Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını, açılışını da yaptığı Sancaktepe'deki Fatma Fitnat Hanım Camisi'nde kıldı.

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen 2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesinin açılışına katılan Erdoğan, buradan helikopterle Sancaktepe'ye geldi.

Cuma namazını burada açılışını da yaptığı Fatma Fitnat Hanım Camisinde kılan Erdoğana, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci de eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, cuma namazının ardından, kurdele keserek, caminin açılışını gerçekleştirdi. Caminin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Caminin inşasını sağlayan hayırseverlerimize tüm ümmet adına Allah razı olsun. diyorum, Allah hayırlarını kabul etsin, diyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim kılsın, diyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cami girişi ve çıkışında vatandaşların yoğun sevgi gösterisiyle karşılandı. Erdoğan, vatandaşlara el sallayarak karşılık verdi, bazılarıyla tokalaştı.

"NEREDEN, NEREYE..."

"Sancaktepe'nin geçmişini iyi bilen bir kardeşiniz olarak Cumhurbaşkanınız olarak her zaman sorduğum soruyu yine soruyorum. Nereden, nereye. Bir defa şunu açık net söylememiz lazım. Hamdolsun, bizler Rabbimizin huzurunda rükuya eğilmekten başka hiçbir gücün karşısında eğilmedik, eğilmeyiz"

"Gerek maddi, gerekse manevi olarak bu Külliye'nin inşasına destek veren mimarından işçisine kadar her bir kardeşime de şükranlarımı sunuyorum. Böyle bir eser Sancaktepe'ye yakışır"

"BU ÜLKENİN KAYNAKLARINI YEDİRMEDİK"

"Uzun bir yolculuktayız. Belediye başkanlığından bu güne. Bizim tek derdimiz var. Millete efendilik yok, millete hizmetkar olmak var. Gençlik yıllarımızdan bu güne hep milletimizin hizmetinde olarak bu günlere geldik. Siyaseti böyle anladık, belediye başkanlığı, başbakanlık, cumhurbaşkanlığını da böyle anladık. Kardeşlerimi şunu iyi bilmenizi isterim, bizler buı attığımız adımlarla Türkiye'deki bir çok spekülasyona rağmen 2002'den bu yana 3'e 4'e 5'e katladıysa bir sebebi var. Biz bu ülkenin kaynaklarını yedirmedik. Bu ülkenin kaynaklarını biz milletimizin hizmetine sunduk"

"YURT DIŞINDAN BURAYA TEDAVİYE GELECEKLER"

"Eğitimde attığımız adımlar, sağlıkta attığımız adımlar buracıkta şehir hastanesi yapıyoruz. İşte askeri havalimanının yanına bir milyon 250 bin metrekare üzerine İstanbul'un ikinci şehir hastanesi yapılacak. Yani sizler artık şurda 400 yataklı hastane var, yetmez dedik. Bir de buraya şehir hastanesini kuralım ki geçmişten bu yana en büyük hayalimdi. Bir tanesi Avrupa yakasında yapılıyor, Anadolu yakasında olanı da buraya yapıyoruz. Buradan sadece sizler istifade etmeyeceksiniz. Bütün bu yakada olanların hepsi, yurt dışından uçakla buraya tedaviye gelecekler"

"BUNLARI BİLE YETERLİ BULMUYORUZ"

"İlaçları bulamadığımız günleri düşünün, şimdi böyle bir durum var mı? Bitti onlar. Daha da iyi olacak. Ve istediğiniz hastanede özel sektörde de istifade edebilme noktasına geldik. Bunları bile yeterli bulmuyoruz. Bütün bunlarla beraber adalette, emniyette attığımız adımlar ortada. Ulaşımda enerjide attığımız adımlar ortada. Hepsinden öte dış politikada attığımız adımlar da ortada. Bugün sabah, kadın ve demokrasi vakfının toplantısındaydım. Kadın ve Adalet. O toplantıda ifade ettim. Avrupa Birliği toplanmışlar, toplantı yapmışlar. Ve o toplantıda müzakereleri dondurulmasıyla ilgili karar almışlar. Sen bu kararı alsan ne yazar, almasan ne yazar? Ya siz bu kararları 53 senedir alıyorsunuz"

