HABERTURK.COM

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, teknolojide değişen trendler ve şirketin Türkiye'deki gelecek planları hakkında Habertürk'e özel açıklamalarda bulundu.

Kurumların dijital teknolojilere bakış açıları ile kullanım oranlarına mercek tutan Kansu, bu kapsamda EY (Ernst & Young) ile Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki şirketlerin yapay zeka kullanımını değerlendirmek üzere bir rapor hazırladıklarını kaydetti.

'Orta Doğu ve Afrika’da Yapay Zekâ' adlı raporda, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 5 ülkede faaliyet gösteren 100’den fazla şirket yöneticisiyle yapılan görüşmelere yer verdiklerini anlatan Murat Kansu, "Stratejik önem, kullanım alanları, farkındalık ve yapılan yatırımlar açısından bakıldığında bölgesinde lider olan Türkiye, kendi bölgesinde yapay zekaya en çok yatırım yapan ülke olarak öne çıktı. Yaklaşık 3.4 milyar dolarlık yapay zeka teknolojisi harcamasıyla, son 10 yılda yapay zekaya en çok yatırım yapan ülke Türkiye oldu" bilgisini paylaştı.

Kansu'nun bahsettiği raporda, Türkiye'deki şirketlerin yüzde 80’inin, yapay zeka stratejisini doğrudan üst düzey yönetimde ele aldığı ve bölge genelindeki yüzde 28 oranına kıyasla Türkiye’deki şirketlerin yüzde 35’inin pilot yapay zeka teknolojilerini aktif olarak kullandığı belirtiliyor.

Buna göre, şirketlerin yüzde 25'i yapay zekayı stratejik dijital öncelikleri arasında görürken, yüzde 60'ı ise ana faaliyetleri için yapay zekanın önemini kabul ediyor.

Ayrıca, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 15'inin de yapay zeka olgunluğu açısından kendilerini gelişmiş olarak değerlendirdikleri bilgisi de raporda yer alıyor. 

EN ÇOK ETKİYİ BIT VE MEDYA SEKTÖRLERİ BEKLİYOR

Murat Kansu'nun aktardığına göre, Türkiye'deki şirketler yapay zeka gündemini hem teknolojik gereklilik hem de iş süreçlerini iyileştirme perspektifinden yönetiyor.

Öyle ki, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde bu anlayışı benimseyen şirketlerin oranları yüzde 43 iken, Türkiye’de ise bu oran yüzde 55 olarak açıklanıyor.

'Orta Doğu ve Afrika’da Yapay Zekâ' raporunda, şirketlerin yüzde 60’ının yapay zekanın temel iş kollarında, verimlilik, rekabet gücü ve maliyet tasarrufunu yükselteceğini öngördükleri bilgisi paylaşılırken, yüzde 35’inin ise yapay zekanın yeni gelir akış kaynakları sunarak fayda sağlamasını beklediği aktarılıyor.

Yapay zekadan en yüksek etkiyi görmeyi bekleyen sektörler ise yüzde 77 ile BIT (bilgi ve iletişim teknolojileri) ve medya, yüzde 62 ile finansal kurumlar ve yüzde 53 ile profesyonel hizmetler olarak sıralanıyor.

Söz konusu raporda, yapay zeka konusunda zorluklar konusunda ise, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 50’sinin düzenleyici girişimlere ihtiyaç duyulduğunu belirttiği ve yüzde 44’ünün ise aşırı bilgi yüklenmesine maruz kalındığını söylediği bildiriliyor.

Şirketlerin yüzde 28’inin de yapay zekanın çalışanlarda etkili olduğunu söylediği aktarılırken, bunun artması için eğitime ve yönetim değişikliğine ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.

EN ÇOK MAKİNE ÖĞRENİMİNDEN FAYDALANILIYOR

Raporda, Türkiye’de yapay zekanın en çok tahminleme, otomasyon, iç görü oluşturma, hizmetlerin kişiselleştirilmesi ve önlem alma yeteneklerine sahip olmak için kullanıldığı ve şirketlerin kullanım yoğunluğuna göre, en çok makine öğreniminden faydalandığı aktarılıyor.

Öte yandan, raporda, şirketlerin yapay zekâ olgunluklarının ileri analitik, veri yönetimi, yapay zeka liderliği, açık kültür, yeni teknolojiler, çevik geliştirme, üçüncü taraflarla iş birliği ve duygusal zeka olmak üzere 8 yetenek çerçevesinde ele alındığı belirtiliyor.

Bu kapsamda, Türkiye'nin araştırmaya katılan şirketler tarafından yapay zekâda en önemli iki yetenek olarak kabul edilen ileri analitikte 5 üzerinden 3.4 ve veri yönetiminde de 5 üzerinden 3.6 ile en yüksek puanlara sahip ülke olduğu açıklanıyor.

