Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

EN RAHAT DEPLASMAN
SERDAR ALİ ÇELİKLER
Meşum 3 Temmuz’dan beri F.Bahçe’nin en, hatta tek rahat deplasmanı Trabzon. Bu stada geliyorlar, yönetmeyen; idare-i maslahat yapan hakemler yüzünden dayak yiyorlar, yabancı maddelere de çalım atmak zorunda kalıyorlar ve Trabzon’u rahat rahat yenip dönüyorlar.

Muharrem Usta ve yönetimi de önceki yönetimler gibi, bu 3 Temmuz psikozuna bir çare bulamazlarsa onların da bir farkı kalmayacak.

Son 12 maçta 9 galibiyet 3 beraberlik almış bu şehirde F.Bahçe... Bunun en büyük sebebi Trabzon’un stresi, F.Bahçe nefretini yönetememesi ve sürekli gergin olması. Ama ikinci sebebini çözmek de Usta yönetimin işi çünkü Trabzonspor gerçekten berbat bir takım.

Aslında Trabzonspor takımı şöyle: Kötü bir kaleci. Futbolcu olmayan sağ bek. Savunmanın hiçbir ferdi büyük takım oyuncusu değil. Orta alanda koşturan Okay, “Her topu kendimle oynar, sürekli şut çekerim Mehmet Ekici”; “Sürekli tribünlere oynarım Özer”; bitik-bırakmış yabancılar ve Trabzon’a geldiğine pişman gibi görünen Güray. Bu kadrolar zaten F.Bahçe’yi yenemez. Bir de zaten kötü-bitik-kondisyonsuz olan bu takım gerim gerim gerginlikten yapabileceklerini de unutuyor. Hami Mandıralı da gerçekten ‘hayal dünyası’nda yaşayıp 4-1-5 gibi bir diziliş yapınca, F.Bahçe farklı kazanıyor.

Galip takım açısından anlatılacak çok bir şey yok.

G.Saray maçıyla başlayan yeni diziliş, geçmişe nispeten daha fazla pozisyon üretimine sebep oldu. Kaleyi bulan ilk 2 şut da gol olunca tüm üstünlüğü ele aldılar.

Ligin 2. yarısında Çin transferi ortaya çıktığından beri hiç oynamayan Nani, son 2 maçtır en iyilerden biri oldu. Bu F.Bahçe açısından iyi bir haber ama biraz geç kalınmış bir durum. Uzun uzadıya anlatmanın anlamı yok. F.Bahçe çok kötü bir takıma, o kötü takımı çok kötü hazırlayan bir teknik adam taktiğine karşı, ekstra bir şey yapmadan kazandı ve şampiyonluk yolunda Beşiktaş’a iyice yaklaştı.

Kartal hala avantajlı. Çünkü Fener’in de sürekli kazanıp Beşiktaş’ı sürekli stresli tutması gerekiyor. Bunu başarabilecekler mi emin değilim.

PASSOLİG

Şimdi o meşhuuuur Passolig uygulamasının Trabzon’da uygulanıp uygulanmayacağını göreceğiz. En az 50 kişinin, hatta daha fazlasının stadyuma girmesinin yasaklanması lazımken bakalım ne olcak? Tabii ki hiçbir şey.. Şaşıracak mıyız peki? Hayır..

TRABZON'A YABANCI HAKEM

Bülent Yıldırım, Trabzon’da maç yönetmiyor, idare ediyor ki zaten o yüzden onu atıyorlar bu maça. Sadece Yıldırım’a özel bir durum değil, buraya kim gelse aynı şey oluyor. Trabzon-F.Bahçe maçlarına kesin yabancı hakem lazım. Yabancı hakemle, sahaya ayakkabılarını atan gerizekalılar, bu tip hareketleri yapamaz. Bizler de maç seyrederiz, tiyatro değil.

