Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Cem Garipoğlu'nun mahkemedeki ilk ifadesi

        Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlu ilk kez hakim karşısına çıktı. Münevver Karabulut'un kardeşi Enver Karabulut duruşma sırasında Cem Garipoğlu'na şırıngayla saldırdı.

        İlk olarak Cem Garipoğlu'nun kimlik tespiti yapıldı. Lise öğrencisi olduğunu ve sabıkası bulunmadığı ifade eden Garipoğlu, gelirinin olmadığını söyledi.

        ENVER KARABULUT ŞIRINGA FIRLATTI

        Ardından Cumhuriyet savcısı iddianameye özetleyerek okudu. Daha sonra Cem Garipoğlu savunmasına başladı. Garipoğlu, 'Erkekliğime hakaret etti' dediği sırada sinirlenen Enver Karabulut içinde sıvı bulunan şırıngayı Cem Garipoğlu'na doğru fırlattı. Ancak şırınga Garipoğlu'na isabet etmedi. Bu sırada Enver Karabulut, "Seni öldüreceğim" diye bağırdı. Hakim, Cem Garipoğlu ve Enver Karabulut'u farklı kapılardan dışarı çıkarttırdı. Mahkeme başkanı, olup bitenleri tutanağa geçirdi. Bu sırada söz alan Süreyya Karabulut'un avukatı Rezan Epözdemir, Enver Karabulut'un böyle bir şey yapacağını bilmediğini belirterek yemin etti.

        Daha sonra salona alınan Garipoğlu ifadesine devam etti.

        "'SEN NASIL ERKEKSİN' DEDİ"

        Garipoğlu olay gününü şöyle anlattı: "Ben olaydan 1 yıl önce Bebek'te tesadüfen Münevver Karabulut ile tanıştım. 5 ay sonra da sevgili olduk. Hatta Münevver ile sevgiliyken Enver ile tanıştık. Münevver 7-8 kez evimize geldi. Münevver'i annem ile de tanıştırdım. Olaydan birkaç gün önce bize gelmişti, tartıştık. Bana hakaret etmeye başladı. Erkekliğime hakaret etti. 'Sen nasıl erkeksin' dedi. Olay tarihinde Münevver'in okuluna gittim. Birlikte karar alıp bize geldik. Bizde kimse yoktu. Arka bahçeden içeriye girdik. İki sevgili gibi öpüştük sarıldık. O sırada Münevver lavaboya gitti. Masanın üzerinde bulunan telefonunu karıştırdım, mesajlara baktım. Sevgilim, canım yazılı mesajları gördüm. Mesajların ne olduğunu sordum. Münevver de "Ben seni seviyorum. Bu mesajın önemi yok" dedi. Münevver'in bu umursamaz tavrı beni çok kızdırdı. Israrlarla mesajların kimden geldiğini sordum. 'Sen benim babam mısın soruyorsun' dedi. Tartışma çıktı. Münevver'i çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi geçirdim hatırlamıyorum, kendime geldiğimde Münevver'i ölü buldum. Masanın üzerindeki bıçakla vücuduna vurduğumu tahmin ediyorum. Münevver'i cansız görünce kendimi de öldürmek istedim. Ancak yapamadım"

        "ÇÖP KONTEYNERİNA ATTIM"

        "Telaşla cesetten kurtulmaya çalıştım. Evdeki bir bavulu aldım. Münevver'i cesedini bavula sığdırmaya çalıştım. Sığmayınca evden koşarak nalbura gittim. Testere aldım. Tekrar eve gelip önce başını kestim, sonra gitar kutusuna koydum. Cesedi de bavula yerleştirdim. Daha sonra korsan taksiyle evden ayrıldım. Evden ayrılmadan da önce kirli çamaşır sepetinde bulunan çamaşırlarla yerdeki kanları temizledim. Arabaya bindim ve Etiler'e geldim. Bagajdan bavul ve gitar kutusunu indirdim ve çöp konteynerine attım. Bilinçsizce ne yaptığımı bilmeden alışveriş merkezine geldiğimi anladım. Sonra Bahçeşehir'deki evimize gittim. Evde annem, kız kardeşim ve kız kardeşimin öğretmeni vardı. Annem çamaşır sepetindeki kanları görmüş olacak ki 'ne oldu' diye sordu. Ben de cevap vermeyerek soruyu geçiştirdim. Daha sonra eve babam geldi. Annem babama bir şeyler anlatmış olacak ki ne olduğuna dair sorular sordu. Dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Babamla Beylikdüzü'ndeki şirket lojmanlarına geldik"

