Sudan kaçan patiler: Kediler neden genellikle sudan hoşlanmaz? Sebebi çok eskiye dayanıyor!
Kediler ve su arasındaki o meşhur mesafe, yalnızca huysuzlukla açıklanabilir mi? Uzmanlara göre bu davranışın arkasında biyolojik ve evrimsel nedenler var. İşte detaylar!
Bir kedi banyoyla karşı karşıya kaldığında yaşanan panik çoğu evcil hayvan sahibine tanıdık gelir. Ancak bu tepki, şımarıklık değil; içgüdüsel bir savunma olabilir. Kedilerin suyla imtihanının perde arkasını sizin için araştırdık, detaylar haberimizin devamında...
TÜYLERİN YAPISI VE “ISLAKLIK” HİSSİ
Kedilerin suyla arası genellikle mesafelidir. Bunun en önemli nedenlerinden biri tüy yapılarıdır. Kedi tüyleri suyu tamamen iten bir yapıya sahip değildir; suyu emdiğinde ağırlaşır ve vücut ısısını koruma kapasitesi azalır.
Islanan tüyler geç kurur, bu da kedinin üşümesine ve hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına yol açar. Doğada hayatta kalma içgüdüsüyle hareket eden bir canlı için bu durum ciddi bir dezavantajdır. Islak bir kedi daha yavaş hareket eder, daha savunmasız hisseder ve kaçma refleksi zayıflar. Bu da su deneyimini stresli hale getirir.
KONTROL KAYBI VE DUYUSAL HASSASİYET
Kediler çevreleri üzerinde kontrol sahibi olmayı sever. Suya zorla sokulmak ya da aniden ıslanmak, bu kontrol duygusunu ortadan kaldırır. Ayrıca kedilerin bıyıkları ve patileri son derece hassastır.
Ani sıcaklık değişimi, suyun yarattığı basınç hissi ve kaygan zemin, onların duyusal dünyasında alarm etkisi yaratır. Özellikle banyoda kaygan fayans üzerinde durmaya çalışmak, kedinin stresini artırır. Bu nedenle su, kedinin gözünde “tehlikeli ve öngörülemez” bir unsur olarak kodlanabilir.
EVRİMSEL VE ÇEVRESEL KÖKENLER
Evcil kedilerin atalarının büyük kısmı kurak ve yarı kurak bölgelerde yaşamıştır. Örneğin Afrika yaban kedisi olarak bilinen ataları, suyla iç içe bir yaşam sürmüyordu. Bu nedenle yüzme ya da suya girme davranışı, türün evrimsel tarihinde belirgin bir yer tutmadı.
Buna karşın bazı ırkların –örneğin Van kedilerinin– suya daha toleranslı olduğu biliniyor. Bu da kedilerin suyla ilişkisini belirleyen faktörün yalnızca tür değil, aynı zamanda genetik ve bireysel deneyimler olduğunu gösteriyor.
HER KEDİ AYNI DEĞİL
Yaygın kanının aksine tüm kediler sudan nefret etmez. Küçük yaşta suya olumlu şekilde alıştırılan kediler, suyla daha barışık olabiliyor. Akan muslukla oynamayı seven ya da su kabına patisini sokan kediler buna örnek.
Burada belirleyici olan, deneyimin nasıl ve ne zaman yaşandığı. Zorlayıcı ve travmatik bir banyo deneyimi, su korkusunu pekiştirirken; kontrollü ve sakin bir temas merakı artırabiliyor.
Sonuç olarak kedilerin suyla mesafeli ilişkisi; biyoloji, evrim ve deneyimlerin birleşiminden doğuyor. Yani mesele basit bir “nefret” değil, daha çok hayatta kalma içgüdüsü ve konfor alanı.