Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar 14 kadını aynı anda mutlu edebilen adam

        Hasan ERCAZİP / HT PAZAR

        Enerjik, dinamik, sempatik... Hatta biraz argoya kaçıp "fırlama" da denebilir! Vakıfbank maçlarında sadece ona baktığınızda bile takımla olan iletişiminin hangi boyutta olduğunu görüyorsunuz. Maçı yaşıyor, oyuncularıyla birlikte mücadele veriyor, kupa sevincini kendini yerlere atarak yaşıyor. 2008 yılından bu yana Vakıfbank Bayan Voleybol Takımı'nı çalıştıran ve son 3 yılda takımını 2 kez Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapan teknik adam o... Aynı zamanda Alman Milli Takımı'nın da hocası... Bir winner... Giovanni Guidetti... Oyuncuları deyim yerindeyse ona tapıyor... Garip ama oynayan da mutlu, yedek oturan da! Bir haftadır herkes onun saha içindeki performansını konuştu. Biz ise saha dışındaki Guidetti'yi merak ettik, İtalyan çalıştırıcının Ataşehir'deki evine konuk olduk...

        Başarınızın sırrını herkes anlamaya çalışıyor. Ama benim sırrını öğrenmek istediğim şey farklı. Dünya üzerindeki her evli erkek, bir kadını mutlu etmenin zorluklarından söz ederken, siz oynayan-oynamayan 14 kadını nasıl gülümsetebiliyorsunuz?

        (Gülmeye başlıyor) Aile ilişkisi tabii ki farklı. Biz sporcularla çalışıyoruz. Mutlulukla başarının önemi tabii ki büyük. Kaybettiğinizde herkesin mutlu olması mümkün değil! Ama merak ettiğiniz sır, takımdaki 14 kişiyi ayrı ayrı okuyabilmekten geçiyor. Hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmek, her birinin takım için değerli olduğunu hissettirebilmek çok önemli. Onlarla ayrı ayrı konuşuyorum. Antrenmanlar sırasında eforumu ve dikkatimi herkese eşit şekilde dağıtmaya çalışıyorum. Takımın başarısı için böyle davranmak zorundayım. Kaptan Gözde'ye, Brakocevic'e, Glinka'ya zaman ayırdığım kadar takımın en genci Dilek'le, Ergül'le, Melis'le de konuşuyorum. Takımlar bir orkestra gibidir. Hiçbir orkestra tek bir enstrüman üzerine kurulmaz. Belki sürekli tek bir ritm veren ve az kullanılan enstrümanlar vardır ama onlar olmadan istediğinizi alamazsınız. Herkes aynı motivasyonla, konsantrasyonla, ruhla hareket etmek zorunda. Bunu sağlarsanız o orkestradan güzel bir müzik çıkar ortaya.

        Peki bu zorluğun altından kalkarken kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

        İstanbul'da oynayacağımız maçlardan önce evimden çıkıp spor salonuna gidiyorum. Yaklaşık 30-35 dakika koşuyorum. Ardından evime gelip risottomu yiyorum. U2 dinliyorum, yarım saat uyuyorum ve salona gidiyorum. Tabii otomobil kullanırken de U2 dinleyerek motive oluyorum. Başarıda onların da payı var bence...

        Peki Türk müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?

        Türk müziğini çok sevdiğimi söyleyemem. Sürekli acı var, umutsuzluk, hüzün var. Hiç mutlu değiller! Türk müziğini ne zaman dinlesem biri ölmüş gibi sanki! Diskolarda eğlenceli Türk müzikleri çalıyor ama benim tarzım değil. Ben rock dinliyorum.

        Dinlediğiniz Türk müzisyen var mı?

        Maalesef ama hayır.

        Gitarlarınız dikkatimi çekti. Gitar çalıyor musunuz?

        16 yaşından bu yana gitar çalıyorum. Ama hiçbir zaman çok iyi olduğumu söylemem. Çünkü voleybol daha çok vaktimi aldı. Müzik de hayatımın merkezinde bir şeyler dinlemeden uyanamam. Otomobil kullanırken, yürüyüş yaparken hep müzik dinlerim... U2'yu çok seviyorum. Bunun dışında Blue October da sevdiğimi bir grup.

        'İSTANBUL VOLEYBOLUN MEKKE'Sİ GİBİ'

        İstanbul'u nasıl tanımlarsınız?

