar. Beşiktaş ile devam edip Ekrem Başkana kadar geldiler.

        Bir suç icat etmeye çalıştılar ama hepsinden eli boş döndüler. Halen belediyede çalışan AK Partili bürokratlar, ona iftira atacaksınız dediklerinde ve onlar bunu Ekrem başkana söylediklerinde neler yaşanacağını anladık. Atatürk, bunların görevinin başına Cumhuriyet koymuş. Savcı odalarında hadi onu söylersen ben bu işi hallederim diyerek arayışların içine girdiler.

        Yüzlerce kişiyle alınmış bir diploma için acele karar ver hemen reddet dediler. Bir başsavcı diploma ile uğraşıyor. 18 Mart'ta İşletme Fakültesi dekanı istifa ediyor. Kendi atadıkları heyete diploma iptal ettiriyorlar. Ertesi gün sabah binlerce polisle Ekrem Başkanın evine gelip operasyon yapıyorlar. Herkes aynı anda koordine ediliyorsa bunu yapanlar siyasi değil mi, biri Cumhurbaşkanı kalsın diye bu kadar kul hakkına girmek nasıl Müslümanlığa sığıyor. Bana AK Partili ve MHP'lilerin feraseti lazım. İptal edilen İstanbul'daki seçimin ardından bize milletimizin destek verdiği gibi ben onlara güveniyorum.

        560 milyar TL yolsuzluk dediler, duruşmanın başlayacağı gün üç gazeteden biri 30 milyar, ikincisi 40 milyar ve üçüncüsü de 43 milyar TL yolsuzluk yazıyorlar. Üçü de farklı yazıyor ve ilk iddianın onda birine kadar düşmüşler. İddianamede yer almayan kirli bilgileri yaydılar, her zaman doğru mu söylenir dediler. Ellerinde iftiralardan başka bir şey kalmadı. 19 Mart'ın ardından Ekrem başkan ve arkadaşlarını gizli tanık Meşe'nin iddialarıyla tutukladılar. Ama iddianame çıktı Meşe yoktu. Meşe'nin ifadeleri yeni bir gizli tanık olan İlke'nin dedikleriyle örtüştü.

        Meşe'ye nolmuş, senin cezanı düşüreceğiz demişler, ama dediği olmayınca Çağlayan Adliyesi'ne gidip gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun bire bir aynı ifadelerini İlke diye başka tanığa yüklemişler. Yargıda şahit değişikliği olur mu? Baskı altında ifade verdim, deyip vazgeçer de başkası aynı cümlelerle ifade verebilir mi? Gizli tanığın ifadesi değiştirilmişse orada bir tanık yoktur, yazılmış bir yalan metin vardır. Biz yargılanmaya değil yargılamaya geliyoruz Silivri'ye. Anlatım hatası bile aynı. Virgülleri bile cümle içinde aynı. Kopyalayıp yapıştırmışlar.

        Tayyip bey bir ayda iddianame bekliyordu ve birbirimizin yüzüne bakamayacağımızı söylüyordu. Ben iftira olduğunu bildiğim için bir yıldır dimdik duruyorum. Ben 11 aydır haklı çıkacağımı bildiğim için dimdik ayakta durabildim. Kanuna göre bir dava kurayla ağır cezaya düşüyor. 41 ağır ceza mahkemesi var. 41 ağır ceza mahkemesinden birine davanın düşme ihtimali yüzde 2.4'tü ve bir yıldır söylenen mahkemeye bu dava düştü.

        Eskiden İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne hakim olmak için Anadolu'da destan yazman gerekirdi. Her kararının onanması gerekirdi. Akın Gürlek ile hakim, birçok karar kurmuş ama kurduğu kararlarda AYM tarafından hep hak ihlali tespiti almış. Mahkemedeki iki üye hakim, iki yıl önce bugün, hakimlik savcılık sınavına hazırlanıyordu. Kurayla 1 yıl 9 ay önce hakim olan iki arkadaş, Türkiye'nin en önemli davasının başındalar ve toplam kıdemleri henüz 11 yıl. Yani 3 hakim var ve bu 2'si hayır dese, onların kararına göre yargılama değişir.

