Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

FATİH ALTAYLI: AÇ ASLAN GOMIS

G.Saray’ın ilk maçını yurt dışında olduğum için canlı izlememiştim. Yazılanları okudum gazetelerde. G.Saray süpermiş. Öyle diyorlardı. Sevindim. Sonra memlekete döndüm. Maçın kaydını izledim. İyi oynuyorlar gibiydi ama süper falan değildi. Rakibi ise çok çok kötüydü, muhtemelen bu yıl küme düşecek takım olurdu. Yine de takımın hırsı ve kazanma azmi sevindiriciydi. Tedirgin edici olan ise Tudor’un hatalı değişiklikler yaparak takımı sabote etmeye devam etmesiydi. İlk haftanın kahramanı kesinlikle Gomis’ti ve takımı o ateşliyor, gazı o veriyordu. Bu hafta rakip biraz daha dişli olacaktı. Gördüğüm şu oldu. Osmanlı, gerileme dönemine girmiş.

İlk yarıda Bülent Uygun’un oynattığı futbol, en az giydiği kıyafet kadar komikti. Osmanlı’nın “Hasta adam” görüntüsüne karşın, G.Saray’da yine bir iştah vardı. Ve aynen geçen hafta olduğu gibi, futbol sofrasına en aç oturan adam Gomis’ti. Maça büyük bir iştahla girdi, onun çala kaşık rakibe daldığını gören takım da ona ayak uydurdu ve G.Saray, ne yaptığını bilmeyen rakibi önünde ilk yarım saatin sonunda 2 farklı öne geçti. O ilk yarım saatte Gomis kadar iştahlı bir de Ndiaye göze çarpıyordu. Sağ kanatta Mariano-Rodrigues ikilisi maden bulmuştu ve Rodrigues solu bırakıp, sağdaki madene çalışıyordu. Gomis’e attığı bir pas, Gomis’in inanılmaz vuruşuyla muazzam bir gol getirdi.

FERNANDO, GOMIS KADAR FAYDALI

 Takımın Gomis kadar faydalı bir elemanı ise Fernando’ydu. Bu kadar gösterişsiz ama bu kadar akıllı ve faydalı oynayan bir adam zor bulunur. G.Saray’ın Atiba’sı olmaya aday ki, kumaşı Atiba’dan daha iyi gibi. Belhanda’da belli ki, çok iyi bir futbol aklına sahip ancak henüz tam hazır değil. Yine de çok şık ama bir kadar da basit bir futbol tarzı var. Linnes yerinde oynamamasına rağmen başarılı. Hele engellediği bir gol var ki, o pozisyon gol olsa, 3-0’dan puan kaybetmek işten değildi. Tabii yine de görüntü kimseyi yanıltmasın.

G.Saray hazır değil. İkinci yarıda Osmanlı biraz öne çıkıp, Serdar’ı hafif santrfor pozisyonuna yaklaştırınca G.Saray zorlandı. Takımın geçen yıldan en önemli farkı, hızlı oynaması. Geçen yıl sürekli yavaş bir set oyunu oynayan G.Saray, bu yıl hızlı ve oyunu sete dökmeyen karmaşık bir yapı içinde oynuyor. Bu da rakibin önlem almasını zorlaştırıyor. Ancak bu hızlı oyun, henüz hazır olmayan takımın çabuk yorulmasına neden oluyor. 60. dakikada takımın pili bitti. Tempoyu daha uzun bir süre sürdürdüğü zaman G.Saray daha iyi olacaktır. Tudor ise bu maçta tüm değişiklikleri doğru ve zamanında yaptı. O da bir artı puan. Dediğim gibi, G.Saray, spor medyasının iddia ettiği kadar şahane oynamıyor. Ama sezona şanslı bir başlangıç yaptı ve hazır olmayan zayıf rakiplerle ilk iki haftanın karlı takımı oldu. Ama şurası da bir gerçek ki, bu takım zirveye oynama kapasitesine sahip.

HALİL ÖZER: ÇILGINLAR

Kayseri maçında dudak bükmüştüm. Doğruya doğru. Rakip çok kötü dedim, beklemek lazım dedim. Ama dün öyle bir gözüme gözüme bir gösteri yaptılar ki bu yazdıklarımdan pişman oldum. Şimdi şu var. Bir kere Galatasaraylı futbolcular bir çılgın gibi oynuyorlar. Gözü dönmüş, hırslı, kavgacı, mücadeleci, heyecanlı. Sanki bir yere kapamışlar, sonra özgürlüğe salmışlar gibi. Benim kafamdaki futbol anlayışım bu olduğu için ağzım kulaklarımda izliyorum. Fernando ve Ndiaye. Bakın şunu net olarak söyleyeyim. Bu iki oyuncunun yanına diğerlerini de eklerseniz bu takımda Sabri bile geri gelse sırıtmaz. O yüzden Tolga iki maçtır böyle.