        İstanbul'a âşığım. Tarihi ve pek çok kültürü bir araya getiren bir şehir. Kesinlikle harika. Trafik bu şehrin tek kötü yanı. Büyük şehirleri severim. New York, Frankfurt, Londra, Berlin... İstanbul'da yaşamayı seviyorum. Belki buradan bir ev de alabilirim. Ataşehir benim için çok güzel. Yürüyerek 2-3 dakikada spor salonuna, alışverişe, restorana, sinemaya gidebiliyorum. Bunun dışında Ortaköy, Bebek ve Nişantaşı da çok güzel. Genellikle karşıya geçtiğim zaman feribot kullanıyorum. İstanbul şu anda voleybolun Mekke'si. Dünyaca ünlü, pek çok önemli oyuncu ve antrenör burada. Antrenmandan sonra bir gün Ivan Miljkovic'le, bir gün Lo Bianco'yla, Maja Poljak'la görüşebiliyorsunuz. Voleybol açısından şu an dünyanın en iyi şehri.

        Bir İtalyan olarak, Alman Milli Takımı'nın başında kendi ülkenize karşı mücadele vermek duygusal açıdan zor olmuyor mu?

        Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye'ye karşı oynamak benim için çok daha zor. Çünkü kendi oyuncularıma karşı oynuyorum. 5-6 yıldır bir aile gibi olduğum, her gün 5-6 saat geçirdiğim oyunculara karşı oynamak en zoru. İtalya'ya karşı oynamak ilk yılımda zordu ama artık fazla bir şey hissetmiyorum.

        5 yıldır Türkiye'desiniz... Türkçe'yle aranız nasıl?

        Maalesef çok kötü. Bu yıl ders almaya başladım. Ama Türkçe hiç kolay değil. Ben de iyi bir öğrenci değilim. Çalışıyorum. Almanca'yı iyi konuşuyorum ama bunun bir nedeni var. Alman Milli Takımı'na gittiğimde herkes Alman ve ben de milli takım antrenörü olarak Almanca konuşuyorum. Türkiye'de ise Vakıfbank'ta antrenmana gittiğimde İngilizce iletişim kuruyoruz. Etrafımdaki herkesle İngilizce anlaşabiliyorum. Bu nedenle de Türkçe'ye çok fazla ihtiyacım olmadı. Ama sokakta karşılaştığım insanları da biraz olsun anlamak isterim. Bu nedenle Türkçe derslerine devam ediyorum.

        2020 OLİMPİYATLARI İÇİN FAVORİ TÜRKİYE

        İstanbul, 2020 Olimpiyatları'nı düzenlemeye aday. Şansımızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Madrid de adaylar arasında ama İstanbul'un rakibi Tokyo. Ancak 2011'de yaşanan felaket (deprem, tsunami ve ardından Fukishima Nükleer Santrali'ndeki radyasyon sızıntısından söz ediyor) onlar için büyük sorun. İstanbul hiç olimpiyat düzenlemedi. Ve olimpik bir şehir olmak için hazır. İki kıta aynı şehirde buluşuyor ve bunun olimpiyat ruhu için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle 2020'nin İstanbul'da düzenleneceğine inanıyorum. Ve bunun harika olacağından şüphem yok.

        'Türk kadınları hayatı seviyor'

        Türk kadınları hakkında ne düşünüyorsunuz?

        Her ülkede olduğu gibi çok güzel olanlar da var çirkin olanlar da. Ama genellikle iyiler. Ne söyleyebilirim. Türk kadınlarla birlikte zaman geçirmeyi seviyorum. Kültürel açıdan bir sorun yaşamadım. Hayatı seviyorlar, eğlenceliler.

        Sanki New York!

        Bir Amerika hayranı olan Guidetti'nin salonunda duvarı enfes bir New York fotoğrafı süslüyor. Brooklyn Köprüsü manzarası onu dinlendiriyor. Yılbaşı hediyesi olarak gelen bu fotoğraftan önce, Vakıfbank'ın 2011'deki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu sonrası kendisiyle yaptığımız röportajın aynı duvarda yer aldığını öğrenmek de bizi mutlu ediyor.

        ABD ve Alman bayrakları

        Guidetti bir İtalyan... Ancak gariptir, evinin duvarlarını ABD ve Almanya bayrakları süslüyor. Bunun nedenini şöyle anlatıyor: Benim voleyboldaki ilk aşkım ABD. O yüzden tatillerde sürekli oraya giderim ve çok severim. Alman Milli Takımı'nı çalıştırıyorum, Almanya ikinci vatanım. Bu bayrakların evimde olması normal.

        Babası voleybolun kitabını yazdı

        Giovanni Guidetti, aileden voleybolcu... Babası şu ana kadar voleybol üzerine kaleme alınmış en teknik kitabın yazarı. Aynı zamanda eski bir antrenör. İki kız kardeşi, amcası, kuzenleri de voleybol geçmişine sahip.

        Gözde: Onun için kitap yazarım

        Oyuncularının gözünden Giovanni'yi anlatmak için tek bir şeyi hatırlatmak gerek. Bir İtalyan gazetecinin, "Giovanni'yi tek kelimeyle nasıl tanımlarsın" sorusuna kaptan Gözde Sonsırma, "O tek kelimeye sığmaz. Onun için kitap yazabilirim" yanıtını vermişti!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