BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Yaşama karşı müthiş bir iştahı var. Müziğiyle ilgili yeni şeyler denemekten, insanlarla iç içe olmaktan, gezmekten inanılmaz hoşlanıyor. Bu da elbette onu farklı yapıyor. İnanılmaz sıcakkanlı bir kere. Çaldığı yerler tıklım tıklım dolarken o sakin bir şekilde şarkılarını söylüyor. Belli periyotlarla şarkılarını Youtube’a yüklüyor ve oradaki nabza göre albüme koyacaklarını belirliyor. HT Cumartesi'nden Ekin Türkantos'un haberi...

Onunla ilk kez buluştuğumuzda bir Evrencan çılgınlığı almış başını gidiyordu. Ortada bir albümü olmasa da hayran kitlesini çoktan oluşturmuştu. Aradan geçen zamanda beş parçalık albümünü yayınladı, projelerde yer almayı sürdürdü. Şimdilerde artık onu tanımayan neredeyse yok. Asım Can Gündüz’ün başarılı ve yetenekli oğlu Evrencan, Troy’un yeni projesinde çeşitli yörelerin türkülerini kendi müzikal anlayışıyla yeniden yorumluyor. İlki bir Selanik türküsü olan Atatürk’ün çok sevdiği “Çalın Davullar”ı seslendiren Evrencan Gündüz ile ikinci albümü öncesi buluştuk.

Seninle 9 ay önce buluştuğumuzda bir albümün yoktu. Sonra aldın başını yürüdün...

Evet, ben ona ‘albümcük’ diyorum çünkü 5 parçalık bir albümdü. Yeni albüm için aralıkta Cihan Barbur’un yanına Bodrum’a gidiyorum. Sonra Troy’la bir türkü projemiz oldu. Şimdilik 2 parça kaydedildi, biri yayınlandı. Uzun zamandır yapmak istediğim türkü bazlı aranjmanları yapmama vesile oldu. ‘Çalın Davullar’ ve ‘Vardar Ovası’nı seslendirdim. Onu daha blues, funk parçası gibi yaptık ama 9/8’lik ritimle birleştirdik.

Gençleri türkülerle tanıştıracaksın belki böylece...

Birilerinin bunu yapması, şarkıları aktarması gerekiyor. Sanki ben yapmazsam başkası yapmayacak gibi masum bir kaygım var. Kendi üstüme aldığım güzel bir görev.

Peki albüm hazırlıkları nasıl gidiyor?

‘Mevsim Çiçekleri’ ve ‘Kadının Teki’ adlı parçalarım var. Bunlar sadece Youtube’da olanlar. Albümü çıkarmadan önce Youtube’a atıyorum ki böylece insanların tepkisini öğrenerek diğer parçaların gidişatını görebiliyorum. Albüm kaygım yok. Sanatçı olarak tek isteğim Spotyfive’da dinlenebilmek. Zaten seyirci de benden fazla bir şey beklemiyor, “Stüdyo kayıtların olsun” diyor, başka da bir şey istemiyor. Bu çok büyük bir sevginin işareti. Dersin ortasında gizlice beni dinlediğini söyleyen öğrenciler, işyerinde birbirine anlatan insanlar olduğunu duyuyorum. Sürekli bir şekilde insanların hayatındayım. Yanıma geldiklerinde çok samimi davranıyorlar. Sanki geçen gün evlerindeymişim gibi. Güzel bir his.

Ne güzel senin isteğin de buydu zaten. Daha önce müziğinde kemençe kullanmıştın. Türk enstrümanlarını ve türküleri yeniden yorumlama konusunda ne düşünüyorsun?

16 yaşımdayken lisedeki müzik öğretmenim Esen Hoca bir şarkının içine kemençe koymuştu. Başta anlayamamıştım. Ama sonra kemençenin sesinin gayda gibi olduğunu gördüm ve biz de Beatles şarkısı yapıyorduk. Sanki İrlanda ezgisi vuruyormuş gibi tınladı notalar. Tabii perdesiz bir enstrüman olduğu için küçük steakerlar koyarak onlara perde yaptık. (Gülüyor.) Böylece önyargımı kırdım. İnat etmemek lazım. Oluyorsa, devam et. Herkesin ortaya çıktığı 8 dakikalık küçük orkestral bir düzen ve parçanın bir kısmını da değiştirip full enstrüman yaptım. 8 dakika müzik yaptık, sahne enerjimiz çok yüksekti. Törenlerde sürekli türkü söyleyince “Kendi tarzımla da bunları aktarabilirim” dedim. Ailem de destek oldu.

