Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Orhan Pamuk'a fahri doktora

        Üniversitenin Albert Long holünde düzenlenen tören, Orhan Pamuk’un salona alkışlar arasında girmesiyle başladı.

        Törende konuşan BÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nüket Esen, Orhan Pamuk’un, 2006 yılında aldığı ödülle "Türkiye’ye Nobel’i getiren yazar" olduğunu ifade ederek, bu ödülün Türk edebiyatçılarını çok mutlu ettiğini söyledi.

        BÜ Rektörü Prof. Dr. Ayşe Soysal da üniversite senatosunun, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün önerisi ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığının talebiyle, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’a "Türk ve Dünya Edebiyatlarına yapmış olduğu katkılar, Türk dilinin ve Türk edebiyatının dünyaca tanınmasına neden olan seçkin edebi eserleri nedeniyle" fahri doktora unvanı verilmesine oy birliğiyle karar verdiğini anlattı.

        Prof. Dr. Soysal, daha sonra Orhan Pamuk’u sahneye davet ederek, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Oğuz ile birlikte fahri doktora diplomasını sundu. Prof. Dr. Oğuz da Pamuk’a cübbesini giydirdi.

        Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, cübbesini giymesinin ardından kürsüye çıkarak, ödülden dolayı müşerref olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

        "Burası benim evimdir. Ben buraya 40 yıl önce öğrenci olarak geldim. İstanbul’da yaşadığım hayatın, edebi hayatın şereflendirildiğini düşünüyorum. Bana doktora vermek için buradan daha seçkin bir yer, Türkiye’de ve dünyada olamaz. Evimde onurlandırılmak, şereflendirilmek kadar mutlu bir şey olamaz. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Ülkem ve parçası olduğum Türk edebiyatı için de çok önemli bir gün." Pamuk, bu ödülü öneren ve düşünen herkese çok teşekkür ederek, "Aslında heyecanlanmayacağımı düşünüyordum ama bütün gece ’yarın imtihanda ne soracaklar’ diye uyuyamadım. Ben bu salona 40 yıl 7 ay önce hazırlık 1. sınıf öğrencisi olarak geldim. Bizi bu salonda topladılar. Burada İngilizce sınavına girdik. O günden bu yana burası, benim hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Ağabeyim burada hoca" dedi. Konuşmasında burada geçirdiği anılarını da anlatan Pamuk, özellikle kütüphanenin hayatında büyük rolü olduğunu, orada çok kitap okuduğunu anlattı. Kişiliğinin oluşmasında da Robert Koleji’nin büyük etkisinin bulunduğunu anlatan Pamuk, buranın öğrenciye özgürlük tanıyan bir ortama sahip bulunduğunu dile getirdi.Bir süredir Amerika’da Colombia Üniversitesinde ders verdiğini de hatırlatan Pamuk, şunları kaydetti: "Hayatımın geri kalan kısmında yazı yazmaktan başka hiç bir iş yapmadım. Kitaplarımın bu kadar sevilmesinin ve okunmasının nedenini; yazarlığa, yazıya, çalışma masasına, kitaplara olan amatör, çocuksu bağlılığımla açıklayabiliyorum. Çok talihli olduğum doğru. Ama çok çalıştığım, okuyup yazmayı çok sevdiğim de doğru. Akademik dünyaya girmek hiçbir zaman kısmet olmamıştı. Her zaman kitaplarla düştüm, kitaplarla kalktım. Kitapların korkulacak ya da imrenilmesi gereken kutsal şeyler değil anlaşılması gereken şeyler olduğunu burada öğrendim."

        Pamuk, üniversitenin, Türkiye’nin batı ile sorunlu ve mutlu ilişkisinin bir parçası olduğunu dile getirerek, Boğaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’nin demokratik ve çok kültürlü geleceğinin izlerini taşıdığını söyledi.

        Konuşmasında edebiyat ile toplum bilimleri arasındaki ilişkiye de değinen Pamuk, edebiyat ile toplum bilimlerinin birbirinden uzak durmasını yanlış ve tehlikeli bulduğunu ifade etti. Pamuk, şöyle devam etti:

        "Edebiyat, yalnızca bir hikayeler toplamı değildir. Kendi hakkında, dünyanın neresinde olduğumuz hakkında, hayatımızın anlamı hakkında derin bir şekilde düşünmek için çok önemli bir araçtır. Kitaplarımı ilk başlarda okurların okuma zevki için yazdım. Ama bir cemaate, bir takıma, bir gruba burada görülen İstanbul’un temsil ettiği kültüre ait olduğumu her zaman hissettim. Edebiyat ile toplumsal bilimlerin ortak noktası, içimizdeki çocuk ile içimizdeki yaratıcı kişiliği muhafaza etmektir." Pamuk, düşüncenin ancak yaratıcılıkla mümkün olacağını ifade ederek, "Toplumları özgürlüğe, barışa, esenliğe çıkaran özgür düşünce, içimizdeki sorumluluk duygusu ve içimizdeki sorumsuz yaratıcı çocuğu muhafaza etmekle mümkündür" diye konuştu. Özgürlüğü olmayan toplumların geleceğinin de olamayacağını kaydeden Pamuk, toplumların, kendisinin de 34 yıldır yaptığı gibi yazı yazan insanların çocuksu sorumsuzluğuna ve yaratıcılığına ihtiyacı bulunduğunu söyledi.

        Pamuk, ödülün kendisine içindeki çocuğu sakladığı ve içindeki yaratıcı kişiliği yıllarca muhafaza ettiği için verildiğine inandığını sözlerine ekledi.

        Törene, Orhan Pamuk’un annesi Şekure Basman, kardeşi Şevket Pamuk, İsveç İstanbul Başkonsolosu Ingmar Karlsson, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

        Tören salonuna, daha önceden akredite olan davetliler üst aramasından geçirilerek alındı.

        Öte yandan, üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünce düzenlenen ve 2 gün sürecek Orhan Pamuk Sempozyumu da aynı salonda gerçekleştiriliyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