Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Baba olmaya hazırlanan Ahmet Kural yeni filmi Efsane hakkında konuştu: Bu sefer hiçbir sıkıntı olmadı - Magazin haberleri
        1

        Selçuk Aydemir - Ahmet Kural

        Ahmet Kural, Selçuk Aydemir'in senaryosunu yazdığı ve yönettiği filmlerin yedincisi için kamera karşısına geçti.
        'Efsane'...
        Beyazperdeye; dedelerinden ailelerine özgü yoğurt tarifini alabilmek için ikiz kardeşlerin birbirleriyle girdikleri amansız mücadeleyi komedi türünde aktaracak olan filmde Ahmet Kural, o ikiz kardeşleri canlandırdı. 'Efsane', Kural'ın ilk kez sakatlanmadan tamamladığı film oldu.

        2

        Cengiz Bozkurt - Ahmet Kural

        Aytaç Medya ile Zirve Yapım ortak yapımı, gösterime 2 Şubat'ta girecek olan 'Efsane'de Ahmet Kural'a başrollerde; Cengiz Bozkurt, Cemile Canyurt, Şinasi Yurtsever, Ayhan Taş, Elif Ongan Tekçe, Sadi Celil Cengiz ve Serdar Gökhan eşlik etti. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca; Rojhat Özsoy, Tuana Tezsay, Devrim Saltoğlu, Burcu Gönder ve Ferhan Vural da yer aldı.

        3

        Ahmet Kural ile Selçuk Aydemir, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a verdikleri röportajda yeni filmleri 'Efsane'nin setinde neler yaşadıklarından, filmin izleyicilerde özellikle hangi duyguları uyandırmasını umduklarından, Çorum'da bir düğünü neden bastıklarından, Serdar Gökhan ile çalışmanın kendilerine hangi kazanımları sağldığına kadar birçok konuda açıklamada bulundu. Baba olmaya hazırlanan Kural, özel hayatıyla ilgili olarak ise "Ona baktıkça ağlıyorum" dedi.
        Ahmet Kural, aynı zamanda "Aramızda kırgınlık değil, bıkkınlık var. Ahmet ile görüşmüyoruz ve görüşmeyeceğiz de" diyerek kendisine küsen Murat Cemcir hakkında; "Murat'ı seviyorum, yolu açık olsun" yorumunu yaptı.

        4
        5

        "AYNI MİZAHI SEVİYORUZ"

        • 'Efsane' filminiz hayırlı olsun. Selçuk, Ahmet ile 7'nci sinema çalışmanız, neler hissediyorsun?
        Selçuk Aydemir... O kadar az mı? 7 mi oldu daha? Azmış... Ahmet ile komedi yapmak, çalışmak, aynı sette olmak güzel, çok büyük bir konfor. Çünkü aynı şeylere gülüyoruz, aynı mizahı seviyoruz. Diğer taraftan da onun da benim gibi değişik bir işkolik tarafı var. Mevzu iş olduğu zaman oyuncu gibi değil de yaratımı yapan herhangi biri gibi çok özverili. Yüzü burada diye demiyorum. O esprileri en iyi satacak olan insana vermek, bir yönetmen için de bir senarist için de büyük bir konfor. Bu en güzeli ama bir yönetmene sette sağladığı birçok avantajla da benim gönlümde bambaşka bir yeri var. Diğer taraftan da gerçekten "Konuşmadan, sözsüz, dilsiz anlaşmak" dedikleri şey var ya, biraz oraya doğru da gidiyor. Ben merak ediyorum, Ahmet'in yüzüne karşı da her projede söylüyorum; "Bu projede de yüzde yüzünü göremedim" diye... Bakalım ne zaman göreceğiz?
        Ahmet Kural... İyi ki yüzde yüzümü görmüyorsun. Belki de gördüğünde, "Tamam, bu kadarmış" diyeceksin.

        6

        "AHMET'TE DE BU VAR"

        • "Yüzde yüzünü göremedim" dediğin tam olarak nedir?
        Selçuk Aydemir... Filmi yaparken bir şey hayal ediyorsun ve onun üstüne çıkmaya başlayınca, "Bu da mı vardı?" diyorsun. O zaman; Böyle bir şey de yapabilirdik" diye biz film dönüşünde bir sonraki filmin içerisinde olacak şeyleri konuşuyor oluyoruz. Ahmet'ten sürekli, "Şu da kaldı. Keşke böyle bir şey yapsaydık" çıkıyor. Bir de Ahmet, bu anlamda da çok iyi bir komedi izleyicisi... Birbirimize, "Şu diziyi / filmi izlesene" gibi önerilerde bulunuyoruz. Çok takip ediyor, güncel şeyleri de çok takip ediyor. Bir şekilde tüm meslektaşların ve paydaşların yaptıklarını izlemek benim de çok sevdiğim bir şey. Ahmet'te de bu var... Haliyle dilimiz çok ortak. O yüzden çok keyifli. 7 değil 77 olsun inşallah.

