Ekranın karanlık yüzü: Dijital tükenmişlik sessizce yayılıyor
Bildirim gelmese bile telefona uzanıyor musunuz? Uzmanlara göre bu refleks, dijital tükenmişliğin ilk sinyallerinden biri olabilir. Sürekli bağlantıda kalma baskısı, hem iş hayatını hem de özel yaşamı derinden etkiliyor.
ABONE OLTeknoloji hayatı kolaylaştırdı, mesafeleri ortadan kaldırdı. Ancak artan ekran süresi ve algoritmaların yönlendirdiği içerik akışı, insan psikolojisi üzerinde beklenenden daha büyük bir yük oluşturuyor. Dijital çağın yeni sendromu alarm veriyor.
Dijital tükenmişlik sendromu, sürekli ekran maruziyeti, yoğun bilgi akışı ve kesintisiz çevrimiçi olma baskısı nedeniyle ortaya çıkan zihinsel, duygusal ve fiziksel yorgunluk durumudur. Özellikle uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşması ve sosyal medyanın hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte bu sendrom, modern çağın en dikkat çekici psikolojik sorunlarından biri haline gelmiştir.
Uzmanlara göre dijital tükenmişlik; odaklanma güçlüğü, motivasyon kaybı, kronik yorgunluk, uyku bozuklukları ve sosyal geri çekilme gibi belirtilerle kendini göstermektedir.
2020 yılında başlayan küresel salgın süreciyle birlikte dijital platformlara bağımlılık ciddi ölçüde arttı. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan değerlendirmelerde, ekran süresindeki artışın ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler oluşturduğu vurgulandı.
Evden çalışma, çevrim içi eğitim, dijital toplantılar ve sosyal medya kullanımı derken bireylerin günlük ekran süresi ortalama 8-12 saate kadar çıktı. Bu durum, iş-özel hayat sınırlarının belirsizleşmesine ve zihinsel tükenmeye zemin hazırladı.