O zamanlar kafaya koymuştun yani...

Evet. Şarkının orjinalliğini koruyarak bir tarz yaratıyorsun sonra insanlar senin aranjmanı dinlemek için konserine geliyor. Çok bilinen bir türküyü nesilden nesile aktarıyorsun. Bunu Sattas da çok iyi yapıyor. Bir gün radyoda konuşurken “Evrencan’ın en sevdiğiniz bestesi nedir?” sorusuna “Yiğidim Aslanım” dediler. Bu bir yandan gülünç bir yandan çok iyi bir şey. Benim bestem olduğunu düşünmesi benim için harika bir şey. Çünkü benimsemiş.

‘Babanı tavuk elbisesiyle gördüm’

Sokakta çalmaya devam ediyorsun değil mi?

Evet, ama eskiden mola verip yemek yiyip yeniden çalıyordum. Şimdi maksimum bir buçuk saat, keyfime çalıyorum. Eskiden hedeflerim vardı, “Şunu alacağım, bunu biriktireceğim” gibilerinden, enerjim çoktu. Şimdi enerjim başka şeylere dağılıyor.

Müziğini yapmak ve duyurma isteğin o kadar güçlüymüş ki bunu elde ettin. Peki bundan sonrası için planların neler?

Hayalini kurduğum şeyler arasında Avrupa’ya, Amerika’ya gitmek var. Orada listelere girebilmek. Müzisyen olarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Hayalim plak çıkarmak sonra da rock blues albüm yapmak. Sonra bütün o babaları Cem Abileri (Karaca), babamı ve Yavuz Çetin’den birkaç parça ile benim de birkaç eserimin olacağı bir albümle, bir tribüte gibi onlara selam çakmak istiyorum. Ondan sonraki hayalim karavanla gezip nerede, ne çalıyorlar bakmak istiyorum. Sonra bir İngilizce albüm yapmak istiyorum. Buna da çok geç kalmamak lazım.

Hiç babanın birlikte çalıştığı müzisyenler sana fikir veriyor mu?

Hayır ama bir şekilde herkesin babamla bir anısı var ve bu dönüp bana geliyor. O minnet ve vefa borcu bana aktarılıyor. Geçenlerde biri “Babanı tavuk elbisesiyle görürdüm, ona çok gülerdim. Orası şimdi kapandı ama her geçtiğimde onu anıyorum” dedi mesela. Zamanında hazır gıda zincirleri yokken Beylikdüzü’nde tavuk satmış. Babamın ona verdiği hissi bana aktarıyor, bu inanılmaz bir his.

Arkanda ciddi bir güç hissediyorsundur o halde...

Evet, bu çok kıymetli. Paradan da gitardan da daha kıymetli. Babamın bu dünyada hiç yalnız kalmadığını, sevildiğini görmek beni gururlandırıyor ve “Ben de böyle olmak istiyorum” diyorum. Beni de ileride oğullarıma, kızlarıma böyle anlatsınlar, hayatlarında 3 dakika yer edineyim istiyorum.

‘6 PİL TAK İSTEDİĞİN YERDE ÇAL, SÖYLE’

Sokakta müzik yaparken o ses kalitesini nasıl sağlıyorsun? 

Bir tane kırmızı sokak anfim var. Birkaç kere kaybettiğimi zannettim ama bana geri geldi. Mikrofon ve gitar girişi var. 6 pil tak, istediğin yerde çal, söyle.

Yani bu kırmızı küçük anfinin eseri mi?

Evet, kırmızı küçük anfi ve ayağımda yeşil tef benim imzam. Yeşil tefimi kaybettim ama anfiyi herkes bilir.

Müzisyen Ed Pithey de sana eşlik ediyor, yolunuz nasıl kesişti?

3 yıl önce sokakta beni dinlemiş, yanındaki arkadaşları “Beğendiysen, tanışmalısın” demiş. Gelip konuştu, bir hafta sonra birlikte müzik yaptık. Çok şaşırdım çünkü hiç bilmediği bir tondan, duyarak bana eşlik etti. Californialı, 4 çocuğu var, 54 yaşında ama hiç çaktırmıyor. İyi bir dostum ve iyi bir ağabeyim. Güzel bir adam.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300