"TATLI SU DEMOKRATI BUNLAR"

"Bu kararda ellerini kaldıranlar. Hayır diyenler 36 tane. Evet diyenler maşallah baya da fazlaymış. Bu Erdoğan, bu zihniyete karşı diktatördür. Ama samimi olanlara karşı müşfiktir, merhametlidir. Amerika'da seçim oldu. Amerika'daki seçimde Trump'a ne diyorlar, diktatör. Ya hani siz demokrattınız. Sandıktan böyle bir netice çıktığına göre niye şimdi diktatör oldu? Durun bakalım bir çalışsın. Biz Amerika'nın iç işlerine karışmayız. Peki İngiltere'dekilere ne oluyor? Bunları anlamak mümkün değil. Tatlı su demokratı bunlar. Bunlardan bir şey olmaz. Bunlar dürüst değildir. Bunlar darbecileri kırmızı halılarda karşılayanlardır."

"İDAM İSTEYİNCE BEYEFENDİLER RAHATSIZ OLUYOR"

"Biz ise darbecileri indirdiğimiz için rahatsız oluyorlar. Eğer darbeciler 15 Temmuz'da başarılı olsaydı var ya, bunlar Avrupa'nın meydanlarında zil takıp oynayacaklardı. Siz idam istiyorsunuz ya. İdam isteyince beyefendiler rahatsız oluyor. Diyorum ki "Demokrasi nedir? Milletin iradesine saygı duymaktır. Millet derse ki biz idam istiyoruz. 248 şehit vermişiz ya. Ve diyor ki ben idam istiyorum derse, ve bu parlamentoya gelirse bana da gelirse ben de bunu onaylarım diyorum. Diyorlar ki ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu reddeder. Beni orası ilgilendirmez diyorum."

"BUNLARIN RAPORLARI DA SAHTE"

"Kardeşlerim bu millet asildir. Bu milletin iradesi evet herkesin saygı duyması gereken bir iradedir. Onlar isteseler de istemeseler de karar sizin kararınızdır. Benim mehmetçiğim şehit olacak, bunların umurunda değil. Benim 248 vatandaşım şehit olacak bunların umurunda değil. Benim ülkem yakılıp yıkılacak bunların umurunda değil. Bir günde 53 kardeşimiz Güneydoğu'da Kürt kardeşimiz öldürülecek, talimatı veren Kürt, bunlar hala onları savunuyor. Batı'ya sesleniyorum. Bu ülkeden kaçıp giden teröristleri Brüksel meydanında konuşturan siz değil misiniz? Bunların elinde hastane raporu var, bunların raporları da sahte. Raporlu olanın meydanda ne işi var?"

"DOKUNULMAZLIK KALDIRILINCA NİYE RAHATSIZ OLDULAR?"

"Bütün bunların yanında bunlarla bizi tehdit ediyorlar. Neymiş, milletvekilleri hapse girmiş. Dokunulmazlığın kaldırılmasını bunlar istemedi mi? E dokunulmazlık kaldırılınca niye rahatsız oldular? Dokunulmazlık kalkınca gelip yargıda ifadesini veren siyasi parti liderleri var. Verdiler bitti iş. Bunlar niye kaçtılar? Teröre yataklık yaptılar. Biz terörle mücadeleyi sonuna kadar sürdürüyoruz."

