Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Aslı öldüğünde üzerinde bulunan elbise kayboldu ancak savcı ilgilenmedi bile, yavuz semerci yazıları, aslı başın ölümü

        YAVUZ SEMERCİ / HABERTÜRK

        BODRUM... Deli sıcak günleri bitmiş, ünlü tatil beldesi harika bir iklim hüküm sürmekteydi... Sıcak artık yakmıyor, tam tersi insanın içini ısıtıyordu. 2011 yılının ekim ayı olmalıydı. Yaşlı adam, adliyeye girerken “Bu kaçıncı gelişim?’’ diye mırıldandı. Geliş sayısını hatırlamak değildi amacı. Sahipsiz kalışlarına hayıflanıyordu. Adliye önünde çadır kurmayı bile düşünüyordu artık...

        #haber#1006734#SABAH 04.30'DA KANLARI YIKADILAR#

        “Savcı bey ile görüşmek istiyorum’’ dediğinde aldığı yanıta ilk tepkisi, “Çok şükür Allah’ım’’ olmuştu. Yeni bir umut doğmuştu. Çünkü o savcıyı hiç sevmemişti. Kızının ölümünün üzerinden 1 ay bile geçmeden “Kızım öldürüldü’’ diye ağlarken, aynı savcının, odasından çıktığı sırada sekreterinin yanında kendisine “Jandarmaya git. ‘Davacı değilim’ diye ifade ver’’ dediğini ileri sürüyordu. “O gün anlamamıştım ne demek istediğini. Hayatımda karakol görmedim. Sonra düşününce keşke o gün jandarmaya gidip ‘Savcı bey böyle dedi, ben ise davacıyım’ diyerek kayıt altına aldırsaydım’’ diyecekti günün birinde, olayı araştıran gazeteciye...

        Baş’ın avukatları, çok sonra savcıyı HSYK’ya eksik inceleme yaptığı gerekçesiyle şikâyet edip bu iddiayı da eklemişlerdi. Müfettiş incelemesi başlatmışlardı savcı hakkında. O belgeyi de okumuştu gazeteci. Hiç kimse böyle bir olaya tanıklık etmemişti. Müfettişler, soruşturma artık mahkeme safhasına geçtiği için 17 ay neden dosyada bir ilerleme kaydedilmediğini, soruşturmanın anlamsızlığını da rapora yazmışlardı. Nihayetinde dava yoluna girmişti. Yine de savcı hakkında disiplin cezası verildiğini hatırlatmalı...

        Hemen başsavcının yolunu tuttu. O da değişmişti. Yeni bir başsavcı gelmişti. Kendini tanıttı. “Ben Mehmet Yavuz Baş... Aslı Baş’ın babasıyım. 15 ay geçti. Kızım düştü mü, intihar mı etti, öldürüldü mü hiç kimse bir şey söylemiyor. Dava dahi açılmadı. ‘Bugün git, yarın gel’ yapılıyor.’’ Dosyaya bakan savcı arandı. Yeni savcı Bilgin Bakır’ın karşısındaydı. Derdini anlattı. “Öldürdüler kızımı” dedi. “Eski savcı bizi oyaladı” dedi... Savcı bey inceleme sözü verdi. Ama muhtemelen savcı da her acılı ana-baba gibi olayı abarttığını düşündü. Baba ilk kez umutlanmıştı. O gün eve, Antalya’ya mutlu döndü.

        1 ay sonra tekrar Bodrum’daydı. Bilgin Bakır’ın anlattıkları hoşuna gitmedi. Belli ki işler yine ağırdan gidecekti. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. “Bakın savcı bey ben sizi tanımam. 17 aydır şu oturduğunuz makam beni mağdur etti. Sizden değil, bu makamdan şikâyetçiyim’’ dedi. Sesi ağlamaklıydı. Ayağa kalktı savcının ne diyeceğini dinlemeden kapıyı çarpıp dışarı attı kendisini. Savcı bey arkasından koştu. Koridorda durdurdu. “Dur amca. Hele bi sakinleş. Gel bir çayımı iç...’’