TRABZON'UN TARİHİNDE KARA BİR LEKE
BÜLENT YAVUZ
Bu maç Trabzon’un tarihine kara leke olarak geçecektir. Dün gece Avni Aker’de utanç dolusu bir maç vardı. Bu maçı, bu hale getirenler en ağır cezayı almalıdırlar. Kaba kuvvetle futbolda hiçbir yere gidemezsiniz, gidilmemiştir de... Bir hakem bir maçta hata yapabilir, penaltıyı atlayabilir. Ancak hangi hakla hangi cüretle savunmasız ve orada sadece durmakta olan bir hakeme saldırabilirsiniz! Ancak Trabzon’da bunlar hep oluyor. İki sene önce de yine Trabzon’da F.Bahçe maçı yarım kalmıştı. Orada da yabancı cisimler adeta yağmur gibi futbolculara atılmıştı. Artık bu vahşete dur demenin zamanı gelmiştir. Hakemlere yapılan bu fiili saldırıyı gerçekleştirenlere ders olacak ağır yaptırımlar uygulanmalı. Tabii ki ağır bir fatura da ev sahibi takıma gelmelidir. Hakem yazacakken, yazamadık. İçimden yazmak da hiç gelmiyor. Benim öğrencim, meslektaşlarım darp edilirken bana hakem eleştirisi yazmak da hiç yakışmaz. Ülke futbolu adına içim kan ağlıyor.

AYDINLIKTAN KARANLIĞA
FAİK ÇETİNER
F.Bahçe’yi mutlak yenmek için sahaya çıkıyorsan, hesabını kitabını oyun planını iyi yapacaksın. Hami Mandıralı, dersini ve rakibini çok iyi çalışmadan takımını sahaya sürünce fatura da ağır oldu. Her zaman söylüyoruz, F.Bahçe iyi takım savunması yapıyor, çok da silahı var. (Nani, Volkan Şen, Alper Potuk, Hasan Ali, Gökhan Gönül) Bu silahlara geniş atış alanları bıraktın mı, onlar da işi çabuk bitiriyor.

Dün gece Trabzon’un oyun planı tamamen galibiyet üzerine kurulmuştu. Ancak bunu istemek başka, uygulamak başka... Kendi alanından çabuk çıkamayacaksın, pas trafiği yapamayacaksın, hücumda çoğalamayacaksın, kaleye isabetli tek şut atamayacaksın, sonra da kazanmak isteyeceksin. Bunları yaparken de rakibin oynaması için de geniş alanlar bırakacaksın.

Sahaya sadece galibiyeti düşünerek çıkan F.Bahçe için rakibin oyun planı, bulunmaz bir fırsattı. Süratli, tekniği yüksek ve adam eksilten Volkan Şen, Alper Potuk ve Nani ile iki kanadı iyi kullanan Gökhan Gönül ve Hasan Ali ile F.Bahçe istediğini çok kolay elde etti. İlk 30 dakika dolmadan da iki farkı yakaladı. Bu yarıda kalesinde de tek ciddi pozisyon yaşamadı.

İlk yarı iki farklı bitince maçın ikinci bölümünde çok büyük değişiklik olmaz diye düşündük. Çünkü Trabzon’da rakibini ne ürkütecek, ne de rahatsız edecek bir düşünce, plan ve ayaklar yoktu. İkinci bölümünde de sahnede yine F.Bahçe vardı. Maç maçlıktan çıkmış, F.Bahçe adına adeta idmana dönmüştü. Goller yine F.Bahçe’den geldi. Bu defa Nani ve Van Persie sahne aldı. Sahada F.Bahçe şov devam ederken tribünlerde de protestolar başladı.