        7

        "BENİ KOMEDİYE BAŞLATADAN O ZATEN"

        • Ahmet, sen Selçuk ile çalışma konusunda neler düşünüyorsun?
        Ahmet Kural... Hemen hemen aynı şeyleri düşünüyoruz. Hakikaten çok büyük bir konfor. Oyuncu olarak sete gittiğiniz zaman şunları düşünmemeniz lazım; "Görüntü yönetmeni veya yönetmen nasıl çekiyor?" Veya "Yazılabilmiş mi?" "Sen oyuncusun, buna neden dikkat ediyorsun?" da diyebilirsiniz ama oyuncunun bir sete gidip de hiçbir şeyle ilgilenmeden sadece işini yapabilmesi kadar rahat ve konforlu bir şey yok. Dolayısıyla Selçuk'un setlerinde benim tek görevim, gidip oynayabilmek. Örneğin; müzik veya kurgunun nasıl olacağını hiç düşünmüyorsunuz. Çünkü ortaya koyduğunuz ürünün çok iyi olacağından eminsiniz. İzlenme açısından demiyorum ama güven duygusu diyelim. 'Ramazan Güzeldir' ile beni komediye başlatan da o zaten. İyi bir uyumumuz olduğunu düşünüyorum.

        8

        Selçuk Aydemir

        "BUNU BİR BAŞKASIYLA KURMAK ÇOK ZOR"

        • O helde siz bir projede çalışırken bir sonraki projeye de hazırlık yapıyorsunuz, doğru mu?
        Selçuk Aydemir... Evet, biraz öyle oluyor. "Bunun içinde bunun yeri yok, bunu bir sonrakine yapalım" diye kenara not aldığımız çok oluyor ama bence en büyük şey şu; mesela, benim dilime çocukken izlediğim reklamlarda Metin Akpınar'ın söylediği bir şarkı takılıyor, onu söylerken diğer cümleyi Ahmet'in tamamladığını görüyorum. Daha çocuklukta mizahla beslenirken aynı şeyleri görmüşüz ve takip etmişiz. Bunu bir başkasıyla kurmak çok zor.

        9

        "TAMAMEN GÜLÜNSÜN İSTEDİK"

        • 'Efsane'nin hikâyesinin çıkış kaynağı nedir? Tamamen hayal ürünü mü yoksa yaşanmışlıklara dayanıyor mu?
        Selçuk Aydemir... Ben hiç tamamen hayal ürünü bir şey yazamadım. 'Dıştan yazma - içten yazma' diye ayırıyorlar ya hadiseyi, ben dıştan yazamıyorum. Bir olayı görüp de "Şöyle karakterler yaratayım" diyemiyorum. Ben mevzuyu içeriden çıkartma tekniğiyle gidiyorum. O yüzden her yaptığım işte, beni yakından tanıyanlar da biliyorlar; "Bu şu an bu evreyi anlatıyor" diyebiliyorlar. Ahmet ile de çok konuşmuştuk; ben aslında daha fantastik bir dizi yapma niyetindeydim. Spiritüel dünyanın komedisini yapmak istiyordum. Gerçekten büyülerin, sihirlerin olduğu, fantastikle komediyi birleştirmek istiyordum.
        Ahmet Kural... Aslında bizim işimiz yine fantastik oldu.
        Selçuk Aydemir... Fantastik ama burada biraz daha diğerinin ön hazırlığı gibi oldu ve bizi heyecanlandıran daha fantastik bir şeydi. Biraz daha ayakları yere basan bir hale getirmemizin sebebi de 'Özgür' karakteri oldu. Buradaki ailenin o seçimi bir süre içerisinde yapıp bir oy birliğine varamamaları durumunda helak olacak olmaları ve o alışkın olduğumuz helak alametlerinin teker teker başlarına geliyor olması. Ayrıca, birbirleriyle mücadele ederken bir yandan da doğa üstü güçlerle mücadele halinde olmaları ve karakterin asla kazanamayacağı bir savaşın içerisine girmesi bana hep komik geliyor. Kendinden çok büyük bir rakibi var ve hiçbir şansı yok ama inatla da denemeye devam ediyor. Ben, o komediyi çok seviyorum ve burada bizim çok ilgimizi çekti. Aslında filmin içerisinde bir seçim parodisi de var. Buradaki zaman mefhumunu, biz gerçekten bunların ailecek helak olmasın bağlayalım ve bu diğer taraftan da bir B hikâye olarak böyle devam etsin istedik. Ve bu çok heyecanlandırdı. O yüzden bu projeye yöneldik. Ben hadisenin daha merkezine koyacaktım ama buradaki, bir ailenin başından geçen bir ölüm tehlikesi üzerine birleşme, oylama muhabbeti çok komik çıktı.
        Ahmet Kural... Aslında filmi izlediğimiz zaman başka bir hikâye çıktı. Hikâye derken, daha başka bir tarz çıktı. Film kurgudan çıktı ve öyle bir şey olmuş ki, bir kötü karakter var bir de iyi taraf var. Bu kötünün mü üzerine gidelim yoksa daha mı komik olsun kısmında Selçuk, son kararı çok güzel verdi.
        Selçuk Aydemir... Ben, ilk başta filmi iki farklı versiyon yaptım. "Film hangisi olacak?" diye bir karar verecektik. Çekimden sonra benim yönetmen kurgum maksimum 15 gün sürer. Burada, bir kapandım, 45 gün... "Bir sorun var galiba" dediler. Ben de "İki versiyon izleteceğim, bir bakalım" dedim. Beraber ilkini izledik ve çok değişikti. Her anlamda çok değişik bir şey oldu. "Tamam dedik. Ahmet, ikizleri oynuyor. Diğer karakter aslında kötü ki bence iyi karakter gibi görüyoruz. Haliyle 'Özgür' karakterinin üzerine gittiğim versiyonu izledik. "Nasıl yapalım? Hangi versiyon olsun?" diye oturup Ahmet ile konuştuk.
        Ahmet Kural... İlkinde 'Özgür'e çok üzülüyorduk. "Bu aile, bu çocuğa neden böyle yapmış?" derken "Boş ver, gülsünler" dedik. Tamamen gülünsün istedik.
        Selçuk Aydemir... Ama ilk defa böyle bir şey konuşuyor olmak da çok güzeldi. Filmin dokusunu belirlerken, sadece esprileri dizmek değil, "Bu filmde bir mesele var, bu meseleyi buraya koyalım mı veya hangi ölçüde koyalım?" konusuna da karar verdik.
        Ahmet Kural... Bir de ikiz oynamanın verdiği bir şey de vardı. Sadık'ı oynarken; "Sadık, bunu yaptı" diyorum. 'Özgür'ü oynarken; "Özgür, yapmaz" diyorum. Başka bir tarafa gidiyor olay... "Böyle yapmasa mıydı?" diye ikisinin arasında kalan bir kurguydu.
        Selçuk Aydemir... Ama işte o çok keyifli... Filmi bu tarafa bölelim, bu oynama olayını ben çok seviyorum. Burada da Gökhan (Tiryaki), Ahmet ve bütün ekiple birlikte, "Bu filmi ne tarafa çekeceğiz?" diye konuşup karar verdik. Bu yüzden proje lego gibiydi. Daha sonra biraz da Ahmet'in, "Gel, bunu tamamen komediye vuralım" demesiyle bazı marjinal şeylerden kaçındım.
        Ahmet Kural... Karakterin yüzünde nur yok ki, sevmemiz de lâzım mecbur. O yüzden Selçuk hoca öyle bir kurguya gitti.

