Japonya'nın radyoaktif atık su tahliyesi tartışma yarattı
Uluslarası Atom Enerjisi Ajansı dün, Japonya'nın, Fukuşima Nükleer Santrali'nde biriken atık suyun denize tahliyesi planının güvenlik standartlarıyla uyumlu olduğunu bildirmişti. Ancak karar dünyayı ikiye böldü. Peki ne tür riskler mevcut?
Kanada Nükleer Güvenlik Komisyonu, trityumun kendisinin cilde nüfuz edemeyecek kadar zayıf olduğunu ancak 'aşırı miktarda' tüketilirse kanser riskini artırabileceğini söylüyor. Bu arada, ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu da 'radyasyona maruz kalmanın bazı sağlık riskleri oluşturabileceğini' kabul etti ancak 'herkesin her gün az miktarda trityuma maruz kaldığını' da ekledi.
Atık su salınım planını değerlendirmek için Pasifik Adası Forumu ile birlikte çalışan bir grup uluslararası bilim insanı arasında yer alan Manoa'daki Hawaii Üniversitesi'ndeki Kewalo Deniz Laboratuvarı'nın yöneticisi Robert H. Richmond ise planın ayrıntılarını inceledikten sonra planı 'tavsiye edilmeyen' ve erken olarak nitelendirdi.
Richmond atık suyu seyreltmenin, deniz ytaşamı üzerindeki etkisini azaltmak için yeterli olmayabileceğinden endişelendiğini belirtti. Richmond'a göre trityum bitkiler, hayvanlar ve bakteriler de dahil olmak üzere besin zincirinin çeşitli seviyelerinden geçebilir ve biyolojik olarak birikebilir.
RADYOAKTİF SU DENİZE NASIL BIRAKILACAK?
İlk olarak atık su, tüm çıkarılabilir zararlı elementleri filtrelemek için arıtılacak. Su daha sonra tanklarda depolanacak ve hala ne kadar radyoaktif olduğunu ölçmek için analiz edilecek. Atık su daha sonra temiz su başına 1.500 bekerel trityuma seyreltilecek.
Dünya Sağlık Örgütü 10.000'e izin verirken, ABD'nin litre başına 740 gibi daha muhafazakar bir sınırı mevcut. Seyreltilmiş su daha sonra kıyı açıklarındaki bir denizaltı tünelinden Pasifik Okyanusu'na bırakılacak. IAEA dahil olmak üzere üçüncü taraflar, tahliyeyi serbest bırakılması sırasında ve sonrasında tüm süreci izleyecek.
ÜLKELER NE DİYOR?
Plan karışık tepkilerle karşılaştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı 2021'de yaptığı bir açıklamada Japonya'nın kararı konusunda şeffaf olduğunu ve küresel olarak kabul edilen nükleer güvenlik standartlarını izliyor gibi göründüğünü söylemesiyle Japonya'yı destekledi. Tayvan Atom Enerjisi Konseyi de salınan trityum miktarının tespit sınırının altında olduğunu ve Tayvan üzerindeki etkisinin minimum düzeyde olacağını söyledi.
Çin'in Tokyo Büyükelçisi Jianghao ise açıklamasında çeşitli ülkelerdeki nükleer santrallerin su tahliye ettiğini, ancak tahliye edilen bu suyun, erimiş çekirdekle temas halinde olan kirli su değil, soğutma suyu olduğuna dikkat çekti. Büyükelçi Jianghao, planda bir çok bilinmez olduğunu ve suyun boşaltılmasının bir benzeri olmadığını ifade ederek işlemin derhal askıya alınması gerektiğini belirtti. Büyükelçilikten bugün yapılan açıklamada "Fukushima nükleer kirli suyu, çoğu bu aşamada etkili bir arıtma teknolojisine sahip olmayan 60'tan fazla radyonüklid türü içerir. Japon işleme sisteminin etkinliği ve sürdürülebilirliği, yeterli yetkili doğrulamadan yoksundur" ifadeleri yer aldı.
Avustralya ve Yeni Zelanda da dahil olmak üzere Pasifik adalarından oluşan hükümetler arası bir grup olan Pasifik Adaları Forumu Genel Sekreteri de Ocak ayında "ciddi endişeleri" dile getiren ortak metin yayımladı ve "Herhangi bir okyanus salınımına izin verilmeden önce daha fazla veriye ihtiyaç var. Geleceklerinin emniyette ve emniyette olmasını sağlamak için çalışmayı çocuklarımıza ve torunlarımıza borçluyuz" dedi.
HALK NE DİYOR?
Bölge sakinlerinde de farklı yorumlar ve endişeler söz konusu.
Bazı müşteriler, bazı ürünlerin atık su salınımından etkilenebileceği korkusuyla deniz ürünleri ve deniz tuzu stoklamaya başladı. Reuters'in bildirdiğine göre , Güney Kore'de mağaza sahipleri satışlarının son zamanlarda iki katına çıktığını söylemesiyle deniz tuzu fiyatları fırladı. Bu yılın başlarında, başkent Tokyo'da yaşayanlar planı protesto etmek için de sokaklara döküldü.
Asahi Shimbun tarafından Mart ayında yapılan bir anket, halkın %51'inin atık su salınımını desteklediğini, %41'inin ise karşı çıktığını ortaya koydu.