Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Esen EVRAN / GAZETE HABERTÜRK

Artan terör olayları ve jeopolitik riskler nedeniyle Türkiye zor günlerden geçerken bunu en fazla hissedenlerin başında kuşkusuz ihracatçılar geliyor. Bir yandan Rusya ile yaşanan uçak krizi, diğer yandan yangın yerine dönen komşular nedeniyle giderek daralan pazarı genişletmek için kapı kapı dolaşan ihracatçılar bu ortamda mevcut pazarlarını da kaptırmak istemiyorlar. Ancak Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken terör olayları son günlerde her yerde karşılarına çıkıyor. Öyle ki dış politikadaki sorunlar nedeniyle Türkiye’deki TIR’ların neredeyse yarısı atıl durumda. Tam böyle bir ortamda İstanbul Zorlu Center’da, hazırgiyimcileri dış alım heyetleriyle buluşturan The Core fuarı düzenleniyor. 23 tasarımcı ve 24 markanın sonbahar/kış 2017 koleksiyonlarını sunacağı The Core İstanbul’un amacı Fashion Week ile eşzamanlı yapılarak katma değeri yüksek ihracat sağlamak. Önceki gün Zorlu Center’da düzenlenen açılışta İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi ile sohbet ediyoruz. Tanrıverdi, sıralıyor teker teker: “Türkiye’nin vize politikası sertleşti, alım heyetlerinin gelişlerinde sıkıntılar oluyor. Türkiye, iş yapması zor bir ülke oldu. Türkiye’ye gelmek, vize alabilmek için müşteriler bizden torpil istiyor. Afrika cazip pazar, bavul ticareti yapıyorlar. Ama özellikle Afrika ülkelerine vize verme konusunda Türkiye zorluk yaratıyor. Ortadoğu ve Lübnan da zorlaştı. AB ile serbest vize konuşulurken diğer ülkelerle yaşadığımız vize sorunlarının da gözden geçirilmesi gerek. Çin de çok zor vize veriyor Türklere. En az 1 ay bekliyoruz.” İlki 2014 yılında gerçekleştirilen The Core İstanbul, bu dönem artan katılımcı sayısıyla kapsamını da genişletmeye devam ediyor. Tanrıverdi, sadece The Core İstanbul ile 5 yıllık dönemde ihracata 500 milyon dolarlık ek katkı sağlayabileceklerini söylüyor. Tanrıverdi, bu hedefi yakalayabilmek için moda-tasarıma ağırlık verip katma değerli üretime odaklandıklarını ve zorlu rekabet koşulları nedeniyle fiyat tutturamayıp, içeride yapamadıkları üretimi organizatör ülke olarak yurtdışına taşıyacaklarını, ihracatı da bu yöntemle artıracaklarını anlatıyor.

‘BİZ GELMEYELİM SİZ GELİN GÖRÜŞELİM’

Tanrıverdi ile sohbet ettiğimizde İstanbul’da Alman Konsolosluğu bomba ihtimali nedeniyle kapalı, hepimizin cep telefonları, “Metroya binmeyin, kalabalık yerlerde bulunmayın” diye başlayıp devam eden uyarı mesajlarıyla doluydu. Tanrıverdi’ye, yabancı alım heyetlerinin bu ortamdan tedirgin olup fuara gelişlerini iptal edip etmediklerini de sordum. Bu fuar için böyle bir olumsuzluk yaşanmamış, ama önümüzdeki günlerdeki ziyaretlere ilişkin iptaller varmış. Tanrıverdi dedi ki, “Bu fuarda iki firma dışında gelişini iptal eden olmadı. Ruslar yok, ama onların gelip gelmemesi de önemli değil zaten iş yaptıklarımızla devam ediyoruz. Öte yandan önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılar için sıkıntı var. Bazı Avrupalı alıcılar toplantıları öteledi. Bazı ülkelerde de müşteriler, ‘Biz gelmeyelim, siz gelin burada görüşelim’ diyor. Mecburen biz gideceğiz. Libyalı müşteriler vardı burada, onlara kendi deneyimlerini sorayım diye düşünüyorum, ama sonra korkuyorum.”

KONFEKSİYON ÜRETİMİ TEŞVİKLİ BÖLGELERE KAYIYOR

Asgari ücretin işverene getirdiği maliyet yükü nedeniyle şubat-mart ayı işsizlik oranlarının yükselmesinden endişe ettiklerini söyleyen Tanrıverdi, “Firmalar, üretimlerini teşvikli bölgelere kaydırmaya başladı. Tokat, Malatya ve Şanlıurfa’da yatırımını büyüten şirketlerimiz var. Kira öder gibi fabrika sahibi olma düzenlemesi de gelirse özellikle 6’ncı bölgedeki yatırımlar patlar. Şimdiden yer kiralayıp üretime başlayanlar var” dedi.