        10

        "ORASI BENİM İÇİN KONFOR ALANI"

        • Ahmet, Selçuk Aydemir filmi olmasının ötesinde, bu işte olmak için başka hangi nedenler seni etkiledi?
        Ahmet Kural... Beni çeken tabii ki de en başta Selçuk'un yazması, yönetmesiydi. Çünkü orası benim için bir konfor alanı. Direkt Selçuk'un olması ve tabii ki de yapım çok etkiliyor. Selçuk, daha önce de Aytaç Medya ile çalıştığı için o tarafları da hiç düşünmedik. Çok iyi bir yapım şirketi. Ben sadece gelip işimi yapıp gittiğim bir alan arıyordum, o da Selçuk'un setiydi. O yüzden en büyük etkenler yapım ekibi ve Selçuk.

        11

        DİĞERİ DAHA SEVGİLİ SEVGİSİZDİ"

        • 'Efsane'de ikiz kardeş olsa da aslında birbirinden farklı 'Sadık' ile Özgür'ü canlandırdın.  Bu durum, farklı bir çalışma yapmanı gerektirdi mi? 
        Ahmet Kural... Yazıldığında ekstra bir çalışma yapmadım. Yazılanı okuduğunuz zaman 'Sadık'ı da 'Özgür'ü de anlıyorsunuz. Benim yapmam gereken tek şey, biraz daha alt hikâyesine baktığınızda, itilip - kakılmış, dışlanmış bir adamı oynamak ve onun verdiği o duyguyla, dışarıya, ailesine bile kin duyması beni çok rahatlattı. Çünkü oradan çok komedi çıkar. 'Sadık' saftı ve hayvan dostlarımızla da iç içe olan bir karakterdi. Diğeri daha sevgili sevgisizdi. O yüzden benim için ayırması çok daha kolay oldu.
        Selçuk Aydemir... Bu noktada bir şeyin altını çizeceğim. 'Özgür'ün vücut dili ve ses tonu için  ben senin hiçbir karaktere bu kadar uğraştığını görmedim. Kaç tane ses kaydı var. Biz ses tonunun nasıl olacağı konusunda, 3 - 4 kere sadece 'Özgür' için oturduk.
        Ahmet Kural... Ses tonu çok inceydi. Bundan nefret de edilebilirdi ama sinema filminde bir karakterden nefret ettirmek biraz saçma o yüzden onu da sevdirmek için bir yol bulduk. Onu da filmde göreceğiz.

