Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ece USLUM - HABERTÜRK PAZAR 

Çello çalıyor, at biniyor, yelken yapıyor ve boş vakitlerinde de beynin sırlarına ışık tutuyor! Tabii “Boş vakit” bölümü latife. Geçen hafta Vehbi Koç Ödülü alan 67 yaşındaki Prof. Dr. Kamil Uğurbil ile beynin merkezine bir yolculuğa ne dersiniz?

Okuldaki lakabı Kral Faruk! Lise yıllığına kızlar için evinin adresini yazacak kadar da cüretkârdı... Minnesota Üniversitesi Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi yöneticisi Prof. Dr. Kamil Uğurbil, geçen hafta bir ödül aldı. Topluma değer katan, örnek kişi ve kurumlara verilen Vehbi Koç Ödülü...

Yıllığı okuyan kızları bilmem ama son yıllarda bilim dünyası, ödül törenindeki konuşması ve esprileriyle dikkat çeken bu Türk profesörün peşinde. Herkes kendi ülkesinde bu merkezin bir şubesini açması için büyük bütçeler teklifler ediyor. Çünkü, kendi bu tarife itiraz etse de beynin sırlarını çözen insanlardan biri olarak tanımlanıyor. Uğurbil’in yaptıklarını ve hayatını inceledik...

Kamil Uğurbil, 1949’da İzmir’in Tire kasabasında, eğitime çok düşkün bir anne babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Huzurlu bir ailede büyüdü, kardeşlerini hep kolladı. Çok çalışkan olduğunu daha ilk günden anlayan annesinin arzusuyla, Bornova Anadolu Lisesi’ndeki son yılında Robert Kolej’e geçti. Orada bu çalışkan gencin içinden yakışıklı ve okulun popüler çocuğu da çıktı. Onun için hazırlanan bir videoda konuşan çocukluk arkadaşlarının Uğurbil’i anlatırken en sık kullandığı sözcükler, “Çok iyi biri, yakışıklı ve popülerdi...”

Yıllar dostlarıyla ve ailesiyle olan bağlarını zayıflatmadı. Öyle ki ödülü aldıktan sonra teşekkür etmeye dedesinden, büyük halasından ve diğer aile fertlerinden başladı. Törende sadece akrabaları değil okul ve çalışma arkadaşlarına kadar herkes oradaydı.

27’SİNDE PROFESÖR, 37’SİNDE DEV BİR MERKEZİN YÖNETİCİSİ

Kolejin desteğiyle üniversite için ABD’ye giden Uğurbil, başta ne okuyacağına hiç karar veremedi. Tam 2 yıl sonra Uğurbil, “ABD’de ikinci yılımda bir fizik dersi aldım sonra okumaya karar verdim” diyor. “Aileme fizik okumaya karar verdiğimi söyleyince babamın sorusu ‘Fizikçi ne yapar?’ olmuştu.” Başta o da bilmiyordu. Onu fiziğe çekense merakı oldu. En basit soruların cevabı ve detaylar, genç fizikçiyi heyecanlı araştırmalara sürüklüyordu. O da hakkında binlerce efsane olan bir çalışma konusu seçti; beyin... Columbia Üniversitesi’nde yüksek öğrenim ve doktorasını tamamladıktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi oldu.

Başta işler hiç kolay değildi. Zaten yeni bir dünyada kabullenilmek ve maddi yetersizlikler bilim insanlarının hep aşması gereken sorunlar olmuştur. Zamanla ufuk açıcı çalışmalarıyla dikkat çeken Uğurbil, 27 yaşında profesör unvanı aldı. 1986’da Minnesota Üniversitesi ona 6 milyon dolarlık araştırma fonu verdi. Küçücük odasından beynin sınırsızlığına, çalışmalarını büyüttü. Üniversitedeki laboratuvar bugün farklı disiplinlerden 100 kişinin çalıştığı Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi’ne dönüştü. Başta beyin olmak üzere burada yapılan araştırmalarla merkezin yıllık işletme geliri 10 milyon doları buldu. Bilim aleminin zirvelerinden sayılan “McKnight Presidential Chairs” tarafından desteklenen profesör-şimdi nefes alın-, “7 Tesla ve daha yüksek manyetik alanlı anatomik görüntüleme ve spektroskopi yöntemlerinin geliştirilmesiyle insanda kullanımı” gibi başarılara imza attı. Şimdi bunları anlayacağımız dile çevirelim...

