Spor yazarlarından Real Madrid - Galatasaray maçı yorumu
Spor yorumcuları, Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Galatasaray'ın Real Madrid karşısında aldığı 6-0'lık mağlubiyeti değerlendirdi
25 YILDIR İLK DEFA BU KADAR ÇARESİZ
ÖMER ÜRÜNDÜL
Galatasaray'ın bu seneki performansına baktığımızda beklentilerin çok altında olduğu bir gerçek. Böyle bir kıyaslamaya gittiğimizde dün gece için bir sürpriz beklemek sadece hayalperestlik olurdu. Fatih Terim dahi bu işe inanmıyordu ama gerçek de buydu.
Bana göre maçın daha 2. dakikası kötü şeylerin olacağının ilk habercisiydi. Galatasaray bu dakikada pas yaparak takım halinde 3. bölgeye geldi. Orada rakibi şöyle bir şaşırtacak, kendisine de moral kazandıracak bir varyasyon denemek yerine karşı 18 önünden geriye pas yaparak, Muslera'ya kadar uzandılar.
Sonrasında da 10 dakika içinde peş peşe 3 gol yediler. Neyse ki Real Madrid erken gelen goller sonrası, averajın da önemi olmadığından oyun disiplinini bozmadan rölanti futbol oynamaya başladı.
Bu maçta beni en çok üzen şu oldu; 25 senedir Galatasaray'ın bir Avrupa kupası maçında bu kadar çaresiz kaldığını ilk defa gördüm.
Zaten maçın tamamında rakibin üstüne dahi gidemediler. Bu yüzden de ikinci yarıda farklı mağlupken dahi mecburen sanki tek farklı skor avantajı ya da skorda denge varmış gibi 9 kişi ile alan daraltan savunma uyguladılar. Bunu da yapmasalar daha büyük skor faciası olurdu.
Galatasaray, 90+2'de "İlk defa takım halinde önde basayım" dedi. Onda da 10 saniye içinde 6. gol geldi...
GÜNAHKARLAR ORDUSU
ŞANSAL BÜYÜKA
Salı akşamından beri karşımda iki televizyon Şampiyonlar Ligi maçlarını izliyorum. Özellikle Borussia Dortmund-Inter, Chelsea-Ajax maçlarında gözlerim “faltaşı” gibi açıldı, adeta ekrana yapıştım. Şunu kabul edelim; bu takımların oynadığı “futbol”sa, bizim takımlar başka bir şey oynuyorlar. Yok bizim oynadığımız “futbol”sa, demek ki, Avrupa takımları “Uzay Çağı”na geçmişler.
Diyeceksiniz ki “Bizim takımların tamamı da yabancı oyunculardan kurulu... Avrupalısı, Asyalısı, Afrikalısı... Ne ararsanız var.” Bu doğru... O zaman biz yabancıların ya “posa”sını alıyoruz ya da çok kısa sürede adamları kendimize benzetiyoruz. Bir ihtimal daha var; hocalarımız günümüzün gelişen, değişen antrenman yöntemlerinin, bilimsel gerçeklerinin gerisinde kalıyorlar. Maalesef Türk futbolunda böyle bir gerçek var.
Öyle ya, adamlar bizden daha hızlı, bizden daha çabuk, bizden daha disiplinli... Hadi, kalite daha fazla parayla ilgili... Ama çabuk olmanın, hızlı olmanın, takım disiplinine uymanın parayla ne ilgisi var? Teknik adamların en azından bunu başarması gerekmiyor mu?
Kimse “Koca Real Madrid, olur böyle şeyler” diye palavra atmasın. Brugge takımı Galatasaray’dan daha mı pahalı, daha mı kaliteli... Daha 15 gün önce Bernebau Stadı’na geldi, 80 bin İspanyol’un önünde sahayı Real Madrid’e dar etti, 2-0 da öne geçti. Real Madrid 2-2 ile canını zor kurtardı. Beğenmediğimiz, dudak büktüğümüz Brugge takımı bunu yapıyor da, biz niye yapamıyoruz?
TFF’siyle, kulüp BAŞKAN’ları ve YÖNETİCİ’leriyle, takımlarına gelişme sağlayamayan HOCA’larıyla, emekliliği gelmiş uzatmaları oynayan FUTBOLCU’larıyla, daha fazlasını istemeyen, talep etmeyen, sorgulamayan SEYİRCİ’siyle, gerçekleri yazıp söyleyemeyen, sadece eleştirip hakaret eden, ancak alternatif üretmeyen MEDYA’sıyla, Türk futbolunun içinde hepimiz “GÜNAHKÂRLAR ORDUSU”nun mensuplarıyız. Bu ordu, bu kafayla, bu yapıyla maç kazanamaz. Olsa olsa böyle bozguna uğrar.
