İstanbul'un ilk ağır abileri
Aralarında bir de kadın var
BALTALI HANO
İstanbul'un varoş semtlerinden birinde yaşayan ve bir kabadayının sevgilisi olan Hanzade isimli bu kadın belki de ilk kadın kabadayı. 12 yaşındaki oğlunun bir gün ortadan kaybolmasıyla telaşlanan kadın oğlunu aramak için yollara düşeceği vakit kabadayı sevgili tarafından vazgeçirilir. Sonraki denemesinde yine aynı şey olur. Bunun üzerine Hanzade erkek kılığına girerek sevgilisini takip etmeye başlar. Sevgilisinin gece naralar atıp haraç topladıktan sonra bir hamamda geceyi sonlandırdığını fark eder. İçeri girdiğinde, oğlunu bir 'hamam oğlanı' olarak görür. Hamamı yakmak için bulunan odunların yanındaki baltayı kapmasıyla sevgilisi dahil 21 kişiyi öldürür. Oğlunu alıp kanlar içinde mahallesine döndüğünde ise 17 ay boyunca semttekilere kan kusturur. Bir müddet sonra haraç ve baltayla adam öldürmek suçlarından yargılanıp kurşuna dizilerek öldürülür.
İDRİS ÖZBİR (KÜRT İDRİS)
İstanbul'a geldikten sonra 70'li yıllarda kumar, dolandırıcılık, bıçakla ve tabanca ile adam yaralama gibi suçlarla adını duyuran Kürt İdris, yeraltı dünyasının sözü geçen isimlerinden biriydi. 'Kürt İdris' değişik tarihlerde suç örgütü yöneticiliği yapmak, silahla tehdit, zorla senet imzalatmak, zorla para almak, Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet ve arazi mafyacılığı gibi suçlardan yargılandı.
KÜRT CEMALİ
Asıl adı Cemali Coşar olan Kürt Cemali 50'li ve 60'lı yılların Ankara'sının en belalı kabadayılarından. Zamanın diğer ünlü isimlerinden Kabadayı Mehmet 1953'de yakın arkadaşı Sarı Veli'yi bir alacak verecek meselesi yüzünden öldürmekten önceden tecilli cezasıyla birlikte 15 yıl hapis cezasına mahkum olur.
ÇİLLİ BURHAN
Türkiye'de babalık 1960'lı yıllarda Dündar Kılıç, Çilli Burhan, Oflu Osman, Hüseyin Heybetli tarafından sahneye konulmaya başlandı. Eskiden kabadayılar saygılı, oturaklı, izzeti ve şerefine dokunulmadığında kimseye zarar vermeyen ve mahallenin otoritesi olarak kabul edilirdi.
ABDO AĞA
Onikiler olarak bilinen Aksaray kabadayılarının önde gelen isimlerinden Arap Abdullah, İstanbul'a okumak için gelip tulumbacı kahvelerine takılarak kabadayılık yoluna bulaşmış biriydi. Hariciye Nezaretinde Başkavas (özel koruma) olacak, sonradan paşalığa kadar yükselip, hayat hikayesini anlatırken: 'kavaslıktan paşalığa yükselen iki kişi vardır, biri Kavalalı Mehmet Ali Paşa diğeri de ben' diye konuşacaktı.