Tribündeki protestolar, patlama noktasına gelip sahaya da yansıyınca yine üzerimize kabus çöktü. Futbol izlemeye geldiğini sanan bir vicdansız, sahaya girip çizgi hakemini yere yatırdı. Delikanlılık böyle mi olmalıydı? Onu sonra birkaç kendini bilmez takip etti. Vurdukları hakem, yaraladıkları ise Trabzon camiasıydı. Aslında Trabzonspor’un bence en büyük rakibi, bu kendini bilmez vicdansızlardı. Fatura ağır olacak. Bu ligde şampiyonluğun tadı ne kadar çıkar siz karar verin. Trabzon’da aydınlık başlayan bir gece yine karanlık bitti.

HOŞ GELDİN NANİ

Geçen hafta başarılı gördüğümüz Nani, dün takımın en iyilerinden biriydi. F.Bahçe taraftarı, hem galibiyete hem de Nani’nin başarılı futboluna alkış tuttu.

KİME VURUYORSUN!

Trabzon seyircisinin maç sonundaki tepkisi F.Bahçe’ye değil, kendi takım ve yönetimineydi. Protesto, tribünde kalmalı; icraata dönüştürülmemeli. Sahaya atlayıp hakeme vuran vicdansız hakemin de kendisi gibi bir ailesi olduğunu acaba biliyor muydu?

MAÇIN YILDIZI VİTOR PEREİRA
HALUK AYYILDIZ
Trabzonspor, çok şey yapmak isteyip de yapamayan bir takım görüntüsü verdi Fenerbahçe karşısında. Ama yetmiyor işte eldeki malzeme bu. Fenerbahçe’ye gelince tek kelimeyle müthiş oynadılar ve farklı kazanıp ‘Şampiyonluk yarışını asla bırakmayız’ dediler...

Pereira’yı ayrıca kutluyorum, hem çok centilmendi, hem de yaptığı hareketlerle maçın yıldızı oldu. Alper Topuk attığı golden sonra sevincini abartınca depar atarak devreye giren Pereira, sinirli bir şekilde “Yavaş, sakin olun” dedi. Yani ortamı germeme adına elinden gelinden yaptı. Helal olsun. Demek ki ortam gerginleştirilmediğinde ortaya futbol oynamaya çalışan iki takım çıkabiliyormuş. Tamam, Trabzonsporlular’ın o malum dönemden kalma Volkan Demirel takıntısı devam ediyor ama o da artık yardımcı olmayı öğrenmeli.

Fenerbahçe maçı 2-0’a getirmesine rağmen Trabzonspor yine de oyunu hiç bırakmadı. Pozisyon üretmeye çalıştı gücü yettiğince. 35’te hakem Bülent Yıldırım, Trabzonspor’un buz gibi penaltısını yedi. Yazık. Salih Dursun’a da bir çift lafımız olsun. Volkan Şen’in attığı gol öncesi sanırım aklı halen isminin verildiği caddenin açılışındaydı!

Hami Hoca’yla devam edelim. Fenerbahçe’nin iki kanat oyuncusu Türkiye’nin en iyileriyken, aylardır oynamayan beklerin Musa Nizam ve Salih Dursun’dan o ikiliyi durdurmasını nasıl bekledin? Hep yanlışlarla dolusun Hami Hocam.

Gelelim gecenin utanç veren hepimizin yüzünü kızartan olaylara. Telleri söküp, sahaya atlayıp hakeme saldırmak ve dövmek nasıl bir cürettir! Bu, Trabzon’a yakışıyor mu! İnsan demeye dilimin varmadığı bu kişi ve kişilerin yaptıkları şehre ve Trabzonspor camiasına zarar veriyor. Herkes bu yaşananlardan ders çıkarmalı ve tekrar olmaması için gerekli önlemleri almalı. Bu hareket, kesinlikle Trabzonspor camiasına pahalıya mal olacaktır. Şunu söylemeden de geçemeyeceğim: Pereira bu noktada yine örnek bir hareket sergiledi ve Ersun Yanal gibi jet hızıyla soyunma odasına koşmadı. Sakindi ve takımına sahip çıktı.