        "SUÇU TEK BAŞIMA İŞLEDİM. PİŞMANIM"

        "Yanımızda kimse yoktu. Babam bana ne olduğunu sordu, beni sıkıştırdı. Ben de , kız arkadaşım Münevver'in eve geldiği, içtiğimizi ve onu kazayla ittiğim sırada kafasının masaya çaptığını söyledim. Evdeki kanın bu şekilde oluştuğunu söyledim. Babam da bana 'Münevver'i ara durumunu sor' dedi. Babamdan gerçeği gizledim. Şirket çalışanları Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt'un bulunduğu lojmana geldik. Babam beni burada bıraktı ve gitti. Mehmet Karakayalı, bana soru sormaya başladı. Ben de babamla tartıştığımı söyledim. Bir süre sonra lojmana çıktım. Babam sonra geri geldi. Bahçeşehir'de bulunan bir kafeye gitmek istediğimi söyledim. Babam beni kafede bıraktı. Bir süre kafede tek başıma oturdum. Sonra hatırlamadığım bir şahıs geldi yanıma, uzun boyluydu. Beni tanıdığını düşündüm ve arabaya bindim. Bu kişille birlikte bilmediğim bir yere gittik. 6 saat yolculuk yaptık. 7 ay boyunca tek başıma bir evde kaldım, tanımadığım bir kişi 10 günde bir gelip yiyecek bırakıyordu. Saklandığım sırada ailemden kimseyle görüşmedim. 7 ay sonunda bir kişi eve geldi ve beni teslim edeceğini söyledi. Olup bitenleri televizyondan izliyordum. Ben bu kişiye, teslim olacağımı söyledim. Bu kişiyle birlikte yolculuk yaptık. Daha sonra yol kenarında beni bıraktı ve birazdan gelecek araca bin dedi. O araca bindim. Araçta avukat Aytekin Kaya vardı. Avukat bana büfeden yiyecek aldı. Daha sonra gelip polisler beni aldı. Pişmanım, böyle bir suş işlemek istemezdim. Keşke onun yerine ben ölseydim. Keşke onu geri getirmek mümkün olsaydı. Ailesi için zor bir durum. Benim yüzünden kızları öldü. Kendi ailem için de üzgünüm. Oğulları katil oldu. Suçu tek başıma işledim. Pişmanım"

        Bu arada Garipoğlu ifade verirken sesinin titrediği görüldü.

        PİŞMANIM, BÖYLE BİR SUÇU İŞLEMEK İSTEMEZDİM

        Münevver Karabulut'u öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Cem Garipoğlu, pişman olduğunu, böyle bir suçu işlemek istemediğini belirterek, ''Keşke Münevver'in yerine ben ölseydim. Keşke Münevver'i geri getirmenin bir yolu olsaydı. Münevver'in ailesi için çok üzgünüm çünkü kızları öldü. Kendi ailem için de çok üzgünüm, çünkü oğulları katil oldu'' dedi.

        Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan Garipoğlu, gitar kutusu ve bavulu alarak, villanın ön kapısından çıktığını ve telefonla çağırdığı korsan taksiye bindiğini belirtti.

