Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
İHA

15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişiminde bulunan 44'ü tutuklu 47 sanıklı davaya 23 Şubat'ta ara verilmişti. 4 günlük aranın ardından duruşma Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlandı.

Cumhurbaşkanına suikast timinde görev alan sanıklar sırasıyla Gökhan Şahin Sönmezateş, Şükrü Seymen, Taner Berber, Zekeriya Kuzu, Serkan Elçi, Özay Cödel, Haldun Gülmez, Ali Sarıbey, Bahadır Sagun, Murat Köse, Mehmet Demir ve Ramazan Elmas gibi suikastta ön planda yer alan isimler 20-23 Şubat tarihleri arasında hakim karşısında ifade vermişlerdi. Duruşmanın ikinci gününde ifadelerine başvurulan MAK timinde görevli darbeciler, avukatlarının bulunmaması nedeniyle ifade vermemişlerdi.

Cumhurbaşkanına suikast girişimi davasında henüz hakim karşısına çıkmayan iki general ve Cumhurbaşkanı eski Başyaveri Ali Yazıcı da bulunuyor. Muğla Barosu tarafından Avukat temin edilen MAK timindeki darbecilerin ifadelerinin ardından Ali Yazıcı'nın da ifadesinin alınması bekleniyor. Eski Cumhurbaşkanı Başyaveri Yazıcı Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 'Cumhurbaşkanı'na suikast suçuna yardım etme' suçundan yargılanacak.

ESKİ BAŞYAVER HEM MUĞLA'DA, HEM ANKARA'DA YARGILANACAK İddianamede, Yazıcı'nın 15 Temmuz gecesi İzmir'e gelerek saat 00.30 civarında Cumhurbaşkanı'na suikast eylemini gerçekleştirecek şüpheli grubunun hazırlık yaptığı Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı'na giderek, burada şüphelilere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı yer ile ilgili bilgi verdiği belirtildi. Ali Yazıcı hakkında Anayasal Düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlediği diğer suçlar ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca da soruşturmanın yürütüldüğü öğrenildi.

YÜZBAŞI İSMAİL YİĞİT: BÖYLE SUİKAST OLMAZ

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen Cumhurbaşkanına Suikast girişimi davasında 15 Temmuz darbe girişiminde Özel Kuvvetler timinde görev yapan Yüzbaşı İsmail Yiğit'in ifadesi alındı.

Yiğit, kendisinin FETÖ'cü olmadığını, o gece Cumhurbaşkanını almaya gittiklerini bildiğini belirterek, "Marmaris'teki otele bizden önce saldırı olduğunu biliyorum. Mağdur tanıklar Duygu Ayaz, Savaş Karataş, Ekber Karadağ, Hüseyin Altın ve Dr. Erdol Doğu'nun ifadelerine göre gece saat 01.00 sıralarında otel bölgesine ateş edilmiş. Bunun kamera kayıtları çıkarılsın. Polislerin birisini de onların şehit ettiğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanına suikast girişimini bizden önce onlar yapmışlar. Sayın Cumhurbaşkanı onların suikast girişiminden kıl payı kurtulmuştur. Nedense ikinci otelin olduğu yerde kamera görüntüleri var. İlk çatışmanın olduğu yerde kamera görüntüsü yok. Bu kamera görüntülerinin bulunması gerekir. Bu görüntülerin bulunmaması Cumhurbaşkanını zan altında bırakıyor. Birçok önemli operasyona katıldım. Böyle suikast olmaz. Suikastın önemli tarafı gizliliktir. Asıl sorulması gereken Cumhurbaşkanı oradan ayrıldığı halde korumalarını neden, kim orada bıraktı? Cumhurbaşkanı ayrıldığı halde bizi oraya kim gönderdi ve bizi onlarla karşı karşıya bıraktı. Aynı gün saat 16.00'da uçuş yasağı getirildi. Biz İstanbul'dan İzmir'e geldik. Bize neden engel olunmadı. Engel olmayanlar sorumludur. Genelkurmay Başkanı darbe girişimini saat 16.00 sıralarında öğrendi. Önlemek için neden 8 saat bekledi. Bugün burada maddi olgularla değil, kanaatlerle yargılanıyoruz. FETÖ'cü olsam 10 yıl terör bölgesinde değil, daha rahat bölgelerde görev yapardım. Evim yok. FETÖ'cü olsam evim olurdu. İddianameye göre, kaçtığımız sırada 'İçimizde hizmet hareketinden olmayan var mı?' diye sormuşum. Bunu o kadar kişinin içinde sadece Zekeriya Kuzu mu duymuş? Kendisi ifadesinde işitme sorunu olduğunu söylemişti. Buna rağmen sadece kendisi duymuş. Kuzu'ya işitme testi yapılsın. Zekeriya Kuzu bugüne kadar 57 FETÖ'cü isim verdi, 45'i serbest bırakıldı. Biz çatışmaya gitmedik. Eğer öyle olsaydı, bizim teçhizatımız polislerin teçhizatından daha iyiydi. Sis ve ışık bombasını cam kenarına ben koydum, içeri atmadım. Yine polislere zarar gelmemesi için çam karıklarından polisleri korumak için üzerlerine kalkan oldum. Ben emri Şükrü Seymen'den aldım. Bize Cumhurbaşkanının sağ salim alınması söylendi. Şükrü Seymen herkesin olmak istediği önemli bir kişidir. Kesinlikle Cumhurbaşkanına zarar vermek gibi bir düşüncemiz yoktu. O makam Atatürk'ün, Oğuzhan'ın, Fatih'in makamıdır. Yani Türk milletinin temsil makamıdır. Benim için önemlidir" dedi.