Türkiye’deki şirketlerin yapay zekaya duygusal zeka ekleme yetkinliği konusunda ise 5 üzerinden 2.6 puanla diğer ülkeler arasında en düşük sırada yer aldığı bildirildi.

'SİBER SALDIRILAR YILDA 3 TRİLYON DOLAR ZARAR YARATIYOR'

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, siber güvenlik konusunda da önemli açıklamalarda bulundu. 

Veri güvenliği konusunun her zaman önemini koruduğundan bahseden Kansu, "Veri güvenliğinin en büyük düşmanlarından olan siber güvenlik saldırıları da son yıllarda hayatımızın her alanında kendini göstermeye başladı. Zararlı saldırıların bir bölümünü oluşturan 'malware' türü ataklar global ekonomiye her yıl 3 trilyon dolar zarar veriyor" dedi.

Microsoft'un her ay 1 milyar cihazı güncellediğini aktaran Kansu, "200 milyar mailin güvenli iletimini sağlıyor ve 300 milyar kimlik doğrulama işlemi yapıyoruz. Siber güvenliğin sağlanması dijitalleşmenin en önemli konularından biri halini aldı. Türkiye de siber saldırganların hedeflediği ülkelerden biri. Bir siber saldırı durumunda tüm şirket operasyonları bir anda sekteye uğrayabiliyor, itibar ve para kaybı yaşanabiliyor. Bu yıl dünyada siber güvenliğin sağlanması için yapılan harcamaların geçen yıla göre yüzde 12.4 artarak 124 milyar doları aşması bekleniyor" ifadesini kullandı.

Yapay zeka'nın, siber güvenliğin sağlanmasında en önemli araç olacağını vurgulayan Murat Kansu, "Dünya çapında yapay zekâ harcamalarının 2020 yılına kadar 46 milyar dolara ulaşması öngörülürken, bu büyümenin yüzde 25'i bankacılık ve finans güvenliği alanlarında gerçekleşecek. Her ne kadar siber suçların 2021 yılına kadar dünyaya 6 trilyon dolara mal olması beklense de yapay zekaya dayalı çözümlerin küresel ekonomiye 15.7 trilyon dolara kadar katkıda bulunması öngörülüyor" dedi.

'KURUMLARIN MALİYETLERİ BULUT İLE AZALIR'

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, bulut bilişim teknolojileri üzerine de önemli mesajlar verdi.

Bulutun faydalarını herkesin kullanımına sumak istediklerinin altını çizen Kansu, "Bulut bilgi işlem platformumuz Azure ile daha hızlı inovasyon gerçekleştirme, esnek kaynaklar kullanma ve ekonomik ölçeklendirme sunma konularında hizmetler sunuyoruz. Azure, bugün dünyada Fortune 500'deki şirketlerin yüzde 95'i tarafından kullanıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 56 civarında" ifadesini kullandı.

Bulutun, donanım ve yazılım satın alma, şirket içi veri merkezleri kurma ve çalıştırma gibi yatırım giderlerini ortadan kaldırdığını vurgulayan Murat Kansu, "Bu da maliyetler ve masraflar açısından oldukça önemli bir avantaj sunar. Bulut, çok büyük çaptaki bilgi işlem kaynaklarını bile yalnızca birkaç tıklamayla dakikalar içinde kullanıma sunabilir. Bu hız sayesinde işletmeler daha fazla esneklik kazanır ve kapasite planlamalarını daha etkin yapabilir" dedi.

Bulut teknolojilerinin esnek şekilde ölçeklendirme olanağı da sunduğundan bahseden Kansu, "Bu özellik, doğru miktarda BT ihtiyaç duyulan anda ve istenen coğrafi konumda sunulması anlamına gelir. Bir şirket kendi hizmetlerini küresel ölçekte sunabilir. Bulut, raflama ve yığınlama ve bunlarla ilgili BT yönetim görevlerine yönelik ihtiyacı ortadan kaldırır, BT ekiplerinin zamanı daha önemli iş hedefleri için verimli kullanmasını sağlar" diye konuştu.

Bulut hizmetlerinin faydalarına örnekler veren Microsoft Türkiye Genel Müdürü, "Bulut sistemler, veri yedeklemeyi, olağanüstü durum kurtarmayı ve iş sürekliliğini kolaylaştırır ve daha ekonomik hale getirir. Güvenli bir ortamda verilerinizi, uygulamalarınızı ve altyapınızı olası tehditlere karşı korumanıza yardımcı olur" dedi.