        Aklına nereden geldiğini bilmediği bir şekilde Etiler'e gitmek istediğini taksiciye söylediğini anlatan Garipoğlu, şunları söyledi:

        ''Takside ne şekilde davrandığımı hatırlamıyorum. İstanbul'u da pek bilmem. Dedemin evine yakın bir yeri tarif ederek taksiciyi yönlendirdim. Dedemin bulunduğu semte gitmemin en önemli sebebi, İstanbul'u fazla bilmememdir. Dedemin evinin yakınlarındaki çöp konteynerinin yakınına geldim. Taksiden indim, bagajdaki gitar kutusu ve bavulu tek başıma indirdim. Cesedin bulunduğu bavul ve gitar kutusunu, çöp konteynerinin içine attım. Bu arada beni gören oldu mu bilmiyorum.''

        Daha sonra bilinçsizce ne yaptığını bilmeden bir alışveriş merkezine gittiğini ve orada bazı tanıdık kişilerle karşılaştığını belirten Cem Garipoğlu, alışveriş merkezinden çıktıktan sonra otobüsle Bahçeşehir'deki evlerine gittiğini dile getirdi.

        Döndüğünde ise annesi, kız kardeşi ve kız kardeşine kurs veren öğretmeni evde bulunduğunu belirten Garipoğlu, annesinin kendisine çamaşırlıktaki izlerin ne olduğunu ve kusup kusmadığını sorduğunu ifade etti.

        Annesinin sorularını geçiştirdiğini ve saat 22.00 sıralarında eve gelen babasının da kendisine ne yaşandığını sorduğunu söyledi. Babasının bu soruyu annesinin söyledikleri üzerine yönelttiğini sandığını belirten Garipoğlu, şunları anlattı:

        ''Babama dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Birlikte dışarı çıktık. Babam hatırlayamadığım bir araç ile beni şirketinin Beylikdüzü'nde bulunan lojmanlarının olduğu binaya götürdü. Yanımızda şoför veya başka kimse yoktu. Babam, bu arada ısrarla olayı öğrenmek için sorular soruyordu. Babama, eve Münevver isimli kız arkadaşımın geldiğini, içki içtiğimizi, içki içtikten sonra Münevver'in alkolden dolayı başının döndüğünü ve benim de Münevver'i kazayla ittiğim sırada başının, komodinin sivri olan kenarına değdiğini, baygınlık geçirdiğini söyledim. Kanın bu şekilde eve bulaştığını, daha sonra taksiyle Münevver'i eve yolladığımı belirttim. Babam çok soru sorduğu için bu şekilde gerçeği gizleyerek anlattım.''

        Cem Garipoğlu, babasının, Beylikdüzü'nde yanında çalışan Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt'un kaldığı lojmanlara kendisini bıraktıktan sonra ayrıldığını ifade etti.

        Babasının, kendisini almak üzere tekrar lojmanlara geldiğini anlatan Garipoğlu, yeniden Bahçeşehir'e döndüklerini dile getirdi.

        Babasından kendisini ara sıra gittiği bir kafeye bırakmasını istediğini söyleyen Garipoğlu, ''Bu kafede, bir müddet tek başıma oturdum. Yine hatırlamadığım bir zaman dilimi geçmişti ki daha önceden tanımadığım ve şu an simasını hatırlamadığım bir şahıs kafeye geldi. Yanlış hatırlamıyorsam uzun boyluydu. Bana 'Cem, Cem' diye seslendi. Beni tanıdığını anladığım için yanına gittim ve birlikte kafeden dışarı çıktık. O kişinin kullandığı bir otomobile bindik. Ben bu arada babama Münevver'i yaraladığıma dair sözler söylemiştim. Ancak Münevver'in öldüğünü ve olayın ayrıntısını babama anlattım mı hatırlamıyorum'' dedi.