Yiğit, kendisinin, askerin yönetime el koymasına karşı olduğunu, asker askerliğini, siyasetçinin de siyasetini yapması gerektiğini söylerken, aldığı emri yerine getirdiğini söyledi. Duruşma esnasında müşteki avukatları tarafından sorulan sorular nedeniyle zaman zaman tartışma yaşanırken, "Emirler tartışılmaz. Sıkıyönetim komutanlığının emrini yerine getirdim. Eğer yerine getirmeseydim bu defa ben emre itaatsizlik nedeniyle yargılanacaktım" dedi.

ASTSUBAY SELMAN ÇANKAYA, DARBEYİ TELEVİZYONDAN İZLEYİNCE AĞLAMIŞ

Muğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasında ikinci sırada ifade veren MAK timinde görevli Astsubay Selman Çankaya, 15 Temmuz akşam saatlerinde Binbaşı Taner Berber'in kendilerini göreve çağırdığını ve üst düzey terör örgütü liderini alacaklarını söylediğini anlattı.

Telefonların toplanmasından sonra Binbaşı Taner Berber'in kendileriyle toplantı yaptığını da ifade eden Astsubay Selman Çankaya, önce Okluk Koyu'na göre planlama yaptıklarını anlattı. Astsubay Çankaya, şunları söyledi:

"Üst düzey terör örgütü liderini almayı gidiyoruz. Özel kuvvetler de katılacak. Benden timi toplamamı istedi. Ancak şifreli çağırmamı istedi. Ben de bunun üzerine timi spor yapma şifresiyle topladım. Toplantıda Tamer Berber bizlere, 'çatışma çıkabilir hatta şehit verebiliriz' dedi. Göreve gelmek istemeyen olup olmadığını sordu. Bize ilk gösterilen fotoğraf, Okluk Koyu'nun havadan görüntüsüydü. Buna göre planlama yaptık. Daha sonra gelen istihbarat doğrultusunda Marmaris'te oteller bölgesine gidileceği sivil ile turistlerin bulunduğu söylendi. Bu sırada helikoptere taktığımız silahın ağır bir silah olduğunu, ateş etmemiz durumunda sivillerin zarar görebileceğini söyledim. Gökhan Şahin Sönmezateş, kendilerine ateş açılmadığı sürece karşılık verilmeyeceğini söyledi."