İLKLERE İMZA ATTI

Uğurbil’in yönetimindeki merkezde öyle çalışmalar yapıldı ki beyinle ilgili merak edilen pek çok şeyin yanıtına insanlığı yaklaştırdı, hatta gazeteler “Beynin sırrını çözen Türk” diye başlıklar attı. O ise gülerek “Beynin sırrını falan çözmedim. Fonksiyonel EMAR tekniğini geliştirenlerdenim. Bu beynin sırlarıyla ilgilenenlerin çok kullandığı bir teknik” dedi. Malum, canlı insan beynini incelemek imkânsz denecek kadar zor. Uğurbil ve arkadaşlarının yaptığı, manyetik rezonans teknolojileriyle anestezi uygulanmadan beynin görüntülenmesi ve fonksiyonlarının takip edilmesini sağlamak. Böylece beynin nasıl çalıştığını, Alzheimer, depresyon gibi davranışsal ve nöropsikiyatrik rahatsızlıkları daha iyi anlayabilme ihtimalini insanlığa sunmuş oldular. Geçen yıl da ABD Başkanı Barack Obama’nın başlattığı “Brain Research Through Advancing Innovative Neurotechnologies” Projesi’nin (BRAIN) 15 kişilik danışma kuruluna davet edildi ve katıldı.

‘SADECE DERSLE OLMAZ’

Prof. Dr. Kamil Uğurbil elbette çok çalışıyor. Beynini rahatlatmak içinse hobileri var; çello çalıyor, at biniyor, yemek kültürünü zenginleştiriyor, yelken yapıyor, yüzüyor, tarihe bayılıyor... Ona göre bunlara vakit ayırmak işinin bir parçası. Uğurbil bir röportajında, “Bilim adamları ders alarak bilim adamı olmaz. Bilimin içine girerek, başarılı bilim adamlarının yanında çalışarak, onlarla yemek yiyerek, kahve içerek bilim adamı olabilirler. Ben öyle yaptım” diyor. Bunu hiç aylaklık olarak düşünmeyin, bu iletişim yönteminin toplantılardan daha verimli olduğu kanıtlandı... Uğurbil’in adının geçtiği 400’ün üzerinde yayın var ve makalelerde en çok referans gösterilen isimlerden biri. Fakat Uğurbil bu başarılarını hiçbir zaman tek başına sırtlamıyor, ekibi hep dilinde. Vehbi Koç Vakfı’nın hazırladığı tanıtım filminde ekip arkadaşları, öğrencileri ve yardımcıları onu bir abi ve baba olarak gördüğünü söylüyor. “Ne kadar işi olursa olsun başınız sıkıştığında gidin, her şeyi unutup sizi dinler” diyor biri. Diğeri, “Derdi şöhret değil, sorularına yanıt aramak. Çok insancıl, güler yüzlü” diyor. Gerçekten de çocukluğundan bugüne fotoğraflara bakarsanız Uğurbil’de en değişmeyen şey gülümsemesi. Türkiye’deki dostluklarını anlatırken çekinmeden ağlaması da bilim insanlığının cabası...

ARAŞTIRMAYA GÖNÜL VERENLERİN AŞKI 

Sene 1993. Aklı hep araştırmalarda ve cevabını bulamadığı sorularda olan Uğurbil’in çalışmalarına katılmak için Almanya’dan Jutta Ellerman gelmiş. Birbirlerine âşık olmuşlar. Sonrasını ödül töreninde Kamil Uğurbil anlattı: “Başta evlenmeye pek yanaşmadım. Sonra bunu benden çok daha fazla çalışan biriyle evlenerek çözdüm. Hatta balayına çıkmadık. Evlendikten bir gün sonra konferans için ben ABD’nin doğu yakasına gittim, o batı yakasına...” 22 yıldır evliler, bir de kızları var. Tabii onların paylaşımları bizden farklı olabiliyor. Tören sırasındaki sunumda insanlara gösterdiği denek beyin de eşi Jutta’nınkiydi.