        İSTANBUL'DAN KAÇIŞINI ANLATTI

        Katil zanlısı Garipoğlu, kafede karşılaştığı bu kişinin kendisini İstanbul'a 6 saatlik mesafedeki bir yere götürdüğünü anlatarak, ''Götürüldüğüm yerde, adli makamlardan kaçtığım tahmini 7 aylık süre boyunca tek başıma saklandım. Ara sıra yine tanımadığım bir şahıs bana yiyecek getiriyordu. Tahminen bu şahıs, 10 günde bir geliyordu. Bazen 5 günde bir geliyordu. Bu arada annem, babam, ağabeyim, kız kardeşim, amcam ve yukarıda belirttiğim babamın şirketinde çalışan yetkililerle hiç görüşme yapmadım. 7 ay geçtikten sonra bana yiyecek getiren kişi olup olmadığını hatırlamadığım bir şahıs geldi. Beni adli birimlere teslim edeceğini söyledi. Ben de teslim olmak istediğimi belirttim. Zira ben evdeyken sürekli televizyon izliyordum ve olayın basındaki gelişmelerini takip ediyordum. Bu sebeple teslim olmak istiyordum. Bu meçhul şahıs ile beraber uzunca bir mesafe katettikten sonra yol kenarında durdum ve bu şahıs bana biraz sonra plakasını belirttiği bir aracın geleceğini ve beni alacağını söyledi. Bu otomobil, benim bulunduğum otomobilin önünde durdu. Ben bu araca bindim. Bu araç avukatım Aytekin Kaya'ya ait araçtı. Aytekin Kaya ile birlikte fazla bir yol kat etmeden teslim olduğum yere geldik. Avukatım bana büfeden yemek aldı daha sonra polis memurları gelip beni teslim aldılar.''

        Cem Garipoğlu, ''Pişmanım. Böyle bir suçu işlemek istemezdim. Keşke Münevver'in yerine ben ölseydim. Keşke Münevver'i geri getirmenin bir yolu olsaydı. Münevver'in ailesi için çok üzgünüm. Çünkü kızları öldü. Kendi ailem için de çok üzgünüm çünkü oğulları katil oldu'' şeklinde konuştu.

        GARİPOĞLU'NA SORULAR

        Zanlı Garipoğlu, savunmasının ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Talip Armağan'ın suçu tek başına işleyip işlemediği yönündeki sorusu üzerine, ''Bu suçu tek başıma işledim'' dedi.

        Olayda kullanılan testereye ilişkin soru üzerine de Garipoğlu, ''İddianamede belirtilen testereyi olay günü öğle saatlerinde aldığıma dair tanık beyanları, kamera görüntüleri ve satış fişlerini kabul etmiyorum. Bugün savunmamda söylediğim gibi ben olayın hemen akabinde gidip bu testereyi satın aldım. Tanıklar saati yanlış söylemiş olabilirler'' diye konuştu.

        Bilgisayarında bulunan ve Münevver Karabulut ile yaptığı MSN görüşmelerinin kayıtlı olduğu ''Zeytinburnu sürtüğü'' klasörüne ilişkin soru üzerine Garipoğlu, ''Münevver ile konuşmalarımızda bana laf olsun diye (züppe) ve benzeri şekillerde hitap ediyordu. Ben de öylesine herhangi bir amacı olmayan bir şekilde MSN'de yaptığımız görüşmeleri (Zeytinburnu sürtüğü) adlı bir klasörde saklıyordum'' dedi.

        Mahkemede daha sonra Cem Garipoğlu'na, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusuna ilişkin söyleyecekleri soruldu.

        Verilen ifadelerin kendisine ait olduğunu söyleyen Garipoğlu, bu ifadeleri aynen tekrar ettiğini belirtti.

        İfadelerinde bazı farklılıklar görüldüğü gerekçesiyle mahkeme heyeti tarafından yöneltilen sorulara Garipoğlu, ''Soruşturma evresinde önce iki, sonra bir duble votka aldığımı söylemiştim. Şimdi hatırlamıyorum. Babama (Ben Münevver'i öldürdüm) şeklindeki durumu tam olarak söylediğimi veya ne zaman söylediğimi şimdi hatırlamıyorum'' dedi.

        Bu arada, söz verilen Münevver Karabulut'un annesi ve babası sanıktan şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini ifade etti.

