Detoks, probiyotik ve eleme diyetleri: Bağırsak sağlığında 10 büyük efsane
Her gün tuvalete gitmek zorunda mısınız? Stres gerçekten ülser yapar mı? Uzmanlara göre bağırsak sağlığı konusunda doğru sandığımız birçok bilgi aslında birer efsane. İşte en sık karşılaşılan 10 yanlış inanış ve bilimsel gerçekler.
Birçoğumuz için bağırsaklar adeta bir “kara kutu” gibidir: Yiyecek girer, atık çıkar; arada neler olduğu ise çoğu zaman konuşulmaz, hatta merak bile edilmez. Oysa uzmanlara göre bağırsak sağlığı hakkında sessiz kalmak, hem eski efsanelerin sürmesine hem de yeni yanlış bilgilerin yayılmasına zemin hazırlıyor. Gastroenteroloji ve mikrobiyom alanında çalışan uzmanlar, en sık karşılaştıkları 10 miti ve doğrularını paylaşıyor.
MİT 1: HER GÜN TUVALETE GİTMEK ZORUNDASINIZ
Birçok kişi her gün dışkılamıyorsa bunun bir sorun olduğu kanısında. Oysa uzmanlara göre günde üç kez ile haftada üç kez arasında değişen sıklık normal kabul edilebilir. Asıl önemli olan düzeniniz, dışkının kıvamı (aşırı sert ya da sulu olmaması) ve dışkılama sırasında ağrı ya da aşırı zorlanma yaşanmamasıdır.
Ancak şu durumlarda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır:
Sürekli zorlanma ve ağrı
Tuvalette 10 dakikadan uzun kalma
Tam boşalamama hissi
Dışkıda kan
Ani bağırsak alışkanlığı değişikliği
Açıklanamayan kilo kaybı
Bu belirtiler iltihaplı bağırsak hastalıkları, çölyak hastalığı veya kolorektal kanser gibi ciddi sorunların işareti olabilir.
MİT 2: ELEME DİYETLERİ BAĞIRSAĞI İYİLEŞTİRİR
Şişkinlik veya kabızlık yaşayan birçok kişi; tahılları, baklagilleri, süt ürünlerini ya da yumurtayı kesmenin bağırsaklarını “dinlendireceğini” düşünür. Oysa bu besinlerin doğası gereği iltihap yapıcı olduğuna dair güçlü kanıt yoktur.
Aksine, bağırsak sağlığı en iyi; tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller gibi çeşitli bitkisel gıdalarla desteklenir. Gereksiz kısıtlamalar besin eksikliklerine ve hatta yeme bozukluklarına yol açabilir.
Elbette çölyak hastalığı gibi özel durumlarda belirli besinlerden kaçınmak gerekir. Ancak tüm besin gruplarını rastgele çıkarmak genellikle çözüm değildir.
MİT 3: GIDA HASSASİYETLERİ BASİT TESTLERLE TESPİT EDİLEBİLİR
Evde yapılan kan ya da saç analizleriyle gıda hassasiyetlerini belirlediğini iddia eden testler oldukça popüler. Ancak bu testlerin çoğu bilimsel açıdan yeterince güvenilir değildir.
Sonuçlar genellikle uzun bir “yasaklı gıdalar” listesi sunar ve bu listede kişinin aslında hiçbir sorun yaşamadığı besinler de bulunabilir. Bu da gereksiz ve kafa karıştırıcı diyetlere yol açabilir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, bir diyetisyen eşliğinde sistemli bir gözlem süreci yürütmektir. Bu yöntem zaman alır, ancak daha güvenilirdir.
MİT 4: STRES ÜLSERE NEDEN OLUR
Eskiden mide ülserlerinin stres ve baharatlı yiyeceklerden kaynaklandığı düşünülürdü. Ancak 1980’lerde, birçok ülserin Helicobacter pylori adlı bakteriden kaynaklandığı keşfedildi. Ayrıca aspirin ve ibuprofen gibi bazı ağrı kesicilerin sık kullanımı da ülser riskini artırır.