ÇİĞLİ'YE DÖNDÜKTEN SONRA UYUMUŞ

Marmaris'e timleri bıraktıktan sonra havada tur attıklarını, operasyonun bittiği teröristin bulunamadığının söylenmesi üzerine de yere indiklerini söyleyen Astsubay Selman Çankaya, "Burada 10 dakika bekledik. Bu arada etrafta bir kalabalık toplandı. Ben operasyonu izlemeye gelenler olarak algıladım. Yaklaşmaya çalışanlar vardı. Gökhan Şahin Sönmezateş ilk önce eliyle uyardı, ardından aşağı inip havaya ateş etti. Bu arada pilotlar, yakıtının kritik seviyeye indiğini söylediler. Imsık Havalimanı'na gittik" dedi.

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in burada yetkililerle görüştüğünü anlatan Astsubay Selman Çankaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Helikoptere geldi, bizi oyaladıklarını, yakıt verecek personel olmadığını söyledi. Bize yakıt koymasını bilip bilmediğimizi sordu. İçimizden kimse bilmiyordu. Bu sırada Gökhan Şahin Sönmezateş, Marmaris'te yerde polislerle çatışma olduğunu dikkatli olmamızı söyledi. Burada şüphelendim ama bir şey soramadım. 15 dakika sonra bir başka helikopter geldi. Malzemelerle diğer helikoptere geçtik. Silahların büyük çoğunluğunu almadım. Kasalarda 500 ile 800 arasında mermi vardı. Çiğli'ye geldik. Yaralıyı ambulansa teslim ettik. Gökhan General yanımızdan ayrıldı, bir daha kendisinden haber alamadık."

Çiğli'de yaşadıklarını da anlatan Astsubay Selman Çankaya, "Malzemeleri dershaneye bıraktık, buradaki kursiyerler tarafından darbeyi TSK'nın emir komuta içersinde değil, bir grup tarafından yapıldığını öğrendik. Yemekhaneye gidip uyuduk" dedi. Deponun açılmasıyla birlikte kıyafetlerini değiştirip otomobiliyle evine gittiğini belirten Astsubay Çankaya, "Evde televizyondan olayları öğrendim. Gözyaşlarına boğuldum. Aileme teslim olmam gerektiğini söyledim. Daha sonra babamla oturup mağdur olduğumu anlattım. İzmir'de Çiğli İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne gidip teslim oldum. Alakam olmayan örgütün itirafçısı yapıldım. Şehit olmak için göreve giden ben, hain olarak ilan edildim. Bildiğim her şeyi güvenlik güçleriyle paylaştım. Ben sadece 2007 ile 2008 yılları arasında çocukluğumda dershanelerine gittim" dedi.

Selman Çankaya'nın ifadesine sorularla devam edilmek üzere duruşmaya ara verildi.

FETÖ'NÜN SUİKAST TİMİNDE YER ALAN GÜLERDEN: "BİZDEN ÖNCE BÖLGEYİ SİLAHLA TARAYIP GİDEN BİRİLERİ VAR

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davanın duruşmasında sanıklarından Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekibinden eski astsubay Abdulhamit Gülerden, duruşmada, "Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var." iddiasında bulundu.

Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'na gerçekleştirilen duruşmada dinlenen sanık Gülerden, şehit polis Nedip Cengiz Eker'in hastane raporunda saat 00.43'te hayatını kaybettiği yazdığını öne sürdü.

Kendilerinin o saatte Çiğli'de bulunduklarını iddia eden Gülerden, "Raporda polisin 5 santimetre uzunluğundaki kesici alet darbesi nedeniyle öldüğü yazıyor. Faili meçhul cinayete gitmiş polisin hesabını bizden soruyorlar. Daha sonra düzenlenen raporda ise mermi çekirdeği olduğu belirtiliyor. Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var. Bunların hepsi daha önceden kurgulanmış bir tezgahtı." ifadelerini kullandı.

"ÖLÜM SAATİ 00.43 DEĞİL, 03.43"

Gülerden'in bu iddiaları üzerine söz alan davanın savcısı, söz konusu raporda ölüm saatinin 00.43 değil, 03.43 yazdığını kaydetti.

Duruşmada eski MAK üyesi teğmen Muhammed Burak İpek de savunma yaptı.