        Mahkeme heyeti, verdiği ara kararla Karabulut'un annesi Nagehan, babası Süreyya ve kardeşi İbrahim Enver Karabulut'un suçtan zarar görme ihtimallerine binaen davaya katılmalarına karar verdi.

        Daha sonra söz alan Nagehan Karabulut, Garipoğlu'nun en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

        Süreyya Karabulut da Türk adaletine güvendiğini belirterek, ''Ben kızımı katleden sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. Ayrıca sanığa, 197 gün boyunca kol kanat gererek saklayan kişilerin bulunmasını istiyorum. Sanığın savunmalarının ezber ifadesi olduğunu düşünüyorum. Kızı katledilen bir baba olarak bunu kimlerin ne şekilde sakladığını öğrenmek istiyorum'' diye konuştu.

        Daha sonra Cumhuriyet Savcısı'nın talebi üzerine olayın mutfakta geçtiğini söylemesine rağmen, evin farklı yerlerinde bulunan kan izlerinin ne şekilde meydana geldiğinin sorulması üzerine Garipoğlu, bu konu hakkında gelecek celse ifade vermek istediğini söyledi.

        Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir'in soruları üzerine Garipoğlu, ''Ben maktulün kafasında sert cisimle meydana gelen darbenin ne şekilde olduğunu hatırlamıyorum. Olay benim anlattığım şekilde olmuştur. Ben Münevver ile buluşmaya gitmeden önce Bahçeşehir'deki evimizden çıkıp bir poşet ile tekrar dönüp dönmediğimi, elimde poşet olup olmadığını ve var ise poşetin içinde ne olduğunu hatırlamıyorum'' yanıtını verdi.

        Epözdemir'in, sanığa ''Mayasız Ayini''nin ne olduğunu bilip bilmediğini ve cinayet gecesi Hayyam Garipoğlu'na ait araçla nereye gittiklerini sorması üzerine Garipoğlu, ''Mayasız Ayini hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Öyle bir ayini hiç duymadım. Amcam Hayyam Garipoğlu'nu da olayın olduğu tarihten 15 gün kadar önce görmüştüm. Ondan sonra görmedim. Lojmana gittiğimde lojmandayken ve lojmandan ayrılırken amcam Hayyam Garipoğlu'nu görmedim, yani amcam orada yoktu'' dedi.

        Duruşmada söz alan sanık avukatı Aytekin Kaya da avukat Rezan Epözdemir'in soruları üzerine, Türkiye'deki ceza usul yasalarının, çapraz sorgu ve karşılıklı sorgulama şeklinde bir usul öngörmediğini savundu.

        Kendilerinin savunma makamı olarak adaletin tecelli etmesi için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını belirten Kaya, ''Müvekkilimin akli dengesinin yerinde olup olmadığı konusunda rapor alınmasını talep ediyoruz'' dedi.

        Bu sırada, Cumhuriyet Savcısı Uğur Sürmeli, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde, Cem Garipoğlu'nun babası Mehmet Nida Garipoğlu ve birlikte yargılandığı kişiler hakkındaki davanın ve Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın tanıklarının ve delillerinin aynı olduğunu belirtti.

        Her iki dosyadaki delil değerlendirmelerinin birbirini etkileyecek olması, davanın birlikte yürütülmesinin zorunlu bulunması, usul ekonomisi ve davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, her iki dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle iki ayrı mahkemede görülen davaların birleştirilmesi yönünde mütalaa verdi.

        Mahkeme heyeti, sanık Cem Garipoğlu hakkındaki ''kasten nitelikli insan öldürmek'' suçuna ilişkin davanın, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, Mehmet Nida Garipoğlu'nun da aralarında bulunduğu diğer sanıkların yargılandığı dava ile birleştirilmesine karar verdi.

        Sanık Garipoğlu'nun, tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, mahkemelerinde görülen dava dosyasının 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmetti.

        AA

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