"ARSA BİLE İMAR GEÇERSE ARSA OLUR"

"Kardeşlerim, şunu unutmayın bizim Rabia'mız var. Birincisi tek millet. 80 milyon tek milletiz. İki, tek bayrak. Bizim bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal bağımsızlığımızın ifadesidir. Her yıldız bir şehittir. Ve üç, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Eğer bir toprağın uğrunda ölen yoksa ona vatan demeyiz. O ne olur? Tarla olur, arazi olur. Arsa bile imar geçerse arsa olur. Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyet devletinden başka devletimiz yok. Buna bir defa herkesin inanması lazım. Rabia'yı öğrendik değil mi? Unutmayın bunları. Bu bizim inşallah başarımızın sırrı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nda "Müzakereleri geçici durdurma" kararına sert tepki gösterdi. "Topunuz 'evet' dese ne yazar" diyen Erdoğan, mültecileri işaret ederek, "Bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Wow Otel'de KADEM Adalet ve Kadın Kongresi'ne katıldı. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 

"Bugün burada bulunan dünyanın farklı ülkelerinden bakan, bilimadamı, STK temsilcisi, akademisyen ve yönetici arkadaşlarımızın her biri kadın konusunu kendi bakış açısıyla değerlendirecektir. Mültecilerden çalışma hayatına, medyadan hukuka kadar geniş bir alanda tartışılacağına inanıyorum. Kadınların sorunlarını çözmeden hiçbir hedefimize ulamanın mümkün olmadığını biliyorum.

Bizim inancımıza göre insanlık, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile Hz. Havva'dan doğmuş çoğalmıştır. İlk erkek olan Adem'i hangi saygı ifadesiyle anıyorsak, ilk kadın olan Havva'yı da aynı ifadeyle zikrediyoruz. Kuran'ı Kerim'de bizi bir erkek ile bir dişiden yarattığını ifade ediyor. Burada, erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Yaratılışta bir eşitlik var. Üstünlük ise takvada sözkonusu olabiliyor. Kadınları cinsiyetlerinden dolayı tahkir eden her türlü anlayışı reddediyoruz.

CİNSEL İSTİSMAR YASASI

Cinsiyetten kaynaklanan haksızlık ve adaletsizlik dönemler ve toplumlar üstü sorun olarak karşımıza çıkıyor. Adaletsizlik erkek sözkonusu olunca emeğin sömürüsü olarak gerçekleşirken, kadınlar olunca farklı şekilde ortaya çıkıyor. Evdeki mesaisi görmezden geliyor, işyerinde ayrımcılığa uğruyor. Bir de modern kadın protipi imajına uyma baskısı ekleniyor. Örf, adet, töre denilerek bu dönem kurumsallaştırılmaktadır. Geçtiğimiz 14 yılda çok ciddi mevzuat düzenlemelerini hayata geçirdik. 

Kadın meselesi, son günlerde yoğun bir şekilde öne çıktı. Dikkatimi çeken bu kanun değişikliği teklifinin özenli hazırlanmadığını ve istismara açık olduğunu gördüm. Hükümetimize, Meclisimize ve hatta toplumumuza, bu yasanın daha geniş mutabakatla ele alınmasını tavsiyet ettim. Hükümetimiz de geri çekilmesini kararlaştırdı. Geniş mutabakatla yeniden parlamentomuza gelecektir. 

Siyaset mekanizması elbette sorun çözme yeridir. Ülkemizde yasaların izin verdiği yaşın altında evlilikler söz konusuysa çözümü için gereken adımlar mutlaka atılmalıdır. Öncelikle toplumda bu yönde anlayış değişikliğini yerleştirmek gerekiyor. Bu görev de hükümet ve devletle tüm STK'lara, medyaya ve ailelere düşüyor. Örflerde, adetlerde, geleneklerde kadının istismarı için ne varsa, bunların aykırı unsurlar olduğuna inanıyorum. Yasama, yürütme ve yargı organlarının her türlü çabayı göstermesi şarttır. Kadınlarımıza yönelik adaletsizlik konusunda ilkelerin doğru konulmasını bekliyorum.

MÜLTECİLER SORUNU

Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Somali gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar, uygulanan zulüm sadece çıkar kavgaları ve mülteci tehdidi bakımından dünyanın gündemine girebiliyor. Mülteci sorunu olmazsa, bu insanların dramı dünyada gündeme gelme ihtimali neredeyse yoktur. 

