Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Yetenek yarışmanızı nasıl alırdınız?

        HT CUMARTESİ / Sırma KARASU

        2004'te Popstar Türkiye ile tanıştığımızda, dünyayı çoktan sarmış müzik yetenek programlarıyla ilgili ümitlerimiz büyüktü. Avrupa ve Amerikan müzik piyasasındaki daralma henüz bizde yaşanmıyordu. Yeni yeteneklerin albüm çıkarma hatta yıldız olma ihtimalleri vardı. En önemlisi o zamanlar jüride müzik endüstrisinden profesyoneller de yer alıyordu, mesela Ahmet San.

        'ACIKLI GEÇMİŞ' FAKTÖRÜ NEDEN İŞE YARAMADI?

        Yabancı versiyonlarında yer alan önceden profesyonel müzik deneyimi olmaması şartı yoktu, ama "acıklı geçmiş" zorunluluğu elbette mevcuttu. Fakat nasıl olduysa hapishaneden yetimhaneye kadar uzanan dram yelpazesi bu yarışmacıları "Popstar Bilmem Kim" olmaktan öteye taşıyamadı. Başarı öyküsü, konu müzik olunca satan bir tema olsa da anlaşılan dinleyiciler bu öykünün gelişme bölümünden çok giriş ve sonuç bölümüyle ilgililer. Popstar Alaturka'da Bülent Ersoy'un, fevkaladenin fevkinde sahne ve icra deneyimiyle yarışmacıları şekillendirmesini izlemek zevkli olsa da bu sürecin şeffaflığı, yıldız olmak için gereken gizemi ortadan kaldırıyordu sanki. Evet, izleyiciler kanala ve yapımcılara reyting kazandırıyor ama her an oturma odamızda bizle çay içebilecekmiş gibi görünen şarkıcıların albümlerini almaya pek de meraklı değiller.

        PEKİ YA YERELLEŞME?

        Popstar Türkiye'ye haksızlık etmeyelim. Yapımcılar programın Amerika versiyonu "American Idol"dan çıkan Carrie Underwood, Kelly Clarkson ve Jennifer Hudson'ın soul ve country gibi Amerika kökenli müziklerle yükseldiğini görünce rotayı yerel türleri öne çıkarmak için alaturkaya çevirdiler. Unuttuklarıysa İsmail YK'nın arabesk, pop, hip-hop ve rock füzyonu tarzını saymazsak, alaturka müziğin çok uzun zamandır hit bir isim çıkarmadığıydı. Neyse ki Flash TV ve Youtube var!

        O Ses Türkiye'nin formatı farklı ve bu sezon jürinin müzik kökeni çeşitli olsa da sonuç aynı. Yarışmacılar başlarında Hadise, Murat Boz, Gökhan Özoğuz ve Ebru Gündeş'in olduğu gruplara ayrılıyorlar. Performans becerilerini artırmak için çeşitli eğitimlerden geçip düetler söylüyorlar. Ertesi gün tartışılansa jürideki çekişmeler oluyor... Geçen yıl Hülya Avşar'la rekabet eden Hadise'nin çekişme partneri, bu sezon Ebru Gündeş. Murat Boz çapkın "Gazinocular Kralı" rolünde. Gökhan Özoğuz'u ise bilemiyorum, rock söyleyen yarışmacılar için kadroya dahil edilmiş olsa gerek ancak Athena'nın "punkçı" solisti arabesk-fantezi türüne daha bir meraklı sanki...

        Geçen hafta Hadise ve Ebru Gündeş yarışmacıyı gardıroplarıyla kandırmaya çalışıyordu. Bu hafta yeni bir "hüzün fenomenimiz" oldu, Çiğdem... Ekran başında ve Twitter'da insanları ağlatan Çiğdem, Yalan Dünya dizisinde genellikle şen bazen de hüzünlü dansöz ve "ses sanatçısı" Zerrin'i anımsatıyor... Böylesi muhabbetler dönerken insan ister istemez programın niyetini sorguluyor. En doğrusu karşılıklı bir kazanç olduğunu kabul etmek. Televizyon için reyting, zaten aktif müzik kariyeri olan hatta bazısı albüm çalışmasında olan yarışmacılar içinse kendilerini tanıtma şansı... Bir de müzik yarışmalarıyla neredeyse 3 saat sadece popüler şarkılardan oluşan canlı performansları izleme şansımız oluyor. "O Ses Türkiye"nin Amerikan versiyonu "The Voice U.S"in jüri üyelerinden Maroon 5 grubunun solisti Adam Levine, programın rakibi "American Idol" gibi ünlü çıkaramaması nedeniyle yapılan eleştirilere şöyle yanıt vermiş: "Biz sadece insanların potansiyellerine burada yapılan eklemelerle neler yapabileceklerini göstermeyi amaçlıyoruz. Bu programdan yıldız çıkmaması bu programın kötü olduğu ya da hiçbir zaman yıldız çıkaramayacağı anlamına gelmez..."

        Yetenek mi beceri mi?

        Yetenek Sizsiniz Türkiye'ye gelince, yabancı benzerlerinden çok daha naif ve amatör. Katılımcıların çoğu yetenek ve beceriyi birbirine fena halde karıştırmış durumda. Cam yiyenleri ve ezberden yapılan manzara resimleri gibi sahneye gösteri olarak konması imkânsız katılımları bir kenara bırakalım. Tüm absürt ve klişe sunumların yanı sıra programda harikulade tuhaf müzik olayları yaşanmakta.

        Müzik yarışmalarındaki popüler eğilimin aksine "Yetenek Sizsiniz Türkiye" buram buram alt kültür ve Türkiye kokuyor. Şu arabesk-perküsyon altyapıya arabesk rap yapan çocuklar mesela; "MC falan filan Stayla". Bakıyorsunuz 12-13 yaşlarında bir çocuk çıkmış "Yine Sana Deli Gibi Bağlanmışken" gibi sözlerle içini döküyor. Depresyon Stayla sahne isimli Kilisli Vedat Kazaz da bunlardan biri. Ara sıra çıkan rock grupları ise taklitten öteye gidemiyor. Tüm müzik grupları kendilerine başarılı grupları örnek alır, müziklerinden etkilenirler, ve ancak bu birikimden kendi sound'unu çıkarabilenler iyidir. Katılan grupların özgünlük konusunda gösterdiği eksiklik hayal kırıklığı yaratıyor. Yıllarca şan eğitimi alan ama kilise korosunda söylemek dışında hiçbir profesyonel deneyimi olmayan "Britain's Got Talent" ikincisi Susan Boyle gibi bir mucize, bir gün dilerim bizim de başımıza gelir. Ama o zamana kadar size bol bas bariton vokalli ve bol hüzünlü seyirler dilerim.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