Estetikte geri dönüşüm dönemi: Kadavradan yağ transferi
"Estetikte ne kadar ileri gidilebilir?" sorusunun yanıtı, "Kadavraya kadar" diye güncellendi. Adındaki ürkütücülüğü saymazsak cazip bir ufuk görünüyor. Şimdilik ABD'de uygulanıyor, ama Türkiye'de bekleme odasında
Kusursuz vücutlar için kadavralardan yararlanıldığını biliyor muydunuz? İlk başta kulağa garip gelse de ölü bedenlerden toplanan kalıntılarla popo kaldırma, kalça çukurlarını doldurma, başarısız liposuction işlemini düzeltme gibi operasyonlar yapılabiliyor.
Cerrahi olmayan kozmetik iyileştirmelerde göz alıcı, ancak bir o kadar da ürkütücü gelen bu yeni gelişme, cansız bedenlerdeki yağlara yeniden hayat vererek, kadınların hayallerindeki vücutlarına kavuşmalarına yardımcı oluyor. Bunu bir nevi, estetikte geri dönüşüm gibi düşünebiliriz. Bu uygulama, çok zayıf, formda ve kendi vücutlarında fazla yağ bulunmayan kadınlar için muazzam bir avantaj olarak görülüyor.
Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, ABD’de geliştirilen yöntemin, kadavra kaynaklı yağ dokusunun özel işlemlerden geçirilerek sterilize edilmesiyle elde edilen bir allogreft yumuşak doku ürünü, yani başka bir insandan alınan biyolojik doku olduğunu söylüyor. "Bu sistem klasik yağ transferinden temel olarak farklıdır" diyen Kendir, "Geleneksel yöntemde hastadan liposuction ile yağ alınır, bu yağ belirli işlemlerden geçirilir ve hacim kazandırılmak istenen bölgeye enjekte edilir. Yeni yöntemde ise hastadan yağ alma süreci yoktur. Önceden hazırlanmış, işlenmiş donör yağ dokusu doğrudan enjeksiyon yoluyla uygulanır” ifadesini kullanıyor.
Kendir’e göre, ABD'de HCT/P (Human Cells, Tissues, Cellular and Tissue-Based Products) kategorisinde düzenlenen ürün, insan hücre ve doku temelli ürün sınıfına giriyor. Yani bir silikon implant ya da sentetik dolgu değil, insan dokusundan elde edilmiş biyolojik bir materyal.
Üretim sürecinde yağ dokusu hücresizleştirme işleminden geçiriliyor, sterilizasyon uygulanıyor, olası immünojenik (bağışıklık sistemini tepki vermeye teşvik eden özellik) bileşenler minimize ediliyor.
“Amaç, canlı hücre transfer etmekten ziyade, hücre dışı doku çatısı ekleyerek hacim ve yapısal destek sağlamak” diyen uzman, “Bu uygulama, canlı yağ hücresinden çok, yağ dokusunun ‘iskeletini’ enjekte etmeye dayanır” açıklamasını yapıyor.
Kullanım alanları arasında şunlar var:
Peki, kadavra kaynaklı yağ dokusu ne kadar süre vücutta kalıyor? Dr. Kendir, “Klasik otolog yağ transferinde (kişinin kendi yağı) belirli bir oranda kalıcı canlı hücre tutunması bekleriz. Donör kaynaklı bu ürünlerde ise daha çok biyolojik bir dolgu ve doku çatısı etkisi söz konusu. Şu an için literatürde uzun dönem, geniş hasta sayısı, yüksek kanıt düzeyine sahip çalışmalar sınırlı. Yani yöntem ilgi çekici ve yenilikçi olmakla birlikte henüz ‘altın standart’ kabul edilecek düzeyde veri oluşmuş değil” diyor.
Dr. Kendir’e göre, estetik cerrahide her yeni teknoloji heyecan yaratır. Ancak biyolojik ürünlerde uzun dönem güvenlik ve kalıcılık verisi oluşmadan kesin yargıya varmak bilimsel olarak doğru değil.
Amerika’da uygulanan bu kadavra kaynaklı yağ transferi yöntemi, kalçada da göğüs büyütmede de kullanılıyor. Amerikan medyası, uygulamadan memnun olanları öne çıkarıyor. Uygulamanın maliyeti, fiyatı 35 bin doları aşan haute couture bir el çantasına benzetiliyor. Hani göğsünüzde/kalçanızda Birkin çantası taşıyormuş gibi… Benzer bir yatırım. Ama pek çok estetik ve güzellik trendi gibi yine ABD’de doğan bu kadavradan yağ transferi yöntemine de temkinli yaklaşmakta fayda var.
TÜRKİYE'DE HENÜZ UYGULANMIYOR
Dr. Kendir, klinik uygulamaların ABD’de de sınırlı merkezlerde ve erken adaptasyon aşamasında olduğunu söylüyor. Uzmana göre, Avrupa’da ve diğer ülkelerde yaygın bir kullanım söz konusu değil. Bunun en önemli nedeni, insan dokusuna dayalı ürünlerin ciddi düzenlemelere tabi olması. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde doku bankacılığı, biyogüvenlik ve etik kurallar son derece katı.
Dr. Kendir, “Bu yöntemi global ölçekte yerleşmiş bir estetik prosedür olarak değil, ABD merkezli ve henüz gelişim sürecinde olan bir biyoteknolojik girişim olarak değerlendirmek gerekir” diyor. Dolayısıyla Türkiye’de kadavradan elde edilmiş sterilize yağ dokusunun estetik amaçlı enjeksiyonu şu an için uygulanmıyor.
Dr. Kendir, “Ülkemizde yapılan yağ transferleri tamamen otolog yağ grefti (kişinin kendi yağının kullanılması) prensibine dayanır. Bu yöntem hem biyolojik uyum hem de güvenlik açısından bugün için en güvenilir yaklaşım” diyor.
Peki, donör kaynaklı yağ ürünlerinin Türkiye’de kullanılabilmesi için ne gerekiyor? Dr. Kendir şöyle sıralıyor:
“Bu süreçler oldukça kapsamlı” diyen Dr. Kendir, “Bugün için estetik cerrahide hacim artırma ve kontür düzeltmede en güvenilir yöntem hâlâ hastanın kendi yağ dokusunun kullanılması. Yeni teknolojiler umut verici olabilir, ancak bilimsel veri oluşmadan standart uygulama haline gelmeleri doğru değil” ifadesini kullanıyor.
Kadavra kaynaklı yağ transferi, adındaki ürkütücülüğü saymazsak cazip bir ufuk çiziyor. Ama güvenlik ve kalıcılık konusunda güçlü kanıtlarla gerekli düzenleyici onaylar oluşana dek kendi vücudundan yağ transferinin yanında, yalnızca deneysel bir alternatif olarak duruyor.