Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam "Babam da devletin içindeki derin çetelerin farkındaydı"

        KUTLU ESENDEMİR /AHT

        Türkiye uzun bir dönem 12 Eylül Darbesi sonrası hazırlanan Anayasa’yı ve Kürt sorununu konuşuyor. Tabii 12 Eylül deyince, Cunta’nın ardından halk oyuyla iktidara gelen Anavatan Partisi (ANAP) Lideri, dönemin Başbakanı ve 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın bıraktığı derin izleri unutmak olası değil.

        Oğlu, işadamı Ahmet Özal da, o dönemin en popüler figürlerinden biriydi. Şimdi Hüsamettin Cindoruk liderliğindeki Demokrat Parti’nin (DP) Genel Başkan Yardımcısı olan Ahmet Özal’la 12 Eylül’den tam 30 yıl sonra referanduma gidecek.

        Anayasa değişikliklerini ve babası Turgut Özal’dan bugünlere arta kalan siyasi gelişmeleri konuştuk.

        *Babanız Turgut Özal bugün hayatta olsa siyasi yelpazenin neresinde olurdu?

        Rahmetli, ırkçı milliyetçilik değil de, “Türkiye milliyetçiliği”, “Türkiye’nin milliyeti”, “Bayrak milliyeti” diyordu. Türkiye’nin bütünlüğü için Kürt-Türk ayrımı da yapmadı. Muhafazakârlığı yanında sosyal adaletçiydi.

        * Siyasi iktidara karşı geniş bir muhalefet var. Babanız sizce hangi cephede yer alırdı?

        Babam AK Parti ’nin yaptığı birçok icraatı onaylar, bazı davranışlarını da onaylamazdı. Rahmetli Özal için milli irade çok önemliydi. Toplumsal çoğunluğa sahip olmanın, herşeyi söylemek, herşeyi yapmak olmadığını söylerdi. Mutabakatın, tartışmanın yararına inanırdı.

        * Ne gibi?

        Mesela Kürt meselesinde federasyonun Türkiye için fayda görmediğini söylerdi. Bunun, Türklere de, Kürtlere de zarar vereceğini söylerdi. “Ama bunu anlamaları için tartışılması lazım. Tartışılmadan bu da anlaşılmaz” derdi. Babamın bu hükümetten farklı olan tarafı, tartışma, istişare ve uzlaşma tarafının ağır basmasıydı.

        * Belki de Erdoğan’ın başarısı burada gizli...

        Tayyip Bey’in de yapısı bu. Bu iyi midir, kötü müdür halk karar verir.

        *Erdoğan, babanızın aksine milliyetçilerle derin bir görüş ayrılığı içinde.

        Bugünkü tabloya bakarsak AK Parti ’yle MHP arasında çok sert bir söylem var. Babam aşırı sol da olmak üzere, herkesle oturup konuşur, herkesi partisine davet eder, herkesle uzlaşı arardı. Tayyip Bey’in yaşı babamdan çok daha genç, çok daha belki keskin tarafları vardır. Tabii kendisinin yavaş yavaş değişik kesimlerle de daha yumuşak olması lazım.

        *Babanız 12 Eylül darbesinin ürünü ANAP’ın lideri ve sonrasında önce Başbakan ardından Cumhurbaşkanı oldu. Bu konuda bir rahatsızlığınız var mı?

        Evet, ANAP 12 Eylül’ün ürünüdür ve AK Parti de 28 Şubat’ın ürünüdür ama bu istenmeyen bir üründür. AK Parti de, Anavatan Partisi de 12 Eylül ve 28 Şubat’ ta toplum mühendislerinin dizaynına karşı halkın gösterdiği reaksiyonun sonucudur.

        *Niye peki AK Parti ’de değil de Demokrat Parti’desiniz?

        Demokrat Par ti, Anavatan ve Doğru Yol Partisi ’nin birleştiği bir çatı. Ben babamın çizgisinde devam edebileceğimi düşündüğüm için Sayın Hüsamettin Cindoruk’un daveti üzerine DP’ye katıldım.

        *Buarada annenizin villası hırsılar tarafından soyulmuştu. Bu olayda bir gelişme var mı?

        Hırsızlar yakalandı ama ilk celsede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Mehmet Haberal, koca man bir hastane kurdu. Böbrek ve karaciğer nakliyle dünyada ünlü bir insan. Kapısında şu anda 1.5 senedir bir sürü insan ameliyat için sıra bekliyor. Ergenekon meselesinde suçu varsa eğer kesinlikle ceza almalı ama bizim evimizi soyanlar dışarıda Haberal tutuklu.

        *Söz Ergenekon’ dan açılmışken babanız devlet içindeki yasadışı oluşumların farkında mıydı ya da Ergenekon denen yapının?

        Farkındaydı. Babama suikast girişiminde bulunan Kartal Demirağ incelendi. Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda bütün isimlere varıldı, hepsi bulundu.

        *Kimler bu isimler?

        Söyleyemem ama bunlar devletin gizli arşivlerinde var. Hatta yurtdışındaki para hesaplarına, İsviçre’deki para transferine kadar ulaşılmıştı. Babama, “Çok enteresan isimler bulduğunu söylüyorsun, devlet için de çok üst düzeyde insanlar da var. Niye açıkla mıyorsunuz?” diye sormuştum. Bana şunu söyledi: “Ahmet; Türkiye çok büyük bir kalkınma hızı, çok iyi bir ivme yakaladı. Türkiye’nin kalkınması, benim suikastımdan daha önemli.” Bugün Ergenekon bağlantılı davalarla, bu kişilerin bir ilişkisi var mı yok mu; bilemem. Ama babam devlet içindeki derin çetelerin farkındaydı.