        12

        "FİNALİ KENDİ KADERİNİ BELİRLEDİ"

        • Selçuk, izleyicilerin filmi izledikten sonra özellikle hangi duygularla salondan çıkmasını istersin? Özellikle neyin altını çizmek istedin?
        Selçuk Aydemir... Bu filmin finali beni çok etkiliyor. Zaten final, filmin kendi kaderini belirledi ve onun üzerine doğru gittik. Finalde anlattığım ve dedenin iki karakterden birine verdiği sır, benim için kıymetli... Benim gerçekten hayat cümlelerimden biri... Aslında o benim dünyayı yorumlama şeklimdi. Haliyle filmin benim için çok mânalı bir tadı var. Garip bir şekilde test için  izlettiğimde de ilk defa böyle tepkiler aldım. İzleyenler; 'Çalgı Çengi'den beri aynı kişiler. 20 yıllık kariyere onlar da tanıklar ve her işimizde kurgu aşamasında izlerler ve görüşlerini alırım. Ona göre de son noktayı koyarım. Bu filmin finalinde benim hissettiğim şeyi hissettiler ve gerçekten sıçradılar. "Bu, bütün şeylerden ayrışıyor" dediler. O sır duygusu, bir şekilde bizi birleştiren temel etmen. Bu hayatı böyle gördüğümüzde aslında çok daha manalı dediğim duygu, filmin final duygusu. İzleyicileri de filmden o duyguyla çıkarıyorum zaten... Filmi o duyguyu dağıtmadan bitiriyorum. İnşallah izleyiciler de o tadı alır. 

        13

        "ASLINDA ADAM KÖTÜ DEĞİL"

        • Ahmet, sen kendi karakterlerinin nezdinde, filmin izleyicilerin üzerinde nasıl bir etki yaratmasını umuyorsun?
        Ahmet Kural... Karakterlerimin nezdinde elimden geldiğince bu kötü karakteri sevdirmeye çalıştım. Aslında adam kötü değil, etrafından kötülük görmüş. İstediğim şey şu; "Özgür'e de çok ayıp etmişler" desinler. Amacım bu... Diğerini zaten koşulsuz seviyorsunuz ama tabii en büyük amacımız, salondan; "Ne güzel bir aileymiş. Keşke bunların maceraları devam etse. Acaba bir dahakinde başlarına ne gelir?" düşüncesiyle çıkmaları.

        14

        "BU MACERAYI YAŞAMAYI ÇOK İSTİYORUM"

        • O halde devamı gelecek... 
        Selçuk Aydemir... Öyle gözüküyor ama bu biraz da sinemaların durumu, yapımcının kararına bağlı. Oraları bilmiyorum ama hikâye zaten öyle bir tatta bitiyor. Bir yandan da ben bu ekiple o coğrafyada tekrar bu macerayı yaşamayı çok istiyorum.

        15

        "ÇORUM BİZİ ÇAĞIRDI"

        • Çekim alanınızla otel arasının 125 kilometre olduğunu duydum... 
        Selçuk Aydemir...
        Sağ olsunlar, bana çekim yaptığımız köyde ev ayarlamışlar ama arkadaşlar günde 1 - 1.5 saat yol gidip geliyorlardı.
        Ahmet Kural... Koşa koşa gittim. O kadar güzeldi ki setimiz, sabah altıda gidiyorduk. Öyle hissetmiyorsun ama İstanbul'da olduğunda da en aşağı 1 - 1.5 saatte sete gidiyorduk. Yeşillik, orman... Kızılırmak, çok güzeldi.
        Selçuk Aydemir... Direkt hikâyenin ve Osmancık pirincindeki mevzunun bizim hikâyemizde yeri var. Çorum olmasının özel bir manası var, izleyenler görecektir. Çorum, bizi çağırdı. Çok da faydası oldu, çok yardımcı oldular. Filmi Çorum halkıyla beraber yaptık, sahiplendiler.
        Ahmet Kural... Osmancık pirincinin ve bizim filmin yetişmesinde bir ortak nokta var ama daha fazla şey söylemeyelim.

        16

        "DÜĞÜNÜ BASTIK"

        • Orada bir de düğün bastın, onu anlatır mısın?
        Ahmet Kural... Kaldığımız otel; Çorum'da, genelde her gün; düğünler, nişanlar ve etkinliklerin  olduğu bir oteldi. "Nişan mı bassak, düğün mü bassak?" diyorduk. Hem girip şarkı söyleyelim hem halay çekelim istedik. Damat, gelin ve kuzenlerinin haberlerinin olması suretiyle düğünü bastık. Düğündeki konukların haberi yoktu, çok eğlendik. Şarkı söyledim, halay başı oldum. Düğündeki müzisyen arkadaşlarımız da öyleydi. 'Çalgı Çengi'deki gibi bir org, bir saz, her şey aynıydı. Çok eğlendik.

