Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Yargıtay ve Danıştay başkanlarının tarafsızlığını yitirdiği sürece bu görevlerinde kalmasının mümkün olmadığını savunarak, "Bu iki başkanla ilgili olarak yasal yollara başvuracağız. Yargıtay ve Danıştay, bu tutum içinde bulunan başkanları hak etmiyor." dedi.

Tanrıkulu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, inanç özgürlüğüne yönelik yasa teklifini, yarın TBMM gündemine aldırmaya çalışacağını belirtti.

AİHM'in cemevleriyle ilgili birden fazla kararı bulunduğuna değinen Tanrıkulu, son olarak da cemevlerinin ibadethane olması yönünde karar aldığını anımsattı. Tanrıkulu, ancak hükümetin bunu ve ve zorunlu din dersleriyle ilgili AİHM kararlarını görmezden geldiğini, düzenlenen Alevi çalıştayları kararlarına uyulmadığını öne sürdü.

Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, daha önce din ve mezhep üzerinden nefret söylemini çağrıştıran sözler kullandığını, bu politikasından vazgeçmediğini iddia ederek, "Diyarbakır'da geçtiğimiz günlerde Zerdüşlük ve ateistliği nefret söylemi kapsamında, tahkir edici şekilde kullandı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu sözlerini kınıyorum. Bu inanca sahip yurttaşlarımızdan özür dilemeli. Zerdüşlük, Mezopotamya'nın en kadim inançlarından biridir." ifadesini kullandı.

"KENDİMİZİ YARGI DÜNYASINA TESLİM EDECEĞİZ"

Yargının hiçbir dönemde, bu kadar çok kendi benliği, tarafsızlığından uzaklaşmadığını ileri süren Tanrıkulu, yargı organları başkanlarının Cumhurbaşkanı'nın gezilerine katılmalarının, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından son derece yanlış olduğunu bildirdi.

Tanrıkulu, Yargıtay ve Danıştay başkanlarının, bu davranışlarının doğru olduğunu savunmanın ise garabet olduğunu söyledi.

Tanrıkulu, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanı'nın, anayasada belirtilen görevleri vardır, bu görevler çerçevesinde protokole katılınır. Onun dışındaki görevleri veya siyasi faaliyetlerine yargı organları başkanlarının katılması son derece yanlıştır. Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı adına ibret verici tutumdur. Cumhurbaşkanı'nın anayasada tarif edilmiş çay toplama faaliyeti yoktur, bu siyasi ve özel bir faaliyettir. Bu geziye yargı organları başkanlarının katılımı, o siyasi tutuma ortaklıktır. Sayın Cumhurbaşkanı'nın Kırşehir'de fahri doktora alması da özel, siyasi faaliyetidir. YÖK'e sesleniyorum, Türkiye'de Sayın Cumhurbaşkanı'na fahri doktora vermeyen üniversite varsa, toptan bir seferde versinler, bu törenler de öğrenciler, Türkiye bakımından zulüm haline gelmesin.

Bu iki başkanla ilgili olarak yasal yollara başvuracağız. Yargıtay ve Danıştay da bu tutumu, bu tutum içinde bulunan başkanları hak etmiyor. Hangi atama ve usulle gelmişlerse o usulle görevden alınmaları söz konusudur. Onları araştırıyoruz. Ama isteriz ki kendi içlerinden gelsin, dışarıdan müdahaleyle değil istifa veya görevden alma. Tarafsızlığını yitiren Yargıtay, Danıştay başkanlarının tarafsızlığını yitirdiği sürece o koltukta oturmaları mümkün değil. Bu tutumunda ısrar etmeleri de mümkün değil. Dokunulmazlığımız kaldırıldı, yarın öbür gün oralarda yargılanacağız. Kendimizi bunun başkanı olduğu bir yargı dünyasına nasıl teslim edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı, binlerce tazminat davası açmış, Danıştay'da açtığı bir çok dava var. Ama Yargıtay Başkanı ile beraber poz veriyor. Bu törenlerde Yargıtay, Danıştay başkanlarının bulunması, bu kurumların yürüttüğü erkle, kuvvetler ayrılığı prensibiyle bağdaşmaz."

AA