Aşkın bitkisel hayatı
Aşk inandığınız kadar vardır. Bazen bir kokuyla başlar, bazen meyveyle. Bazen de bitkisel hayattır. Anadolu Piyanı veya Eber Sarısı veya Sarı Kraliçe'nin başına gelenlerde olduğu gibi... Hiç bütün insanlığın kazandığı bir aşk duymuş muydunuz? Bu onun öyküsü...
ABONE OLParacelsus’un, ondan mucize bekleyen ama görmeyince çekip giden öğrencisi kapıdan çıkar çıkmaz külü güle döndürmesi gibi, aşk inandığınız sürece vardır, hatta inandığınız kadar. Bunda mutabıksak yazıyı okumaya devam edin. Daha ileri gidelim: Hayatta aşka düşen sadece insan olmayabilir. Bitkiler sevgiyle daha iyi büyüyorsa, neden onlar da seviyor, âşık oluyor olmasın? Bazen bir koku olarak tezahür eder onlarda aşk, bazen bir meyve. Bazen de bitkisel hayatın ta kendisidir...
***
Keşfedildiğinde adı Eber Sarısı’ydı, köylüler ona ‘Sarı Kraliçe’ de diyordu. Yıl 1983, ülke darbenin şokunu yeni atlatmıştı. Yok, üstünden falan postal geçmedi; yaşadığı yerlerde tek tük köylü bulunur, onlardan daha çok hayvan otlardı.
Afyonkarahisar sınırları içindeki Eber Gölü ile Konya’daki Akşehir Gölü kıyılarında, meyve bahçeleri ile göller arasındaki dar alanda, arkadaşlarıyla mutlu mesut yaşıyordu. Mutluydu çünkü kimse ona dokunmazdı. Kraliçeliğinden değil, kimseye faydası olmadığı düşünüldüğünden. Hatta daha ötesi, her güzel kraliçe gibi biraz zehirliydi. Güzelliğine kanıp onu yutan birkaç vakada, mide bulantısı, kusma görülmüştü. Bir zehri daha vardı: Kıskançlık. Bulunduğu alanda başka bitki yetişmesine izin vermezdi, hemen sarıp sarmalardı orayı.