        17

        "ÇÜNKÜ DAHA PLANLI HAREKET EDİYORLAR"

        • Sinema izleyicisinde ve gişelerde belli bir yükselme var. Örneğin, 5 - 7 Ocak'ta ilk beşte beş Türk filmi vardı. Bu pandemiden sonra ilk defa gerçekleşen bir gişe başarısı. Pandemi öncesi rakamlara ulaşılamıyor ama bir yükselme söz konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Pandemi öncesi döneme dönülmesi için neler yapılmalı?
        Selçuk Aydemir... Pandemi döneminde de sinemaların resmini gördüğümüzde aynı şeyi söylüyordum. Yine benzeri bir noktadayım. Türkiye'de sinema belli bir tökezleme yaşadı. Dünya bunu çok daha hızlı atlattı. Daha büyük yatırımları var. Çünkü daha planlı hareket ediyorlar. Biz birazcık daha hızlı ürettiğimiz için, biraz daha 3 - 5 senelik planlar değil de daha sektörün dinamiklerine göre hareket ettiğimiz için geç adapte olduk. Zaten dünyada sinemanın durumu, pandemiden öncekinden de iyi. Özellikle ABD'de... İngiltere de çok daha yüksek rakamlara ulaştı. Bu sinemanın ruhuyla alakalı bir durum. İstediğin kadar ekranlar çoğalsın, o karanlık salona birbirini tanımayan insanların gidip ortak bir duyguyu yaşıyor olmaları başka bir şey. Evlerinde bir platformda vs. alamayacakları bir haz. O kalabalıkla beraber daha fazla eğleniyorsun, o eğlence ortamının içerisinde olmak seni zaten başka bir duygunun içerisine sokuyor. Haliyle özellikle komedi ve melodramda... Türkiye'de sinemanın sarsılmaz bir yeri var. İnsanlar, bu deneyimi hep tatmak isteyecek. Bunu tamamen bir izleyici bakış açısıyla söylüyorum... İyi bir sinema izleyicisiyim ve salonda bir şey izlemek bana daha büyük bir mutluluk veriyor. Elimden alınsın istemiyorum.
        Ahmet Kural... Bir de emektar izleyiciler de var. "Bu insanların filmine giderim. Burada emek var. Gidelim orada izleyelim" diyen insan sayısı da çok fazla... Ben sinemanın şu an iyi olduğunu düşünüyorum. Özellikle son bir ayda hâlâ sinema izleyicisini çok olduğunu gördük. Bence her şey yolunda gidiyor ve daha da güzel olacak. "Dijital platformlar, sinemayı öldürdü mü öldürmedi mi?" O konulara girecek olursak, bilmiyorum, illa ki etkisi vardır ama ben sinemayı seven ve gerçekten gidip emeklerinin karşılığını vermek isteyen insanların sayısının fazla olduğunu düşünüyorum. Gerçek sinema izleyicisi hâlâ var.

        18

        "BU SEFER HİÇBİR SIKINTI OLMADI"

        • 'Efsane'nin setinde yaşadığınız ilginç durumlar oldu mu? Örneğin bir filmin setinde daha sakatlık geçirdin mi? Zira daha önceki filmlerin setinde hep sakatlık yaşadın...
        Ahmet Kural... Bu sefer geçirmedim ama niye biliyor musun? Ben geçen sene omurilikten bir ameliyat geçirmiştim o yüzden Selçuk bu sefer insaflı davrandı ama bir ara baktım, çatıdan düşme sahnem var; Selçuk; "Önlemini aldık" dedi. Yine atladım, sıçradım ama çok şükür bu sefer bir şey olmadı. O kadar hayvan dostlarımızla da iç içe bir set geçirdik ama hiçbir sıkıntı olmadı.
        Selçuk Aydemir... İki karakteri oynadığı için bir ona dönüş bir buna dönüş yaptı, burada asıl enerjiyi alan oydu. O yüzden diğerleriyle çok uğraşamadı.

        19

        Serdar Gökhan, 'Efsane'de 'Dede'yi canlandırdı.

        "SERDAR GÖKHAN'IN PEŞİNDEN DE KOŞTUK"

        • Selçuk, senin Yeşilçam'a olan saygını ve sevgini biliyoruz. O sevgi ve saygının göstergesi olarak Yeşilçam'ın efsanelerinden Serdar Gökhan'ı 'Efsane'de izleyeceğiz...
        Selçuk Aydemir... Çok da güzel oldu. İlk düşündüğümüzde "Acaba ikna edebilir miyiz? Nasıl olacak?" diye çok üstüne konuşmuştuk. Peşinde de koştuk.
        Ahmet Kural... Sete bir geliyorsunuz, Serdar Gökhan var.
        Selçuk Aydemir... Herkes sırayla Serdar ağabeyin elini öpüyordu.
        Ahmet Kural... 'Efsane'de efsaneyle çalıştık. Bizim için çok büyük bir şanstı. Yeşilçam adabı denilen bir şey var ya, hakikaten ustalarda onu görüyorsunuz.

        20

        "GÖREN SETE HÜCUM EDİYORDU"

        • Serdar Gökhan'ın senin üzerindeki etkisi ne oldu?
        Ahmet Kural... Benim üzerimdeki etkisi şöyle oldu; sette bir oyuncunun ekibe nasıl davranacağını veya nasıl davranması gerektiğini, nasıl duracağını birebir gözlemliyorsunuz. Saygıyı, sevgiyi görüyorsunuz. Bir de Serdar ağabeyin o kadar çok seveni var ki... Sette fotoğraf furyası yaşandı. Serdar ağabeyi gören sete hücum ediyordu. Sette adabı ve usulü ondan çok iyi öğreniyorsunuz.