Kapaklarda Aylan bebek, Ümran bebek yer aldı. Sadece Türkiye'de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu, dünyanın değişik yerlerinde mültecilerin olduğu yerlerde sorun sadece Aylan bebek, Ümran bebek midir? Dünyada milyonlarca Aylan, Ümran bebek şefkat, merhamet bekliyor. Onlar için atılan adım var mı; yok! Sahra üstü, sahra altı milyonlarca kadın, çocuk çözüm bekliyor, atılan adım yok.

AB'YE: TOPUNUZ DESE NE YAZAR!

Atılan bir adım var; Türkiye AB'ye girsin mi, girmesin mi? Niye Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar, 30-40 kişi, o bildiriye hayır diyor. Ya topunuz 'evet' dese ne yazar! Hiçbir zaman insanlığa dürüst davranmadınız, doğru davranmadınız. Aylan bebeği sahilden siz almadınız, Ümran bebeği siz almadınız. 3 milyon mülteciyi besleyen biziz, verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkule'ye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz. 'Türkiye kapıları açarsa ne yaparsınız' dediniz, bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!

"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"

Niye ben dünya 5'ten büyüktür diyorum? BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 ülke dünyanın kaderini belirleyemez. Artık dünyada 2. Dünya Savaşı'nın şartları yok. Her din, her etnik unsur, her kıta orada temsil ediliyor mu? Biz ne diyoruz; 196 ülkenin BM Güvenlik Konseyi'nde temsil edilmediği bir BM adalet dağıtamaz, adaleti temsil edemez. Onun içinde bir aldatmaca daha yapmışlar 5 daimi, 15 geçici üye. Yetti ya, yetti bu aldatmaca. Ey 5 daimi üye, gelin artık deyin ki, BM'nin reforme edilmesi lazım, yeniden güncellemesi lazım. 20 daimi üye olacak ve dönüşümlü olacak. Her 2 yılda bir 10 üyesi değişmek suretiyle dünyadaki tüm ülkeler BM Güvenlik Konseyi'nde yerini alacak. Her dinden, her ırktan, her kıtadan temsilciler olacak.

Şu anda 5 daimi üye; Fransa, İngiltere, Rusya; Avrupa. Çin Asya, ABD Amerika'nın bir kısmı. Diğer kıtalardan temsilci yok. 1,7 milyarlık Müslümanlar temsil edilmiyor. Müslümanların derdini kim anlatacak, kim savunacak? Buradan adalet çıkmaz. Ben BM Genel Kurulu'nda bunu işlemek zorundayım. 1,7 milyar için değil, tüm insanlık adına bunu işliyorum. Adalet dolaylı dolaysız her tarafa sirayet eder, aynen suyun sızması gibi.

Derilerinin renkleri, kökenleri, konuştukları dil nedeniyle ötekileştirilen, insanlar dizi oyuncularına gösterilen ilgiden bile yoksundur. Adaletten söz edeceksek, tartışmaya buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız. Sorunun kaynağı olanların bakış açılarıyla meseleleri tartışamaya başladığımızda, ağaçlarla uğraşıp ormanı gözden kaçıranlardan oluruz. Biz birilerine hoş gözükmek adına zulmü alkışlayamayız. Dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları dile getirdiğimiz için eleştirilmekten korkup susarsak gelecek nesillere mahcup oluruz.

"ZAVALLIYA BAK"

Ülkemde ana muhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır, devamı gelecek' diyor. Zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye AB kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor, ne oluyor battık mı, bittik mi, çöktük mü? 14 yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğimiz ortada. Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.

Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye AB'den destek gelecek diye kapılarımızı açmadık. O varil bombalarının üzerine yağdığı o insanları zalimlerin insafına bırakamazdık. AB'den para gelir mi, gelmez mi diye düşünmedik.