'İnönü kıskanç bir politikacıydı'
19'uncu yüzyılda bağımsızlıkları için mücadele eden Çerkesler, Çarlık Rusyası tarafından göçe zorlandı. 1860'lı yıllarda yaklaşık 2 milyon Çerkes vatanından oldu, çoğu da Türkiye'ye sığındı. Gazeteci-yazar Halit Kakınç ''Çerkes Aşkı'' isimli son romanında bu sürgünü, bir aşk hikâyesiyle anlattı. Tarihle günümüzün iç içe geçtiği romanda metafizik ögeler de var. Kakınç ile yeni romanı için buluştuk...
ABONE OLNalan KOÇAK / HT PAZAR
Yeni romanınızdan, Çerkes Aşkı'ndan başlayalım...
İki konuya kafa yordum. Biri Çerkeslerin 1860'larda yaşadığı büyük göçle ilgiliydi. Biri de metafizik, yani beş duyu ötesi, parapsikoloji, ufoloji gibi konulardı. Eşim "İkisini birden yaz ve birleştir" dedi. 1864'teki göçle günümüz arasında bağlantı kurarken yeniden dünyaya geliş temasını kullanmak işimi kolaylaştırdı. İki konu birleşince, birikimi de katınca kitap 3-4 ayda çıktı.
Hikâye Çerkesya'da başlıyor, İstanbul'da bitiyor. Çok trajik bir öyküyü aşk ekseninde anlatıyorsunuz. Bu tercihleri nasıl yaptınız?
Akademisyen tarafım Amerikan MIT Üniversitesi'ni ön plana çıkardı. Zaten kahramanım Elbruz da biraz materyalist ve teknik görüşlü. Çerkesya'ya gelince, 27 yıldır bir Çerkes kızıyla evliyim. Orayı biliyorum. 12 yaşından beri İstanbul'da yaşıyorum. Dolayısıyla karakterleri götürdüğüm yerler, benim de tercih ettiğim, oturduğum kalktığım mekânlar.
Kitabınızda ''Çerkes sürgünü Kızılderililerden sonra 19'uncu yüzyılda yaşanan en büyük ikinci soykırımıdır'' diye bir ifade var. Böylesine bir trajedi tarih kitaplarında yeterince yer bulabildi mi?