        21

        "SIFIR KÜFÜR"

        • Serdar Gökhan'ın ilk komedi filmi... İkna etme sürecinde neler yaşadınız?
        Selçuk Aydemir... Senaryo çok işimize yaradı. Serdar ağabey, "Ben senaryoyu okurken güldüm" dedi. "Evet ağabey, öyle oluyor" dedim. "Öyle olmuyor. Normalde gülmem, öyle bir şeyim yoktur" dedi. Filmin estetiğini ve nasıl bir oyunculuk yöntemi izleyeceğimizi konuştuk, biraz tereddüt etti. "Yapabilir miyim? dedi. "Yapabilir miyim ne? Serdar Gökhan bunu niye söylüyor?" dedim. Sonrasında bize de güvendi. İyi ki oldu, iyi ki bizi tercih etti. Senaryo, Serdar ağabeyi bir şekilde yakaladı.
        Ahmet Kural... Zaten filmde dedemizdi. Filmde küfür yok, sıfır... Hiç yok. Bunu da söyleyelim.
        Selçuk Aydemir... Bu arada bunu planlayarak yapmadık.
        Ahmet Kural... Küfür edesimiz gelmedi. O karakterler küfür etmez gibiydi.
        Selçuk Aydemir... Senaryoda argo kısımlar vardı ama filmi çekerken o oluşan ruh, enerji ve oyuncuların da o mevzuyu sahiplenmesi, orada hep beraber sahneleri yaratma enerjisine girdiğimiz için bir şekilde bizi etkisi altına aldı ve yakıştıramadık, olmadı. Değişik bir şey oldu. Aile ortamı, iç içe bütün kuşaklar burada; "Dedenin yanında böyle konuşulur mu?" gibi... Biraz yetiştiğimiz geleneksel aile yapısının etkisiyle olsa gerek ki "Küfrün yeri yok" dedik.

        22

        "KENDİNİ YAZIYORSUN, KAÇAMIYORSUN"

        • Selçuk, senaryosunu yazdığın ve yönettiğin 8 film için toplamda 21.886.825 bilet kesildi. Bu sayıda bilet kesilmiş olması, şimdiye kadar çektiğin tür için seni manevi doyuma ulaştırdı mı? Farklı bir türde film çekip;"Bunu da yapabiliyorum" şeklinde bir düşüncen / hayalin / planın var mı? 
        Selçuk Aydemir... Arada o serseriliği yapıyorum ama bunu sinemada yapmıyorum. Şimdi Ahmet ile beraber bir projeye niyetlendik ama henüz açıklayamıyoruz. Dizi ve bir platform işi... Komedi, bir arthouse dünyanın içerisinde olsa nasıl olurdu, deneyeceğiz. Hakikaten bıçak sırtı bir şey yapmak istedik. Benim öyle bir kodlamam yok. Galiba biraz da şu var; önce kendimi güldürmeye çalışıyorum, kendim güleceğim ki sonra Ahmet'e etki etsin. O esprinin gücüne inanayım. Kendi yaşamım da öyle... Öyle olunca da filme sirayet ediyor. Benim diğeri gibi bir hayatım yok. İster istemez o komedi çıkıyor. Bunu planlayarak yapmıyorum. Birisi bana; "Aile olsun, şöyle olsun, böyle olsun" dedi de "Formül buymuş" diye bulmadım. Ben hep o an peşinde koşmak istediğim hikâyenin peşinde koştum ve bunu hep bu şekilde anlattım. Dediğim gibi; bu bir formül ya da hesap kitapla bulunmuş bir şey değil. Diğeri benden çıkmıyor. Dediğim gibi; çok içerden yazdığım için dıştan bir projelendirme gibi olmuyor.  Aile kavramı benim de hayatımda çok önemli bir yerde. Aileci bir insanım. İster istemez kendini yazıyorsun, kaçamıyorsun. Robert McKee'nin çok güzel bir sözü var; "Yazdığın şey değişsin istiyorsan, önce kendin değiş" Ben mutluyum, değişmeye pek niyetim yok, böyle güzel. Bir hayalin peşinde koşuyorum ama... Yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. 

        23

        "ONA BAKTIKÇA AĞLIYORUM"

        • Ahmet, 2023 sana pek uğurlu geldi. Evlendin ve baba adayısın. Bütün bunlar hayatında nasıl bir değişim sağladı? Neler hissediyorsun?
        Ahmet Kural... Bir kere hayata bakışınız değişiyor. Ben de hep; "Evlat farklıdır" derdim ama hissetmeyince bilemiyorsun. Çağla, yanımda olduğunda bile baktıkça ağlıyorum. O kadar mutlu oluyorsun ki hayata bakışın değişiyor. O yüzden şu an çok mutluyum. İnşallah sağ salim kucağımıza almak nasip olur. 

