Diyette tatlı isteğine teslim olmayın: Krizleri bitiren altın değerinde öneriler
Masum bir çikolata isteğiyle başlayıp diyetin bozulmasına kadar giden tatlı krizleri, aslında vücudun verdiği önemli sinyallerden biri. Peki bu sinyalleri doğru okuyup tatlı isteğini sağlıklı yollarla nasıl bastırabiliriz?
ABONE OLTatlı krizleri çoğu zaman “kendini tutamamak” olarak görülse de, uzmanlar bunun biyolojik ve psikolojik nedenlere dayandığını vurguluyor. Kan şekerini dengeleyen ve duygusal yeme döngüsünü kıran yöntemlerle bu krizlere son vermek mümkün.
Tatlı krizleri çoğunlukla kan şekeri dalgalanmaları ve duygusal etkenlerle ilişkilidir. Karbonhidrat ağırlıklı bir öğün sonrasında kan şekerinin hızla yükselip ardından düşmesi, vücutta ani bir enerji azalmasına yol açar. Bu düşüş, beynin hızlı enerji ihtiyacı hissetmesine neden olur ve tatlı isteğini tetikler.
Duygusal faktörler de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Stres, mutsuzluk, yorgunluk veya sıkıntı gibi durumlarda beyin, kendini iyi hissettirecek bir “ödül” arayışına girer. Şekerli besinler serotonin salınımını artırdığı için bu tür anlarda daha cazip hale gelir. Bu durum, duygusal yeme davranışının temelini oluşturur.
Hormon dengesizlikleri de tatlı krizlerinde belirleyici olabilir. Açlık ve tokluk hormonları olan leptin ve ghrelinin düzensiz çalışması, insülin direnci ya da yetersiz uykuya bağlı artan kortizol seviyesi şeker isteğini güçlendirebilir.