SORUN FUTBOLCULAR MI?
MUSTAFA SAPMAZ
Galatasaray’da transferler yapılsa da oyun kalitesi yükselmiyor. Saha içi organizasyonu gelişmiyor. Inter teknik direktörü Conte, takımına saha içinde bazı şeyleri doğru yaptırdıktan sonra çıkıp, “Dortmund deplasmanında karakter koymalıyız” diyor. Sonunda öne geçtiği maçı kaybediyor, ancak saha içinde düzeni olduğunu gösteriyor.
Galatasaray’da ise Fatih Terim, son açıklamalarında sorunu tamamen futbolculara ihale ediyor. Dün Belhanda yoktu. Sorunun kaynağı gösterilen futbolcu oynamadı. Değişen bir şey oldu mu? Olmadı. Çünkü sorun bireysel olarak futbolcularda değil.
Evet bireysel olarak formda olmayan, yetersiz olan, özellikleri bu seviyenin çok altında futbolcu var. Ancak yaz transfer döneminde sattığı kadar alabilen Galatasaray’da yönetim, yapılandırmaya gidip, oyuncu satarak, gerekli hamleleri yaptı. Bu oyuncuları oynatacak olan yönetim mi?
Fatih Terim’in dediği gibi “Burada Real Madrid’e yenilseniz size kim ne diyecek?” Sorun yenilmek değil. Kaybetmekten korkmayan bir takım, cesur oynamalıyız, oyuncular nerede nasıl oynaması gerektiğini anlamalı, yenilirsek izah etmek, sorumluluk almak bana düşer gibi cümleler de bu sorunun çözümü hiç değil. Daha çok antrenman kalitesi, daha çok çizilmiş oyun planı, oyuncu performansına dayanmayan bir saha içi düzen gerekli.
RUHSUZSARAY
LEVENT TÜZEMEN
Nagatomo'nun hatalı pası sonrası Benzema'nın skoru 4-0'a getiren golünün ardından Galatasaray taraftarı, "Sabrımız taşıyor. Adam gibi oynayın" diye uzun süre tezahürat yaptı. 14 dakikada 3 gol yiyen Galatasaray'da bu tepkiyi hangi oyuncu anladı? Eğer bir takımı tamamen yabancı oyunculara teslim edersen sonuç "Hezimet, Utanç ve Rezalet" olur.
Galatasaray geçmişte tam iki kez çeyrek finalde İstanbul'da Real Madrid'i geriden gelip 3-2'lik skorlarla yendi. Zaferlere imza atan Galatasaray takımlarında Bülent Korkmaz, Ümit Davala, Ergün Penbe, Okan Buruk, Suat Kaya, Hasan Şaş, Gökhan Zan, Semih kaya, Hamit Altıntop, Selçuk İnan ve Umut Bulut gibi sonuca isyan edecek, sahaya yüreğini bırakacak "Yerli ve Milli" oyuncular vardı.
Yerli oyuncular yabancılara Galatasaray'ın bir his takımı olduğunu, bir halatı hep birlikte çekmeyi, birlikte üzülmeyi hep birlikte sevinmeyi öğretirlerdi.
Galatasaray daha önce de Real Madrid'e farklı kaybetti. Bu yenilgilerde asla bu kadar ciddiyetsiz, ruhsuz, disiplinsiz ve gamsız oynamadı. Galatasaray'ın ruhundan yerli oyuncu kültürünü çıkarıp yabancı kültürüne teslim olursan Real Madrid karşısında "Aidiyet duygusu" olmayan yabancı oyuncularla bu duygusuzluğu, teslimiyetçiliği ve rezaleti yaşarsın.
Real Madrid maçı Fatih Terim'in yabancıya dayalı kadro mühendisliğinin iflas ettiğinin belgesidir. Ligde de yaşanan sıkıntıların temelinde zihinlerinde "Galatasaraylılık ruhunu" barındırmayan yabancı oyuncuların sorumsuzluğu vardır. Çünkü yabancılar ağır yenilgileri doğal karşılayıp "Skor" olarak değerlendirir.
Yerli oyuncuları ağır skorlar derin bir üzüntüye sokar. "Bu ülkeye birçok oyuncu yetiştirdim" diyen Fatih Terim teslimiyetçi ruhla gelen hezimet sonrası artık G.Saray yabancıya dayalı anlayıştan çark edip yerli oyunculara kucak açmalı.