‘Dilenen ya da cam silen, mendil satan çocuklar yüzde 80 azaldı’
"Mobil Huzur Ekip projesi henüz 2 ayını bile doldurmadı fakat sokakta çalışan ve dilenen çocuklar yüzde 80 oranında azaldı. Bu kadar iddialıyım. Savunmasız çocukları kullananlar hakkında hem cezai işlem yapılıyor hem de dava açılıyor"
Esra BOĞAZLIYAN / GAZETE HABERTÜRK
DÜN, sokakta çalıştırılan ya da dilendirilen çocukların dosyasını açmıştık. İlk bölümde, İstanbul Emniyeti Çocuk Şube Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği Mobil Huzur Ekip projesinin nasıl çalıştığını, çocukları sokaktan nasıl uzaklaştırdığını Çocuk Şube Müdürü Ünal Altıner’le konuşmuştuk. Sıra, projenin ilk sonuçlarına, başarı oranına, çocuğunu dilendiren ailelere uygulanan yaptırımlara, sokaklardaki Suriyeli çocukların durumuna geldi. Bakın Ünal Altıner, neler anlattı...
Çocuklarını dilendiren ailelerle ya da bu işi sektör haline getirenlerle ilgili yasal düzenlemeler zaten var. Peki bunca yıl bu kanayan yaranın çözüme kavuşturulamamasının nedeni yasal yaptırımların tam anlamıyla uygulanmaması mı?
Aslında bu kanunlar ceza psikolojisi açısından tartışılabilir. Yeterli mi yeterli değil mi diye. Mevcut bu kanun maddeleri bile işletilse bu konuyla ciddi anlamda mücadele edilmiş olabilir. Cezai yönünün yanında sosyal, toplumsal bir yönü daha var. Talebi azaltıcı faaliyetlerin de olması lazım. Vatandaşların bunlara kanmaması lazım. Sokakta dilenenlerin büyük çoğunluğu hasta değil, hatta maddi imkânları iyi olanlar çoğunlukta. Devletten yardım alan, sağlık güvencesi olan, aile bakım yardımı alanlar bir de bakmışsınız sokakta çocuklarıyla birlikte dileniyor. Dolayısıyla, devletin bütün sosyal kurumları bunlara her türlü imkânları sağlıyor. Avrupa ülkelerinde bunun örneklerini niye çok az görüyoruz. Çünkü vatandaş prim vermiyor. Ama biz duygusal davranıyoruz. Aslında bizim duygularımızı suiistimal ediyorlar.
Mobil Ekipler’in sokaktan aldığı çocuklar Çocuk Şube’ye geldikten sonra ne oluyor?
15 yaşını doldurmamış bir çocuksa ailesi tespit ediliyor, çağırılıyor. Eğer çocuğu almıyorlarsa yurda teslim ediliyor. Teslim edilirken, ailenin kimlik bilgileri olduğu için aile hakkında fezleke düzenleniyor, aile hükümlülüğünü yerine getirmemekten. Çocuklarını sokaklarda çalıştıran ya da dilendiren bütün ailelere buradan sesleniyorum. Tamamının gıyabında yasal işlem yapılıyor. Oraya gelseler de gelmeseler de işlem yapılıyor. Çocuklar suç objesi olarak kullanılıyor. Tabii bir de para cezası var. 15 yaşını doldurmuşsa kendisine para cezası uygulanıyor. Ekipteki zabıta, trafik polisi, asayiş tarafından yapılması gereken bütün işlemler yapılıyor. Yani trafik kanunuyla alakalı ceza işlemi uygulanıyor. Çünkü trafik güvenliğini tehlikeye sokmak gibi bir durum söz konusu. Asayiş polisleri bunları suçla alakalı herhangi bir unsurları var mı diye bunlarla ilgili gerekli incelemeleri yapıyor. Çocuk polisi ve zabıta kendi açısından işlemlerini yapıyor. Toplamda da 600 lira civarında bir para cezası çıkıyor.
Ya aileleri?