        Bu görüşmenin hemen ardından 26.12.2011 tarihinde şikâyetçi Mehmet Yavuz Baş imzalı bir dilekçe verildi savcılığa... “Ahmet Bayer’in ifadesine göre ‘Abime değil intihar etmeye gidiyorum’ diyerek intihar edilemeyecek bir yüksekten atladığı iddia edilmektedir. Bayer kızımın bir şişe şarap içtiğini belirterek yalan söylemektedir. (Adli Tıp raporunda alkolsüz olduğu, toksin olmadığı açıkça belirtilmiştir.) Neden, hangi insan, 1.85 boy ile ayağındaki flip flop terlikleri bile çıkarmadan masadan kalkıp 6.30 metreden denize atlar gibi balıklama atlar? Çünkü olay farklıdır. Eğer dedikleri gibi atlasaydı, kızımın cesedinin baş tarafı duvara bakacaktı. Ayak tarafları ise binaya doğru idi. Başı ise denize doğru. Şimdi kızım havada bir kere dönüyor olsa bile ayakları ters tarafta olmalıydı.... Bu düşüş yerinin, kan lekesinin krokileri nerede? Neden orası temizlendi? Kızım sırtüstü düşmüştür. Keşif talebimiz 1 yıldır yapılmamaktadır. Olay yeri krokisi çizilmemiştir. Otelin kamera kayıtları incelenmemiştir...’’

        Gazeteci şaşkınlığını notlarına şöyle geçirecektir: “Bir kadın için ‘İntihar etti’ deniliyor. Tanıklar çelişkili ifadeler veriyor. Ve kamera kayıtları 17 aydır incelenmiyor... Bu konuya eğil...” Gazeteci, soruşturma dosyasını incelerken, eski savcının kamera görüntüleri incelemesi için jandarmaya CD’leri gönderdiği, gelen yanıtta ise inceleme yapılamadığı ve görüntülerin açılamadığı bilgisini görür. Sonra ne yapılmıştır...

        Acılı babanın dilekçesini alan yeni savcı Bilgin Bakır’ın ilk işi, jandarmayı yanına alarak olay yerine gitmek olur. Kamera görüntülerini ve dosyayı açacak programı alır ve mahkeme kararı ile görüntüleri inceletir. Ve soruşturmanın düğmesine basılır. Ardından yeni savcı Bülent Baki görevi devralır. Yine ifadeler alınır. Tanıkların bir kısmı artık sanık olmuştur. Telefonlar dinlemeye alınır. Ve Aslı Baş’ın ölümü üzerinden 29 ay geçtikten sonra dava açılır...

        SAVCI TANIĞI DINLEMEDEN GÖNDERDI

        GAZETECİ hâlâ kendisine aynı soruyu soruyor: “Savcı olsaydım o gün ne yapardım?” Savcı değildi. Savcı bir arkadaşına sordu.