        24

        "ARTIK HİÇBİR ŞEYİ KAFAMA TAKMIYORUM"

        • Baba adayı olmadan önce neleri dert ediyordun da artık onları umursamıyorsun? 
        Ahmet Kural... Birçok şeyi kafasına takabilen bir insandım ama şimdi; "Her şey oluruna varır" diyorum. Her şey evladım, eşim ve kendim için. Hiçbir şeyi kafama takmıyorum.

        25

        "KEMAL, EŞİMLE ORTAK KARARIMIZ"

        • Oğlunuzun adını Kemal olarak  belirlediniz. Mustafa Kemal Atatürk'ten dolayı. 
        Ahmet Kural... Evet, Kemal; güzel bir isimdir, Türk ismidir. Onu tercih ettik. Eşimle ortak kararımız. 

        26

        "BİZE ÇOCUKLARI GİBİ BAKTILAR"

        • Filmle ilgili başka neler söylemek istersiniz?
        Selçuk Aydemir... İzleyiciler, çok gülüp eğlenecekler. Evet ama daha da fazlası var. Filmde büyük bir hüner gösterisi bulunuyor. Bu arada bütün oyunculara ve teknik ekibe buradan özellikle teşekkür ediyorum. Filmi her izlediğimde; "Bu iki karakterin arasındaki iletişimlerde, biz bunları yapabiliyormuşuz" dedim. O oyuncunun o performansı sergilemesi baktırıyor, içerisine alıyor seni. Tüm oyuncular büyük bir özveri ve hüner gösterdiler. Benim koca filmde, "Şu oyuncu, kafamdaki gibi olmadı" dediğim hiç bir şey yoktu. Oyunculuk performansları çok iyi... O dünyadan çok etkilendim. Diğer taraftan da ben çok özlemişim. Dediğin gibi bir Yeşilçam hayranı olduğum için filmi izlerken içim açılıyor.
        Ahmet Kural...  Çekerken sanki ikinci filmi çekiyormuşuz gibi geldi. Hakikaten öyle bir durum vardı. Sanki yıllardır beraber oynuyormuşuz gibi geldi. Acayip bir iş oldu, hissiyatı oydu. Sanki ikinci filmi çekiyormuşuz gibi geldi. Bir de çok rahattık. Yapımcımız Aytaç Medya açısından çok rahattık.
        Selçuk Aydemir... İzledikleri zaman görecekler... Filmin içinde bizi çok heyecanlandıran başka bir şey var. Diğer taraftan da ben bu geleneksel mizahı çok seviyorum. Çekerken de o şeyin içerisindeydik. Belki de yaşlandık. 'Düğün Dernek'i çekerken Sivas'ta da aynı duyguyu yaşamıştım. Sivas'ta, tamam, senin temellerin orada ama ben Çorum'a daha önce bir kere gitmiştim. Kültür mirasları nedeniyle ilgi çekiciydi. Halkıyla da çok vakit geçirdik. Belki bizi bu kadar sahiplenmeleri de o etkiyi yapmış olabilir. Kapı kapı çalıp yemek istiyorduk. Çok arsızlaşmıştık... Çocukları gibi bakıyorlardı bize. Belki o hoşuma gidiyor. Belki öyle bir hayat yaşamak istiyorum. Belki filmlerimde ara ara onu yapınca o tatmini yaşıyorum. Belki öyle bir duygu var. Ben, insanların içine dokunacak, kalbine dokunacak bir film yaptığımızı düşünüyorum. Diğer taraftan da artık izleyicilerin; "Bu adamlar komik midir?" gibi bir şüphesi olduğunu düşünmüyorum. Evet, komik ama bu filmde özel bir şey var. Aynı hissi paylaşacağımızı düşünüyorum ve ben o duyguyu paylaşacak olmaktan dolayı çok heyecanlıyım. Film bir an önce seyirciyle buluşsun istiyorum. Sabırsızım. İnşallah çok güzel olacak.
        Ahmet Kural... Ben diziden sonra Kıbrıs'tan dönmek istemedim. Çorum'dan da dönmek istemedik. Oraya ait mi hissediyoruz acaba kendimizi? Çok mu yoğun yaşıyoruz, anlamadım. Bir de filmde görsel şölen var; Gökhan Tiryaki çekti. Çorum'un doğasıyla, tarihiyle muhteşem bir film oldu.
        Selçuk Aydemir... Gökhan (Tiryaki) ağabey, sınırları o kadar zorladı ki izleyicilerin daha önce böyle bir komedi filmi izlediğini düşünmüyorum. En son, 10 sayfalık bir sahneyi tek plan çektirdi. O kamera durmuyor, oradan oraya gidiyor, evin tavanı düşüyor, iki karakteri oynuyor adam ve bir oraya geçiyor bir oraya geçiyoruz. Evin içinden ağaç geçiyor. 9.5 dakikayı tek plan çekti ve bunun gibi birkaç tane yaptı. Limitleri gerçekten zorladı. O anlamda da ciddi bir görsel şölen var. Daha önce bir komedi filminde bu kadar uçulmadı. Gökhan ağabey, hakikaten ağzıyla kuş tuttu.