        *Babanızın askerlerle ilişkisi, Başbakan Erdoğan’ ın ilişkileriyle benzerlik gösteriyor mu?

        Vallahi babamın askerlerle ilişkisi her zaman iyi olmuştur. Bence Erdoğan da, Genel kurmay Başkanı’yla problemli bir görüntü vermiyor.

        *Babanızın, şortla askeri birlik denetimi hâlâ hafızalarda.

        Babam askeri birliği denetlememiştir. Yazın bir kampa gidiyorlar, babamın üzerinde tişört, altında spor pantolon var. Gittikleri yerin yanında da havacıların dinlenme kampı var. Oradan bir teğmen, “Sayın Cumhurbaşkanımız, lütfen bir çayımızı için” diyor. Babam da kimseye hayır demeyi sevmediği için, “Tamam” diyor. O sırada da on kişilik bir manga yürüyor. Tüm olay bu.

        *Kürt sorununa bakışınız babanızla paralel mi?

        Cumhuriyet tarihinde resmi devlet politikası, Kürtlerin varlığını kabul etmemekle başlamış. 1983 yılında 4 ay bedelli askerlik yapmıştım. O zaman biz yurtdışından yeni gelmiştim. Benim gibi yüzlerce insan vardı. Bize brifing verip, Kürt diye bir şey olmadığını, Kürtlerin dağ Türk’ü olduğunu anlatmışlardı. 1982’lerde Diyarbakır Cezaevi’nde o işkenceler, acılar olmasaydı, PKK kurulmazdı.

        KARİKATÜRLERİNİ ODASINA ASTI

        *12 Eylül’den sonra babanızın iktidarıyla birlikte yeni bir medya düzeni hedeflendi. O dönemin medyadaki önemli figürlerinden biri de sizdiniz. Babanız, “İki buçuk gazete kalacak” derken siz özel TV işine girmiştiniz. O dönemle 28 Şubat sonrası oluşan medyaya baktığınızda nasıl kıyaslarsınız?

        Vallahi ben o zaman sadece ulusal bir televizyon konusunda bir çalışma yapmıştım. Bu konuda babamın söylediği şudur: “Özel televizyonların demokrasiye yarar. Ama üzerne çok saldıracaklardır, bana da. Göğüsleyebilirsen yap.”

        *Özal’ın medyay a ilişkileri, Erdoğan’a benzerlik gösteriyor mu?

        Benzerlikler var. Bazı yazarların hakaret düzeyine varabilecek yazılarını görünce düzeye sinirleniyorsun. Bunu Tayyip Bey’de daha çok görüyorum. Ancak babam bir tane mizah dergisine dava açmamıştır. Hatta karikatüristleri arayıp eserlerini istemiş, bunları da çerçeveletip Başbakanlık konutuna asmıştır.

        BAŞBAKAN ERDOĞAN VE EŞİ BİZİ ZİYARETE GELDİ

        * Başbakan’ın kısa süre önce Yeniköy’de anneniz Semra Özal’ı ziyaret ettiği doğru mu?

        Evet. 3 ay kadar önceydi.

        *Kimler vardı görüşmede?

        Ben, annem, Sayın Başbakan ve Emine Hanım vardı. Yaklaşık iki buçuk saat kadar bir aradaydık.

        *Neler konuşuldu?

        Ağırlıklı olarak babamdan bahsedildi. Babam, Sayın Erdoğan’a Özel Kalem Müdürlüğü teklif etmiş zamanında. Annemin ailesinin uzun yıllar önce Kasımpaşa’da Tayyip Bey’in ailesi ile komşulukları varmış.

        *Ya siyaset. Sizi partisine davet etmedi mi?

        Siyaset konuşulmadı, bana da herhangi bir teklifte bulunmadı. Kendisi son derece samimi bir hava içindeydi. Bu kadar sıkıntı ve yoğunluk içinde olmasına rağmen çok moralli ve enerjik olmasıydı.

        * Referandum sürecinde sizin ve DP’nin tavrı ne olacak?

        Geçen hafta yaptığımız Genel İdare Kurulu’nda Sayın Cindoruk tüm üyelere söz verdi. Benim tavrım “evet” yönündeydi. Çünkü referandumda oylanacak 26 madde var. İki maddesi tartışmalı olabilir. Ama geriye kalan 24 tane madde halkın lehine olan maddeler. CHP de bunu kabul ediyor. Avrupa Birliği hedefi için, 12 Eylül Anayasası’nın demokratikleşmesinin bir adımı için referandumda “evet” fikrini savundum. Ama partimizin yönetimi, “Hayır”dan yana karar aldı ve buna saygılıyım.

        * Referandumdan çıkacak, bir “Hayır” sonucu siyasi iktidarı zedeler mi?

        Diyelim ki yüzde 51’le reddedildi. AK Parti’yi destekleyen partilerin oyunu çıkartın, yüzde 41-yüzde 42, yine siyasi iktidarın gücünün göstergesidir.

        *MHP Lideri Devlet Bahçeli Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından AK Parti-CHP Koalisyonu olasılığını ortaya attı.

        Ben buna hiç ihtimal vermiyorum.

        * Bu olasılık Türkiye’de nasıl bir ivme katar?

        Herhalde Cumhuriyet tarihinin enteresan birlikteliği olur. Vatandaş bunu istediğini ifade ederse Meclis’teki 550 milletvekillinin neredeyse 500’e yakını neredeyse iktidarı oluşturur. Türkiye’nin temel sorunlarını çözebilirler de. Böyler bir iktidarın çözemeyeceği bir sorun kalmaz.

        kesendemir@cyh.com.tr

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