'TÜRKİYE'DEKİ BULUT HARCAMALARI 266 MİLYON DOLAR OLACAK'

Bulut pazarının dünyada hızla büyüyeceği tahmininde bulunan Murat Kansu, "Bulut hizmetinin alt kırılımları olan servis olarak yazılım (SaaS),servis olarak altyapı (Iaas) ve servis olarak platform (PaaS) alanlarındaki büyük artışı görüyoruz. Bugün 129.4 milyar dolar olan bulut bilişim sektör büyüklüğünün, yüzde 75 artışla 2021 yılına kadar 228 milyar dolara ulaşması bekleniyor" öngörüsünde bulundu.

Türkiye’de ise, 2017 yılında 113.89 milyon dolar olan bulut hizmetleri harcamalarının 2022 yılında 266.07 milyon dolara çıkacağını kaydeden Kansu, "Araştırmalarımıza göre, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketler arasında buluta yatırım yapanlar, gelecek 5 yıl içinde 15 milyar dolar net yeni gelir elde edebilecek. İstihdam açısından bakarsak, IDC araştırmasına göre 2022 yılında bulut bilişimle ilgili 112 bin yeni iş imkanı doğacak" dedi.

Bulut bilişimin entegrasyonuyla ilgili yakın gelecek öngörülerini de paylaşan Kansu, "2020 itibarıyla, herkese açık bulut platformu kullanan şirketlerin yüzde 75’i kendi kurumlarına özel bulut platformları da kullanmaya başlayacak. Yine aynı yıl itibarıyla hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerdeki KOBİ'lerin yarısı en çok kurum içi ve bulut kaynaklarının entegrasyonuna BT harcaması yapacak. Aynı dönemde, şirketlerin yüzde 70'i, yeni kurumsal uygulamalarını bulut ortamında geliştirmeye başlayacak" dedi.

Murat Kansu, 2022’de şirketlerin, çalışan bağlılığını artıracak, verimliliğe katkı sunacak dikey SaaS (software as a service) uygulamalarına daha çok harcama yapacaklarını kaydederek, 2023'te en büyük 2 bin şirketin en az yüzde 30'unun operasyonel verimliliğini artırmak için robotlarını bir bulut platformuna dijital olarak bağlayacakları öngörüsünde bulundu.

Kansu, 2024 yılında ise dünyanın en büyük bin şirketinin yüzde 90’ının çoklu bulut yönetim stratejisi geliştirmiş olacağını anlatarak, bunların entegre araçlar ve kişiye özel bulut hizmetleri içereceğinden bahsetti.

'TEKNOLOJİ FİRMALARI ARADIĞI ÇALIŞANI BULMAKTA ZORLANIYOR'

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, son 3 yıldır gerçekleştirdikleri 'Kodluyoruz Projesi'ne dair de açıklamalarda bulundu. 

Dijital dönüşümün, bütün sektörler ve mesleklerde değişime yol açtığını ve teknolojik iş gücüne olan ihtiyacı giderek artırdığını kaydeden Kansu, "Özellikle de iş bulma çağındaki gençlerin istihdam edilme şanslarının artması için bilgisayara dayalı beceriler önem kazanıyor. Meslekler dönüşürken yeni iş alanları oluşuyor ve bunlar da yeni yetenekler gerektiriyor. Türkiye’deki gençlerin bu alanlarda yetkinlik kazanması gerekiyor. Bugünkü mesleklerin yüzde 50’sinde fazlası temel teknoloji yetkinliği gerektiriyor. Bu oran 10 yıl içinde yüzde 77’ye çıkacak. Gelişen teknolojiler ışığında yapay zekânın dünyada 2.3 milyon işgücüne ihtiyacı beraberinde getirmesi bekleniyor" dedi.

Türkiye’deki teknoloji firmalarının yüzde 61’inin aradıkları yetenekli çalışanı bulmakta zorlandığını aktaran Kansu, "Kodluyoruz ile hayata geçirdiğimiz eğitim projesi ile teknoloji alanındaki bu açığı kapatmayı hedefliyoruz. Kodluyoruz, gençlerin teknoloji sektöründe istihdamını sağlayan ücretsiz yazılım bootcamp’leri ve sosyal becerilerini geliştiren programlar sunuyor. 72-90 saatlik eğitimlerden mezun olan gençler birbirlerine destek oluyor" ifadesini kullandı.

Program kapsamında bugüne kadar İstanbul, Ankara, Bursa ve Şanlıurfa’da 11 bootcamp başladığını belirten Kansu, şimdiye kadar 330 genç eğitim gördüğünü ve yaklaşık 90 gencin eğitimden hemen sonra farklı IT şirketlerinde önemli pozisyonlarda işe başladığı bilgisini paylaştı.

Murat Kansu, girişimin bu yılın Aralık ayına kadar 500’den fazla kişiye eğitim sağlayıp mezuniyetten sonra altı ay içinde yüzde 60 istihdam hedefine ulaşmayı hedeflediğini belirtti. 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri

 

1881 -
1938