        27

        "KABULLENMİŞİZ. SEN SÖYLEYİNCE AKLIMA GELDİ"

        • Komedi filmleri oldum olası Türk sinemasının lokomotifi olmuştur ama hiçbir zaman da çeşitli kurum, kuruluş ve festivallerde ödüllendirilmemiştir. Bu size neler hissettiriyor? Üzülüyor musunuz? Kendinizi yok sayılmış hissediyor musunuz?
        Ahmet Kural... Kabullenmişiz. Sen söyleyince aklıma geldi. Hakikaten bir komedi filminin ödül alması gibi bir şey yokmuş gibi geliyor.
        Selçuk Aydemir... Ben, bu konuya biraz farklı bakıyorum, şundan dolayı; komediyi öncelediğimizde, yani sadece o yoğun duyguyu izleyicilere yaşatmak için film yapıldığında, evet, türün gereği yerine getirilmiş oluyor ve bence seçkin, o lokomotif olmuş eserler de buradan çıkıyor. Ama bir komedi filminde bir yandan da alt metni dolu, güzel bir söz söylediğinde, insanların kalbine dokunduğunuzda bunun türü komedi de olsa başka bir tür de olsa yine ödüllendirilir. Mesela, 'Parazit' bir komedi filmi ama bir yandan da müthiş bir film ve sizi çok ciddi bir sosyolojik tespitle yüz yüze getiriyor. Bir yandan Kemal Sunal'ın 'Zübük'ü gibi bir eser olsa, bugün yine ödüllendirilir. Şener Şen'in 'Değirmen'i de öyleydi. 'Züğürt Ağa' da öyleydi... 

        28

        "AHMET'İN ÖDÜL ALMASI BENİ HİÇ ŞAŞIRTMAZ"

        • Selçuk! Festivallerde neden; 'En İyi Yönetmen', 'En İyi Senaryo' dalında aday gösterilmiyorsun? Ahmet! 'En İyi Oyuncu' dalında aday gösterilmiyorsun? Çektiğiniz film, neden 'En İyi Film' dalında aday gösterilmiyor? Haksızlığa uğradığınızı, yeteneklerinizin, performanslarınızın değersizleştirildiğini düşünmüyor musunuz? Üstelik "Komedi her türden daha zordur" denmez mi?  
        Selçuk Aydemir... Evet, katılıyorum ama şöyle bir şey var. 'Efsane' ile Ahmet'in herhangi bir festivalde, en iyi oyuncu ödülünü alması beni hiç şaşırtmaz. İki karakteri de başarıyla oynaması çok benzersiz bir performans. Az önce anlatamadığım şöyle ince bir şey var. Komediyi öncelemekle, güldürmeyi öncelemekle, filmin dünyasını öncelemek arasında net bir ayrım var. Bu tarafta kalındığında değersiz değil de daha benzersiz bir şey yapıyorsunuz ve yarıştırılacak bir yeri yok. Mesela, eskilerden örnek vereyim; Kemal Sunal'ın sergilediği performansın ya da Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın sergilediği performansın zaten başka bir eşleniği yok. O yarışma içerisinde adil olunabilmesi için o isimlerin filmin önünde olmaması lâzım. Derdimi tam anlatamıyorum ama o isimler, o büyük komedyenler, keza Ahmet'in de performansı çok yüksek ve izleyiciler tarafından da defalarca teveccüh gördü. Eğer bu filmde at başı ise, yani filmin ana lokomotiflerinden biri bu ise aslında bu isim filmin önüne geçiyor. Ve neyle yarışacak ki o zaman? Diğerleri hep storybase filmler.

        29

        "HİÇ ÜZÜLMEDİM"

        • Bence zaten zor olanı yapıyorsunuz, zor olanı sahneliyorsunuz, zor olan için performans sergiliyorsunuz ama film festivallerinde bir karşılığı yok. İzleyicilerin beğenisinde bir karşılığı var, o ayrı... 
        Selçuk Aydemir...
        Ben, bugüne kadar aday gösterilmediğim için hiç üzülmedim.
        Ahmet Kural... Sen söyleyince, ödül aklımıza geldi. 

        30

        "İNŞALLAH TERSİNE DÖNER"

        • Belki de bu ezelden beri böyle geldiği içindir... 
        Selçuk Aydemir... Belki de... Bu biraz daha filmleri konumlandırmayla da alakalı. Belki de en baştan böyle geldiği için hiç yadırgamadık. Olabilir, "İnşallah tersine döner" diyelim.

        31

        "BEN Mİ ÇOK KOPTUM?"

        • Örneğin, Gökhan Tiryaki birçok festivalde birçok filmle, 'En İyi Görüntü Yönetmeni' dalında ödül aldı. Şimdi bu filmle aday gösterilecek mi? Hayır... Gökhan Tiryaki'nin bu filmdeki performansıyla diğer tür filmlerdeki performansları farklı mı? Hayır... 
        Selçuk Aydemir... Burada şu da var; Türkiye'de Adana  Altın Koza ve Antalya Altın Portakal Film Festivali dışında kaç tane festival kaldı ki? Eski havası, popülaritesi, insanların teveccühü var mı? Ben mi çok koptum, bilmiyorum. 

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