Temel neden tedavi edilmezse ülserler tekrarlayabilir ve kanama, delinme ya da mide kanseri riskini artırabilir.
MİT 5: MEYVE SUYU KÜRLERİ VE ORUÇ BAĞIRSAĞI “TEMİZLER”
Portakal, zencefil, zerdeçal ve benzeri malzemelerle hazırlanan meyve sularının bağırsakları temizlediği sıkça iddia edilir. Oysa bu içecekler genellikle yüksek şeker içerir ve “detoks” etkisine dair güçlü bilimsel kanıt yoktur.
Ayrıca meyve ve sebzelerin suyu sıkıldığında, bağırsak bakterilerini besleyen lif büyük ölçüde kaybolur. Bu nedenle smoothie gibi lif içeriği korunan seçenekler daha faydalıdır.
Sadece meyve suyu tüketilen “detoks” programları ise sürdürülebilir değildir ve sağlıklı bir yaklaşım sayılmaz.
MİT 6: KOLON KANSERİ SADECE YAŞLILARDA GÖRÜLÜR
Kolon kanseri uzun yıllar “ileri yaş hastalığı” olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda 50 yaş altındaki kişilerde de artış gösterdiği görülüyor.
Erken evrede genellikle belirti vermediği için, 45 yaşından itibaren düzenli tarama önerilmektedir. Risk faktörleri varsa tarama daha erken yaşta başlamalıdır.
Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan ya da açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalıdır.
MİT 7: KURUYEMİŞ VE PATLAMIŞ MISIR DİVERTİKÜLİTE YOL AÇAR
Eskiden divertikülite yatkın kişilere kuruyemiş, tohum ve patlamış mısırdan uzak durmaları önerilirdi. Ancak araştırmalar bunun doğru olmadığını gösterdi.
Hatta bazı çalışmalar, bu besinleri tüketenlerde divertikülit riskinin d
aha düşük olabileceğini öne sürüyor. Bunun nedeni, lif içeriklerinin yüksek olması olabilir.
MİT 8: LEKTİN İÇEREN GIDALAR “SIZAN BAĞIRSAK” YAPAR
Bazı sosyal medya paylaşımlarında fasulye ve tahıllardaki lektinlerin bağırsak geçirgenliğini artırdığı iddia ediliyor. Ancak lektinlerin büyük bölümü pişirme sırasında etkisiz hale gelir.
Bitkisel gıdaları tamamen diyetten çıkarmak, faydalı bağırsak bakterilerinin liften mahrum kalmasına yol açabilir. Bu da uzun vadede bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir.
MİT 9: İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU (IBS) SADECE PSİKOLOJİKTİR
IBS; karın ağrısı, şişkinlik, ishal ve kabızlık gibi gerçek ve zorlayıcı belirtilerle seyreder. Tanı koyduracak tek bir testin olmaması ve ruh sağlığının belirtileri etkileyebilmesi nedeniyle bazen ciddiye alınmayabilir.
Oysa IBS, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğudur. Bağırsaktaki sinirlerin aşırı hassas olması, normal sindirim süreçlerini bile ağrılı hissettirebilir.
Psikolojik faktörler etkili olabilir; ancak bu durum hastalığın “gerçek olmadığı” anlamına gelmez.
MİT 10: HERKES PROBİYOTİK ALMALIDIR
Probiyotik takviyeleri popüler olsa da, çoğu sağlıklı insanın bunlara mutlaka ihtiyaç duyduğunu gösteren güçlü kanıtlar sınırlıdır.
Bağırsakta binlerce farklı mikrop yaşarken, birkaç tür içeren bir kapsülün mucize yaratması beklenmemelidir. Üstelik bazı kişilerde gaz ve şişkinliği artırabilir.
Uzmanlara göre en iyi yaklaşım;
Çeşitli bitkisel gıdalar tüketmek
Lif alımını artırmak
Yoğurt, kefir, kimchi ve lahana turşusu gibi fermente besinlere yer vermektir
Sonuç olarak, sağlıklı bir bağırsak çoğu zaman bir “hapla” değil; dengeli, çeşitli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeniyle desteklenir.
Görsel Kaynak: istockphoto