Moda dünyasına iz bırakan 15 kadın!
Moda dünyasında kendi imparatorluğunu kuran ve erkek egemen sektöre başkaldıran efsane isimleri hatırlamak istedik. İşte modayı moda yapan, moda dünyasında iz bırakan 15 kadın...
KRUVAZE ELBİSENİN MUCİDİ: Diane von Furstenberg
Diane von Furstenberg, moda dünyasının en etkili kadın isimlerinden biri. Özellikle kadın girişimcilerin yanında olmasıyla “güçlü kadın”ın simgesi oldu. İki çocuğunun babası Prens Eduard Egon zu Furstenberg, Alman Kraliyet Ailesi’ne mensup.
Bugün artık beraber olmasalar da “prenses” titrini bir kenara bırakarak soyadını kullanmaya devam ediyor tasarımcı. Furstenberg’in moda dünyasındaki ünü ve saygınlığı kraliyet geçmişinden kaynaklanmıyor tabii. Öncelikle, Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi’nin üç dönemdir başkanı o.
Kadınların kurtarıcısı olan kruvaze elbisenin de mucidi. 1972 yılında “Kadın gibi hissedin, elbise giyin,” sloganıyla piyasaya çıkardığı pamuklu jarse elbiseler, modadaki en önemli kadın özgürlük hareketlerinden biri olarak tanımlanıyor. Bu anlamda da Coco Chanel’le beraber anılıyor.
ASİ VE ÇILGIN: Vivienne Westwood
Dönemine zıt giden kumaşları kesen biçen ve kendine göre yorumlayan öncü biri o. Britanya’nın en orijinal, taşkın ve tartışmalı tasarımcısı Vivenne Westwood, zamanın ötesindeki tasarımlarıyla 90’ların grunge akımının öncülerindendi.
Punk, pin-up, pop kültürünü günlük modaya taşıyan bir tasarımcı. Yıllar öncesinde kendisine verilecek bir onur ödülünü almak için Buckhingham Sarayı’na gittiğinde giydiği transparan elbiseyle İngiliz aristokratlarına dillerini yutturan “asi” modacının, şimdi bir moda imparatorluğu var. Ama aslında tüm bunların başlangıç noktası son derece amatör.
Sex Pistols’ın menajeri olarak karşımıza çıkacak olan McLaren sayesinde sanat ve kült akımlar ile tanışır, bir dükkânın “yarısını” kiralayarak açtıkları ilk giysi dükkânı, “Let It Rock” olur. Birkaç ay içinde gençlik yıllarından beri kendi kıyafetlerini diken Vivienne’in, rock’n roll tarzı kılığı evirip çevirerek yarattığı özgün tasarımları yok satmaya başlar. İngiliz moda endüstrisinin dünya modasında edindiği yer, Westwood’un yolunu açtığı yenilikçiliğin bir sonucu.
FARK YARATAN KADIN: Donatella Versace
Şüphesiz Donatella Versace moda dünyasının fark yaratan kadınlarından. 18 yıldır İtalyan efsanesi Versace’nin başında. Başına ne gelirse gelsin her zaman dik ve güçlü bir kadın imajı çiziyor. İtalyan geleneğine sahip çıkarak yıllardır köklü bir lüks anlayışını modern dokunuşlarla yeniden yorumluyor.
Donatella’nın yolculuğu 1955 yılında Güney İtalya’da başlıyor. Terzi bir annenin, finansçı bir babanın en küçük kızı. Kumaşlarla bir öykü tasarlamanın büyüsü Versace’lerin annesinden geliyor. Bu tutkuyu çocuklarına aşılayan anne Versace, sadece oğlu Gianni’yi değil Donatella’yı da beslemiş.
Versace’nin asıl mimarı Donatella’nın abisi, 20. yüzyılın en yetenekli modacılarından Gianni Versace. Gianni Versace’nin ölümünden sonra tüm sorumluluğu üzerine alan Donatella, Versace modaevini şimdi bulunduğu çizgiye taşımayı başardı. Donatella, Versace’nin köklerine mirasına sahip çıkarak markayı günümüze kadar büyük başarılarla taşıdı.
MÜTEVAZI İTALYAN: Miuccia Prada
Bir efsaneyi devralarak moda dünyasının en önemli moda devi haline getiren bir isimden bahsediyoruz. Miuccia Prada, dünya modasına yön veren Prada’nın arkasındaki tek isim. Mütevazı aile şirketinin yönetimini 1978’de devraldıktan sonra Prada’yı devler ligine taşımakla kalmadı, dünyanın en zengin ve etkili kadınları arasında da yerini aldı.
Tiyatro eğitimi aldıktan sonra siyasi bilimler bölümünde doktora yapan Miuccia Prada, tasarım adına iyi bir donanıma sahip değildi ancak modayı algılayış biçimi kusursuzdu. Miuccia Prada, 1985 yılında markanın hem ayakkabı koleksiyonunu hem de klasikleşen çantalarını çıkardı. Kullandığı klasik renkler, zengin kumaşlar ve şık çizgileriyle kıyafet sektöründe de adından söz ettirdi.
Çalışan kadına hitap eden tasarımlar kısa sürede kadınların vazgeçilmezleri arasına girdi. Time Dergisi’nin 20. yüzyılın en etkili isimleri arasında gösterdiği Miuccia Prada’nın moda dünyasının tüm görkemine rağmen başarılı bir işkadını, iyi bir anne ve sıkı bir İtalyan olmaktan öte kaygısı yok.