        Dün bu arkadaşlar Adnan Menderes'e, Yassıada'da ne yapıldıysa, mahkemeye şöyle başlıyor: Sanık Ekrem, otur yerine diyor. Bunu Adnan Menderes'e diyorlardı. Sanık Adnan otur diye. Ben söz vermezsem konuşamazsın diyor. Karşısında dimdik bir irade gördü dün. Bu mahkemeye vereceğin bir hakimin zerre kadar eksiği olmamalı. Efelenerek geliyor, ceketini çıkarıyor ve cübbeyi de orada giyiyor. Diyor ki 106. sırada nisan ayının ortasında konuşursun diyor. Bugün cübbeyi giymiş kürsüye öyle çıkmış. Şov yapmadı Ekrem başkan ama tarihe geçecek bir konuşma yaptı hakim de bal gibi izin verdi. Devletin gücüyle, Tayyip Erdoğan'ın gücüyle bize efelik yapanlara şunu diyoruz, milletin gücüyle konuşuyoruz.

        Onlarca milletvekilinin bulunduğu salonu boşaltmaya kalkıp da sonra yapamayacağını anlayanın ayağı suya ermiş görünüyor. Orada olacağız hakkımızı savunacağız. Dün benzeri bir konuşma yaptım hemen hakkımda soruşturma açmışlar hakaretten. Suçlanan kişi bunları ispat ederse aynı madde cevap verirse suçlayamazsın diyor. İşte hodri meydan liyakatliler mi liyakatsizler mi? Sen benim Cumhurbaşkanı adayıma, kardeşlerime haysiyet cellatlığı yapacaksın duruşmaya 1 yıl 8 aylık hakim göndereceksin ben de adaletin tecelli etmesini bekliyoruz diyeceğim öyle mi?

        Hakkında hakime tokat atmaktan ceza var, ben hakime iki söz söylediğim için bana ceza verecekmiş. Burada OHAL tedbirleri aldılar elbette provokasyona gelmeyeceğiz, dikkatli olacağız. Biz jandarmayı milletin evladı olarak biliriz. İçerdeki infaz koruma memurunu da ezen de AK Parti'nin kara düzenidir ve bunlardan hep birlikte kurtulacağız. Bir yıldır hırsız dedin, yolsuz dedin, her iftiraya yol açtın. Kendine, savcına, o iddianameye güveniyorsan canlı yayın istiyoruz. Milletimizden hiçbir şeyi kaçıramazsın. Siz bunu yapamayacak kadar korkaksınız, biz canlı yayın isteyecek kadar özgüvenliyiz.

        ABD ve İsrail yeni bir düzen kurmaya çalışıyor, AK Parti de kendi siyasi geleceğini düşünerek susuyor. İsrail ile birlikte Gazze Komisyonu'nda oturuyor, sonra zor bir süreçten geçiyoruz diyor. F35'leri alamayan sensin. S400'leri alıp Trump korkusundan hangara koyan sensin. Çelik kafes kuramayan, bu şartlarda bile S400'leri kurmaya cesaret edemeyen sensin. Biz seni uyarıp, savunma sanayi güçlü olsun diyeniz. Avrupa'ya uçakları verin diyen biziz.

        Sayın Bahçeli F35'te, F16'da beceremeyen bu. Haysiyetli bir dış politika yapılır, iç cepheyi güçlendirmekte biz varız. Yeter ki bir Cumhuriyet hükümeti gelsin. AK Parti'nin iktidarının zamanı doldu. Ekrem başkanla birlikte Mansur başkanla birlikte iktidara yürümeliyiz."

        ÖNERİLEN VİDEO

        Fatih'te silahlı hırsız, döviz bürosunu soymaya çalıştı...O anlar kamerada

        İstanbul Fatih'te bir döviz bürosuna giren yüzü maskeli hırsız, silahını doğrultarak çalışanları korkutup ardından kaçtı. Şüpheli, Sancaktepe'de yakalanırken; soygun girişimi güvenlik kamerasına yansıdı. (İHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