Para cezasının yanında çocuğuna sahip çıkmama ve başka kalemlerden ayrı işlem yapılınca herhalde ciddi olarak birkaç yıl hapis yatmaları gerekiyor. Ama böyle olayları duymuyoruz... Bazı suçlar vardır, ceza sınırlaması az olduğundan dolayı tutuklu yargılanmazlar. Bu proje başladı başlayalı 623 kişi hakkında adli işlem yapılmış. Bunların yargılaması devam ediyor. Bunun sonucunda ne çıkacak? Belki ilkinde soruşturma olacak, belki bir tutuklama olacak. Mahkemelerimiz karar verir. Kanun koyucu bu maddeleri toplumda olan bu problemi görmüş de koymuş zaten. Bana sorarsanız kanun maddeleri çok açık.
“Aslında bu kanunlar tam olarak uygulansa biz bu işi çözeriz mi diyorsunuz yani?”
Biz bu işi çözeriz. Suçun niteliği çok önemli. Gerçekten dilencilikte aracı olarak kullandığı bir çocuğa veya bir yakınına yaşamını bozacak, sağlığını bozacak bir muamele yaparsa bundan tutuklama da çıkar her şey çıkar. Bundan çok ciddi rant elde ediliyor.
Hatta bir başsavcımız şunu söyledi: ‘Bir caminin önünde ayağı kolu kesik olmadığı halde, gözünde problem olmadan gözünü bantlamış, insanların dini ve manevi hassasiyetlerinden istifade ederek para toplamanın bana göre nitelikli bir dolandırıcılık suçundan bir farkı yok.’ Karşı tarafta olan insanların duygularını manevi bir baskıyla nitelikli bir şekilde dolandırmış oluyor. En kötüsü de savunmasız çocuklar bu işe alet ediliyor.
Mobil Huzur Ekibi henüz iki ayını doldurmadı. Ancak gözle görülür bir iyileşme fark ediliyor. Örneğin ben her gün Dolapdere’den, Harbiye’den geçiyorum. Aylardır, yıllardır trafik ışıklarında çocuklar olurdu. Son birkaç haftadır yoklar. Ama Gümüşsuyu’ndaki ışıklarda cam silmeye devam ediyorlar.
Başarı oranı ne bu projenin?
Dilendirilen ve sokaklarda çalıştırılan çocuklar yüzde 80 oranında azaldı. Bu kadar net söylüyorum. Yüzde 79 ise silahı, kimliği bırakır giderim. Elbette ki bu sorun hiçbir zaman sıfırlanamaz. Bitirsek de çıkacaktır. Ama toplumda rahatsızlık vermeyecek düzeye inecek. Projenin tam olarak hissedilmesi 5-6 ay sürer. İstanbul’un 40-50 yıllık problemlerini, 2 ayda çözemezsiniz.
Suriyeliler Pendik’teki kampa gidiyor
Bir de Suriyeliler var... Çoluk çocuk sokaklarda dilenen ya da çalışan... Onlara nasıl müdahale ediliyor?
Suriyelileri sokaktan alıp Pendik’teki Kızılay’ın kampına götürüyoruz. Bu kampta 24 saat sıcak su var, 3 öğün 5 çeşit yemek, doktor var. Burası sıcak güvenli. Çocukların tamamını bu kamplara götürüyoruz. Şu anda Fatih’e gidin 1 tane Suriyeli çocuk bulamazsınız. Suriyelilerin, kimlikleri olmadığı için adli idari işlem yapamıyoruz.
“Çocuklar kapma götürülüyor” dediniz Aileleri ne oluyor ?
Çocukların ailelerini de bulup götürüyoruz, koparmıyoruz aileyi yani. Orada bütünlüğü sağladıktan sonra, ana kamplara, Osmaniye, Mardin, Urfa daha geniş kamplara yönlendiriyoruz. Yaklaşık 6 ayda aileleriyle beraber 3000 kişiyi gönderdik İstanbul dışındaki kamplara.