MODERN VE ŞEHİRLİ: Donna Karan
Moda dünyasının ve Amerika’nın en yetenekli ve en güçlü tasarımcılarından olan Donna Karan 1989 yılında kendi adını verdiği DKNY, yani Donna Karan New York markasıyla modern ve çalışan kadınların simgesi oldu. Donna Karan 1966 yılında liseden mezun oldu, Prason’s tasarım okulunda iki yıl eğitim aldı.
Daha sonra okulu bırakıp Anne Klein’da yaz stajı için işe başladı. Bu, Donna Karan’ın hayatını sonsuza kadar şekillendirecek bir fırsattı. Donna Karan 1988 yılında DKNY adını verdiği ilk koleksiyonunu çıkardı ve bu koleksiyonla birlikte moda dünyasına damgasını vuran DKNY markasının oluşum sürecine de girilmiş oldu.
DKNY’ı modern, feminen ve şehir hayatının izlerini taşıyan bir marka haline getirdi. Spontane olaylar ve şehir hayatına ayak uydurmak zorunda kalan insanlardan ilham alarak çıkardığı markasını bu yüzden New York olarak tanımladı. Gerçek kadınlara tasarımlar yapan bir tasarımcı olarak tarihe geçti.
ZARİF GELİNLİKLER: Vera Wang
Zarif tasarımların altına imzasını atan Vera Wang, kadınları adeta bir peri masalında yaşatıyor. Birçok kadın ve erkeğin hayranlıkla tasarımlarını izlediği Wang, kendi düğününü milat alarak “gelinlik” tasarımları yapmaya başladı. Ralph Lauren’de tasarım direktörü olarak çalıştığı dönemde evlenmeye karar verdi. Piyasada çalışanları çok sıradan bulduğu için kendi gelinliğini tasarlamaya karar verdi.
CÜRETKÂR MODELLER: Madeleine Vionnet
Vionnet Modaevi, modanın mimarı olarak bilinen, moda tarihinde kâşif olarak anılan ünlü couturier Madeleine Vionnet’nin 1912’de Paris’te kurduğu bir modaevi. 1876 senesinde doğan tasarımcı, 16 yaşında Paris’te Rue de la Paix’de bulunan Vincent adındaki bir modaevinde çalışmaya başladı.
Sonra kendi modaevini Paris’te kurdu. Birinci Dünya Savaşı’nda modaevini kapatmak zorunda kalması, onu kesinlikle pasif bir döneme sokmadı; hatta en cüretkâr modellerini o dönem tasarladı. Kadınları yalnızca korselerinden değil toplumun dayattığı kısıtlamalardan kurtarma idealindeki Vionnet birçok ilke imza attı.
ELEGAN VE ZAMANSIZ: Carolina Herrera
Carolina Herrera denilince ilk akla gelen, seçkin, elegan ve kaliteli tasarımlar... Tasarımcının, Bella Swan’ın o muhteşem gelinliğini hazırlamasından sonra değişen bu daha genç yaklaşımın nedeni, artık çok daha genç takipçileri olmasına bağlanıyor.
Söylentilere göre bu değişimin diğer bir sebebi de, genç bir grafiker olan kızının fikirleri ve çalışmaları. Herrera’nın her zamanki estetik anlayışının üzerine eklenmiş olan genç ve modern çizgiler, koleksiyonları çok daha fonksiyonel, dolayısıyla etkileyeceği kitleyi çok daha geniş hale getiriyor.
ÇEVRECİ TASARIMCI: Stella McCartney
The Beatles’ın üyelerinden Paul McCartney ve Amerikalı fotoğrafçı Linda McCartney’in kızı olarak dünyaya gelen başarılı tasarımcı, babasının şöhretinin hep dışında kalarak kendi hayallerinin peşinden gitti. McCartney için her şey 12 yaşında kendi ceketini tasarlayıp dikmesi ile değişti.
Kendisini geliştirmek için çıktığı yolda, 1995 yılında Central St. Martins College of Art&Design’dan mezun olduktan sonra Christian Lacroix gibi başarılı bir ismin yanında staj yapma fırsatına erişti. Daha sonra, 1997 yılında Chloe için kreatif direktörlük görevini üstlendi. 2001 yılında da kendi markasını yarattı.
2003 yılında ilk parfümünü ardından 2008 yılında ilk iç çamaşırı koleksiyonunu çıkardı. Gucci, Adidas, H&M gibi hazır giyim markalarıyla milyonlar satan işbirliklerine imza attı. Onu meslektaşlarından farklı kılan ise çevreci bir tasarımcı olması. Tasarımlarında hayvanlardan elde edilen malzemeler kullanmaması.
MİNİ ETEK: Mary Quant
Kendi zamanının ve geleceğin moda trendlerini belirleyenler moda ikonlarıdır. İşte Mary Quant 60’larda yarattığı mini etek ile moda tarihine adını altın harfler ile yazdırdı. Hipster pantolon, plastik çizme ve yağmurluklarla tüm zamanların moda ikonu haline geldi.
1934 doğumlu Mary Quant, Londra’da Goldsmith’s sanat okulunda eğitim gördü. Mary her zaman farklı düşünen bir kadındı. Seri üretilen her şeyden nefret eder, bir kadının makyajı dahil kıyafetinin, saçının tüm görünümünün kendine özel olması gerektiğini düşünürdü.
Tasarımlarında dansçıların kostümlerinden ve çocukken giydiği kıyafetlerden ilham aldı. Daha sonraları Chelsea modası olarak hatırlanacak basit kombinler dizayn etmeye başladı. Mary Quant genç nesile yeni giysiler vererek 60’lı yılların moda devrimini yarattı.