Hani mekan oynatır derler ya, Galatasaray’da ise kadro oynatıyor. Belki Melo Galatasaray taraftarının her zaman gönlünde olacak. Ama artık Melo’dan iki tane var. Bir tanesi teknik, kontrollü, akıllı yani Fernando, diğeri ise gözü dönmüş bir futbol savaşçısı yani Ndiaye. Üstelik bu iki oyuncu sadece savunma ağırlıklı değil hücumda da etkili ve yaratıcılar. Kısaca Muslera bu iki oyuncu sayesinde kaza bela olmazsa çok rahat bir sezon çıkarabilir. Uzaktan baktığınız zaman Galatasaray’da öyle taktiksel bir disiplin ve düzen göremiyorsunuz. Ama şunu çok iyi yapıyorlar. Herkes savaşıyor, topun arkasında kalıyor, bir şekilde rakibi bozuyor, rakiplerine ikinci şansı asla vermiyor ve bulduğu pozisyonların kıymetini biliyor. Taktiksel düzen oluştuğu zaman ise bu sene hep beraber rekorları izleyebiliriz.

Tabii ki Gomis’i unutmadım. Bu adam Neymar’ın gittiği ligde 31 maçta 20 gol atmış. Yani öyle bir kenara koyulacak, unutulacak bir oyuncu değil. Dün attığı gol gerçekten bir efsaneydi. Tam bir tek vuruş dehası. Ayrıca bütün takımı ve tribünleri tetikleyen heyecanı, hırsı belki de attığı golden daha değerli. Şunu belirtmem lazım. Bu kadar çılgınca oynayan Galatasaray’ın nefes ve enerji kontrolüne ihtiyacı var. Çünkü takım henüz 90 dakika bu futbol savaşını fizik olarak kaldıracak güce sahip değil. O yüzden ikinci yarıda sıkıntılar ve hatalar baş gösterdi. Hatta neredeyse maç bile tehlikeye giriyordu. Tabii bir de savunmanın duran top zaafları.

Galatasaray’ın bu ligde fikstür avantajı da var. Üstelik daha yol kat edecek. Sarı-Kırmızılılar ile oynayacak her takımın çok iyi çalışması gerekir. Aksi taktirde ilk yarıdaki Osmanlı’nın durumuna düşebilirler. Artık Galatasaray’da Melo’dan iki tane var: Fernando ve Ndiaye.

TUDOR

Bu kadar eleştiriye rağmen, kamptayken yerine onca teknik direktör yakıştırılırken gözünü kırpmadan çalışmış. Normal bir insanın kaldıramayacağı baskıları taşımayı başarabilmek muhtemelen futbolculuk döneminden kalan büyük bir miras.

OSMANLISPOR

İşleri çok zor. Bu sene resmen harakiri yapmışlar. Her bölgede sıkıntıları var. Bana gelecekleri pek parlak gelmedi.

BÜLENT YAVUZ: HALİL UMUT MELER'E 'AFERİN'

Galatasaray, Ankara’da güzel bir futboldan sonra galibiyet serisini 2’ye çıkardı. Bu maçın hakemi Halil Umut Meler, mücadelenin 90 dakikalık bölümünde çok güzel işler yaptı. Özellikle ikili mücadelelerde acele etmedi. Avantajı gözeterek, seyir zevkini yükseklere çıkarmayı hedefledi ve kanaatimce çok başarılı oldu. Maçın başında bir aut-korner yanlışlığına imza atan hakem, sonraki pozisyonlarda oyunu yakından takip etti.

Futbolcularla da iyi iletişim kurunca, her iki takım top oynama adına hakemi bir kenara bıraktı. Hakem de ihtiyaç duyulduğu anda düdüğünü çaldı ve doğru kararları verdi. Iki yardımcı hakeme de bir parantez açmak istiyorum... Hakemin başarılı yönetimine maalesef ayak uyduramadılar. Özellikle ofsayt tespitlerinde acele davranıp yanlış bayraklar kaldırdılar.