        O da gazeteciye dedi ki: “Anlattıklarını özetliyorum: Genç kadının düştüğü yer yıkanmış... Jandarmaya ‘Düştü’ denilmiş. Olay bu şekilde jandarma kayıtlarına geçmiş. İlk ifadeler düşme şeklinde olmuş. Hastanede olayın görgü tanığı olan Nilgün’ün ifadesini savcı almamış. Aylar sonra şikâyet üzerine söz konusu savcı HSYK müfettişine ifade vermiş. Savcı, kolluğun Nilgün’ü olayın tanığı olarak bildirmediğini ve Nilgün’ün gittiğini görmediğini söylemiş. Ama ifadeleri yazan kâtip ise müfettişe bir kadının savcı beye ‘Ben kendimi iyi hissetmiyorum. Eve gideyim ifademi sonra vereyim’ dediğini söylemiş. Sonra olay yerine dönüldüğünde bu kez tanıklar “İntihar etti” diye, hem de birbirlerinin duyacağı şekilde ifade vermişler. Kadının düştüğü an üzerinde olan kıyafet kaybolmuş. Ki bak bu çok önemli. Nasıl atladığını, giysinin önünde mi arkasında mı yırtıklar olup olmadığını ortaya çıkarabilirdi. Savcı bunu bile araştırmamış. Evde bulunan hizmetçilerin ifadesi o gün alınmamış. Ki anlattığına göre 1.5 yıl sonra ifadeleri alınmış. Volkan Bayer’in sevgilisinin ifadesi alınmamış. Hakan’ın ‘Birlikte film izledik’ dediği genç kızın ifadesi alınmamış. Tanıkların fiziki incelemesi yapılmamış. Alkollü olup olmadıklarına bakılmamış. Genç kadının tırnakları içinde doku araması olmamış. Aslı’nın sırtüstü düştüğü ortaya çıkmış. ‘Sırtında ve sol kolunda düşmeden değil, sürtünmeden kaynaklı yaralanma var. Sol kulak arkasında düşmeden mi, yoksa yukarıda mı oluştuğu anlaşılamayan bir yara var’ diye resmi raporlar olduğunu söylüyorsun. ‘Yüzü aşağıya dönük atlayan birinin 1.2 saniye içinde, kendi ekseninde 180 derece dönüp bu kez yüzü havaya dönük sırtüstü yere düşmesi ve bu arada da havada sırtında yaralar oluşmasının imkânsızlığını bilirkişi ortaya çıkardı’ diyorsun. ‘Tanıkların ‘Balıklama atladı’ senaryosunun çöktüğü ileri sürülüyor’ diyorsun. Doğru mu?”

        - Evet. Bu söylediğim şeyler dosyada yer alıyor.

        - Sana tavsiye edeceğim tek şey var. Gazeteni ikna et, yazı dizisi yap...

        Gazeteci de dostunun tavsiyesini dinledi...

        YAZARIN NOTU: YAYINI DURDURMA GİRİŞİMİNİ MAHKEME REDDETTİ

        BU olayın taraflarına açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Binlerce sayfa doküman ve belge masamın üzerinde. Burada yazdıklarım o bilgilerin derlenmesi ve okur ile paylaşılmasından ibarettir. Şu anda, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme suçundan sanık Ahmet Bayer’’ de dahil olmak üzere herkes ile görüşmeye açığım. yavuz.semerci@ hotmail.com adresine yollayacakları bir bilgi notu ile kendilerine ulaşabilirim. Sanık avukatlarına ve içlerinde yer alan şu anda Galatasaray Kulübü Başkanlığı’nı da yapan değerli hukuk adamı Duygun Yarsuvat’a haddim olmayarak bir tavsiyede bulunacağım. Yayın yasağı talep etmeyiniz. Dün mahkemeye bu yönde ulaşan talebiniz reddedilmiş. Mahkeme heyeti oybirliği ile “Yargılamanın kovuşturma aşamasında bulunduğu, dosyaya ilişkin herhangi bir gizlilik kararı bulunmadığından talebin reddine’’ kararı vermiş. Hatırlatmalıyım ki, olay daha soruşturma aşamasındayken Ahmet Bayer, Hürriyet’in etkili isimlerinden Ayşe Arman’a soruşturmayı etkileyeceğini bile bile röportaj vermiştir. O gün röportajda Aslı Baş kıskanç, intihar eğilimli, gösterilmiştir. Röportaj ile hâkimler etki altına alınmaya çalışılmış ve tutuklu sanıkların dışarı çıkmasını sağlamaya dönük yayın faaliyeti yapılmıştır. Ayşe Arman da buna alet olmuştur. O gün yargılama sürecine hassasiyet göstermeyen sanıkların, tüm delil ve ifadelerin mahkeme safhasına geldiğinde yapılan yayına itirazı saçma ve anlamsızdır... Kararı en nihayetinde hâkimler verecektir ve burada dile getirilenler inceledikleri dosyanın içindedir.

        YARIN: ‘Aslı balıklama mı atlayarak intihar etti?’ senaryosunu inceleyen bilirkişiler ne dedi?

        Sürpriz tanık nasıl ifade verdi?

        Aslı intihara mı meyilliydi?

        Evlilik hazırlığı yaptığı genç kimdi?

        Bayer ile ilişkisinin boyutu...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