HABERTURK.COM

Doğaya yağmur düştüğünde, su toprak ve bitkiler tarafından emilir. Ancak bunların azaldığı ve yerini betona, asfalta bıraktığı şehirlerde, fazla yağmur ciddi bir problem olabilir. Hareket eden su, çöp, bakteriler ve kimyasallarla birleşerek hastalıklara sebep olabilir. Ayrıca, ciddi mülk ve altyapı zararı yaratabilir.

MALİYETİ YILDA 1 TRİLYON DOLAR

Dünya Bankasına göre, önlem alınmazsa, seller yüzünden dünyada yaşanan zarar, yılda 1 trilyon doları bulacak. Sadece ABD'deki sel sigortalarının yıllık toplamı 19 milyar dolar değerinde.

Ancak selin verdiği zararlar, şimdilik her ne kadar Dünya Bankasının söylediği kadar büyük olmasa da, uzun bir süredir insanlığın problemi.

MÜHENDİSLİĞİN İLK ÖRNEĞİ, SELE KARŞI

Bundan dört bin yıl önce, Mezopotamya İmparatorluğu, seli kontrol etmek için o zamana göre sıra dışı çalışmalar yaptı. Eski Mısır ve Mezopotamya, yağmurun da güneşin de bereketli olduğu günler yaşıyordu. Eski Mısır'da su kanalları, firavunların önemli eserlerindendi.

Ancak Nil Nehri'nin tahmin edilemez oluşu dönem dönem sel ve kuraklığın görülmesini adeta garanti ediyordu. Sümerler, buna dünyanın ilk bilinen mühendislik işini yaparak karşılık verdiler. Sümerler için sel, Mısırlıların yaşadığından daha büyük boyuttaydı. Zira Fırat ve Dicle, tarihte en az birkaç kez Nil'in tamamından daha fazla alüvyon taşıdı. Bu da nehirlerin hızla yükselmesini ve yönlerini daha sık olarak Mezopotamya'ya çevirmesine sebep oldu.

İşin ciddiyetini anlatmak için bu örneğe ihtiyaç var: Alüvyonun 1.800 kilometre seyahat etmesinden bahsediyorum.

Diğer yandan bu işin sürekliliğine de yakından bakmalıyız: Havzalardan oluşan Mısır deltasında, kanalların açıldığı yerler çamurla şekillendiriliyordu. Bu da sel olduğunda ciddi bir iş çıkartıyordu, çünkü sel sonrası kanallar şekil değiştiriyor ve yeniden kazılmaları ya da tamir edilmeleri gerekiyordu. Ancak Sümerler bu durumu değiştirecek adımlar attılar.

Örneğin setler kurdular. Genelde 1 kilometre uzunluğundaki ve 10 metre yüksekliğindeki bu setler, sel esnasında 4-6 metre yüksekliğine ulaşan nehir sularını kolayca zapt edebiliyordu.

Yağışsız, kuru bir sıcağın olduğu günlerde ise bu setler üzerinden dağıtılan basit bir sulama sistemi kurdular. Sert ve kuru set duvarlarındaki delikler ile yakın tarlaları kolayca suladılar.

NÜFUS ŞEHİRE TAŞINDI, SEL BOYUT DEĞİŞTİRDİ

O yıllarda dünya nüfusunun çok büyük bölümü tarım alanlarında yaşarken, artık durum aynı baskın oranda olmasa da şehirlere kaymış durumda. Öyle ki, çok eskiye gitmeye gerek yok, 1960'da dünya nüfusunun yüzde 33'ü şehirde yaşarken, 2016'da bu oran yüzde 54'ü geçmiş durumda.

Yine de, bu değişiklik, teknoloji açısından bakıldığında, çok büyük bir fark yaratmıyor. Zira, bu sistemler nehirlerden gelebilecek sel baskınlarına karşı da koruma sağlayacak şekilde kurulabiliyorlar. Çok parçalı bir yapı söz konusu olduğu için, yerleşimin özelliklerine göre ayar yapılabiliyor.

REKOR YAĞIŞ 100 KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ

Açıkçası, bunu farklı yerlerde kalıcı olarak yenmeyi başardı. Bunlardan birisi, Arjantin'in başkenti ve en kalabalık şehri olan Buenos Aires. 2013'te ciddi bir sel felaketi yaşayan şehirde, yoğun yağış olan 1 Nisan ve 3 Nisan arasında 101 kişi hayatını kaybetti. Şehir merkezinde bir günden uzun süreyle elektrik kesilirken, birçok kişi evlerinin çatısında kurtarılmayı bekledi.

3 Nisan'ı ulusal yas günü ilan eden şehir, bir daha aynı acıyı yaşamamak için teknolojiden yardım aldı.

İşin ekonomik boyutu 103 milyon dolara dayanınca, şehir masraftan kaçınmadı. SAP ile işbirliği yapan Buenos Aires yönetimi, HANA adlı platform ile nesnelerin interneti ve akıllı analiz araçlarından faydalandı.

REKOR YAĞIŞA RAĞMEN TEKNOLOJİ SAYESİNDE SIFIR ÖLÜM

30 binden fazla su giderine takılan algılayıcılar, su yönü, hızı ve seviyesini ölçerek gerçek zamanlı olarak merkeze bildirdiler. Merkez, bu verilerin yanı sıra, hazırladığı özel mobil uygulamayla, hava durumu raporları, çöpçülerden alınan düzenli bölgesel bilgiler ve şehirde yaşayanların şikayetlerini bir araya getirerek, acil yardım gereken noktaları anında tespit etti ve önceden uyarılar verdi.

Tarihte kaydedilen en büyük yağış ise bir sonraki sene, 2014'te geldi. Ancak bu kez şehirde kimse sel yüzünden ölmediği gibi, basit taşkınlar dışında olay da yaşanmadı.

Bu tarz sistemler, anında bilgi almayı, eski verileri yorumlayarak tahminlerde bulunmayı ve erken uyarıları sağlıyor. Bunun bir örneği de işin içine bulut ekliyor. Microsoft ve City Digital'ın Şikago'da devreye aldığı çözüme yakından bakalım. Bölgede 2011-2016 arasında yoğun yağış ve sel sebebiyle 181 bin mülk zararı rapor edilirken, 773 milyon dolarlık zarar ortaya çıktı.

 

SONRAKİ ADIM: YAĞMUR BAHÇELERİ

Şikago, bu konuya farklı bir yaklaşım da getirdi. Yağmur bahçesi adı verilen yeşil alanlar, şehir sakinleri için nefes alacak noktalar oluştururken, en sık yaşanan doğa afetlerinden birisine çare oldu. Yağmur suyunun ortalama yüzde 30'unu emebilen bu alanların yönetimi için de, şehir yönetimi teknolojiden faydalandı.

Bu yılın bahar aylarında yapılan kurulum, altı noktanın yönetimini sağlıyor. 20 binden fazla algılayıcı kullanılan sistem, hangi yeşil altyapının daha verimli olacağını ve hangi veri arayüzünün bilgileri yorumlamakta daha iyi olacağını ortaya çıkartacak.

Şehir şu sıralar bu verileri herkese açmaya hazırlanıyor. Yapacakları yatırım ise 50 milyon doları bulacak, ancak bunu sadece ortaya çıkan mal mülk zararıyla kıyaslayınca bile vermeye hazır olmalılar.

Giderek değişen iklim yapısı dünyanın her yerinde olumsuz sonuçları artırıyor. Bunun yağmurlardaki yansıması, bugün yaşadığımız gibi hızlı ve çok yağmur. Çözüm ise daha fazla yeşil alan ve daha fazla teknoloji.