Türk filmleri için tehlike çanları çalıyor
2024'ün ilk iki ayında pazarın % 85'ine hükmeden Türk filmleri, 2026 itibarıyla pazar payını yabancı yapımlara kaptırmaya başladı. İki yılda 6 milyon izleyici kaybeden Türk filmleri için tehlike çanları çalıyor
Sinema salonları, son 5 yılın en ilginç ve bir o kadar da düşündürücü döneminden geçiyor. Yılın en çok sinema bileti kesilen dönemi olan ocak - şubat verileri bize gösteriyor ki, Türk filmleri, 2024'te pandemi öncesi dönemi hatırlatan o altın çağı mumla arar hale geldi.
Çok değil, sadece iki yıl önce 2024’ün ilk iki ayında adeta bir sinema şöleni yaşanıyordu. Toplam izleyici sayısının 12.3 milyona dayandığı, bu pastanın tam 10.5 milyonunu Türk filmlerinin aldığı o günler, sektör için adeta bir gövde gösterisiydi, pandemi öncesine dönüşün sinyaliydi. Türk filmleri pazarın % 85’ine hükmediyor, salonlar yerli hikâyelerle dolup taşıyordu.
DRAMATİK DÜŞÜŞÜN ANATOMİSİ
2024 zirvesinden sonra karşımıza çıkan tablo tam anlamıyla dramatik bir geri çekilme oldu. Türk filmlerinin izleyici sayısı, son iki yılda büyük oranda kan kaybetti.
'AYNI NAKARAT'A PRİM VERİLMİYOR
2024’te kesilen 10.5 milyon Türk film bileti, bugün 4.2 milyona kadar gerilemiş durumda. Bu, iki yıl içinde izleyicilerin % 60’ının Türk filmlerinden elini - ayağını çekmesi demek. Bu, sadece bir tesadüf olamaz. Bu durum, içerik kalitesinin 2024’teki o heyecan verici ivmeyi yakalayamadığının, izleyicilerin 'Aynı nakaratlara' artık prim vermediğinin en somut göstergesi olarak karşımıza çıktı.
YABANCI FİLMLER PAZAR PAYINI ARTIRIYOR
Sektörün dikkat çekici bir diğer noktası ise yabancı filmlerin sergilediği istikrar. Türk filmleri büyük bir türbülansın içindeyken, yabancı filmler, stabil grafiğini koruyarak pazar payını sessiz sedasız % 30'lara çıkardı. Yani izleyiciler, iyi hikâye bulamadığında tercihini küresel yapımlardan yana kullanıyor.
'Hamnet'UZUN KIŞIN BAŞLANGICI OLABİLİR
Bugün çalan alarm zilleri, sadece boş kalan koltuklar için değil; yaratıcılığını yitiren, birbirinin kopyası olan ve dijital platformların konforuyla yarışamayan içerikler için. Sinema salonlarının yeniden 10 milyonluk zirvelere taşınması isteniyorsa 2024’ün mirasını tüketmek yerine, izleyiciyi şaşırtacak yeni ve nitelikli hikâyelerin peşine düşmek zorunda.
Aksi takdirde, 2026’nın bu karamsar tablosu, Türk filmleri için uzun bir kışın başlangıcı olabilir.