Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Coffee'nin mezarı

        HT PAZAR / Bülent GÜNAL

        Aramalar tam 4 yıl sürer. Ulaşılan her bilgi kırıntısı Sidney’e, baba Frank Coffee’ye iletilir ama sonuç olumsuzdur. Umutlar tükenirken Teğmen Frank Coffee’ninmezarının bulunduğu haberi gelir. Britanya Yüksek Komiseri J.M. Robech, 29 Ekim 1919 tarihlimektubunda haberi Papalık İstanbul TemsilcisiMonsenyör Dolci’ye bildirir: “(...) Teğmen Frank Coffee’nin mezarının yerinin saptandığını şerefle bildiririm.”Mektupta, mezarın bugüne kadar bulunamamasının nedeni olarak, mezarlığın yerinin ne Alman ne de Türk yetkililerinin anlayamadığı Brown’s Dip kelimeleriyle tarif edilmesi gösterilir. Dolci ise Britanya Yüksek Komiseri’ne gönderdiği mektupta “Frank Coffee Vatikan aracılığıyla oğlunun cismani terekesinin çıkarılıp saklanmasını rica etmişti. Harbiye Nazırı Enver Paşa, dertli anne babayı teselliyi bahşeden müsaadeyi bana yazılı olarak vermişti.” Oğlununmezarının bulunduğu haberini alan baba, Enver Paşa’nın imzaladığı cenazenin taşınmasına ilişkin bir izin yazısına rağmen Vatikan’ın Sidney temsilciliğine gönderdiği 31 Ağustos 1920 tarihlimektubunda oğlununmezarının Gelibolu’da kalmasına karar verdiklerini bildirir: “Naaşın Frank’ın naaşının asker arkadaşlarının yanında kalmasını arzu ettiğimizi bildireceğim. Eminimki kendisine fikri sorulabilse arzusu aynı olurdu...’’

        Çanakkale, tarihe “Yüzyılın son centilmen savaşı’’ olarak geçti. Bugüne kadar üzerine pek çok sinema filmi, belgesel çekildi, kitaplar yazıldı. Ancak arşivlerin tozlu raflarındaki belgeler,mektuplar, “gizli” yazışmalar ortaya döküldükçe, hâlâ bilinmeyen yönleri olduğu ortaya çıkar. Vatikan Arşivleri’ne son 15 yıldır Türkiye’den girebilen tek kişi olan Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu’nun resmi tarihçisi Dr. RinaldoMarmara, burada 2 yıl Çanakkale Savaşı’nın izlerini sürdü ve Hollywood’a ilhamverecek bir yaşamhikâyesini gün yüzüne çıkardı. Yayınlanmamış Çanakkale Savaşı belgelerini ilk kez paylaşan Dr.Marmara, ‘’Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı yaklaşıyor. Vatikan Gizli Arşivleri’ndeki belgeler ışığında bir çalışma yoktu. Bu boşluğu doldurmak için çalışırken savaşın insani yönünü gördüm’’ diyor.

        ZENGİN AVUSTRALYALININ 2 OĞLU

        Belgeleri kitap haline getireceğini belirten Dr. Marmara, sözlerini şöyle sürdürüyor: “İnceleme sırasındamektup trafiği dikkatimi çekti. Avustralyalı, zengin bir yayıncı olan Frank Coffee, Vatikan’a gönderdiğimektuplarda 2 oğlunun da Çanakkale’ye savaşa gittiğini, oğullarından Frank Matthew Coffee’nin 19 Kasım1915’te öldüğünü yazıyor. Hikâyenin dikkat çeken kısmı bundan sonra başlıyor. Çünkü baba Frank Coffee’nin tek bir isteği var. Oğlu Jr. Frank Coffee’ninmezarını bulup cenazesini memleketine, getirtmek.’’ Ancak savaş şartlarında bir Anzak askerinin mezarını bulmak o kadar kolay değildir. Baba Coffee, Vatikan’ın Sidney Temsilciliği’ne başvurur ve mektuplaşma binlerce kilometremesafeye rağmen aksamadan devameder. Papa 15. Benoit devreye girer ve Frank Coffee’ninmezar yerinin bulunması talebi Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya kadar ulaşır. Harbiye Nazırı Enver Paşa da Papalık İstanbul Temsilcisi Monsenyör Dolci’ye 9 Aralık 1917 tarihli bir mektup gönderir: ‘’Ekselansları Monsenyör Dolci’ye; Gelibolu Yarımadası’nda ölen düşman askerleri Frank Coffee ve François Denis’inmezarlarının yerlerinin belirlenmesi ve tespitine dairmuhteremmektubunuzun içeriğini okuduk. Söz konusu yarımadanın bugüne kadar arz ettiği ve daha sonra da arz edeceği önemnazarı dikkate alındığında, keza düşmanınmezarlık olarak seçtiği yer çok önemli istihkâmnoktaları üzerinde bulunduğundan, bumezarlarımermer ya da başka bloklarla belirtmek yerine, cismani terekelerin, saygıylamutabık kalacağımız arzunuza göre başka yere nakli şayanı tercih olacaktır. Dolayısıyla gereğinin bu yönde yapılmasını sizden rica ederiz.’’ Avustralya-Vatikan-İstanbul-Çanakkale arasında mektup trafiği sürerken Enver Paşa’nın emriyle Frank Coffee’ninmezarının bulunması için çalışmalar başlar. Çekilenmezarlık fotoğrafları daha o tarihlerde Vatikan’a gönderilir. ‘’Bir Anzak askerininmezar yerinin bulunması için gösterilen çaba, Türk halkının savaş zamanında bile düşmanlarına karşı sergilediği yüce duruşu gözler önüne seriyor” diyor Dr.Marmara. “1915’teki o müthiş Çanakkale Savaşı’nda çatışmalar sürerken, düşman askerlerininmezarlarını koruma kaygısı ve niyetleri övgüye değer. Bu bir insanlık dersidir’.’

        ‘Seddülbahir’de gömülü olduğu söylenmekte’

        Çanakkale’de 2 Anzak askerinin mezarı aranırken babaya ulaşan bilgiler ümit verici değildi. Seddülbahir mezarlığının büyük bir kısmının sonradan vuku bulan bir bombardımanda yıkıldığı belirtiliyordu. Papalık İstanbul Temsilcisi Monsenyör Dolci’ye gönderilen, Harp Esirleri Muamelat Dairesi Müdürü Kemal imzalı 7 Mart 1918 tarihli mektupta şöyle deniyordu: “Frank Coffee’nin oğularının Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir’de gömülü oldukları söylenmekte. Ancak yapılan araştırmaların olumsuz netice verdiği anlaşıldı.’’

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