Kendi sesimizi duyduğumuzda neden irkiliriz? Rahatsız eden gerçek ne?
Bir ses kaydı açıldığında yaşanan o kısa sessizlik tanıdıktır: şaşkınlık, hafif bir utanç ve kaçma isteği. Peki kendi sesimizi duymak neden bu kadar rahatsız edici geliyor? İşte merak edilenler...
ABONE OLAynaya bakmak cesaret ister, ama kendi sesimizi duymak bazen daha zor gelir. Çünkü sesimiz, sandığımızdan daha fazla şey anlatır. İşte bu yüzden kendi sesimizle karşılaşmak çoğu zaman huzursuz eder.
Bilimin, beynin ve benlik algısının kesiştiği ilginç bir yolculuk
Bir ses kaydı açılır. İlk saniyede tanıdık bir yüz ifadesi belirir: şaşkınlık, ardından hafif bir utanç ve çoğu zaman “Bu ben miyim?” tepkisi… Kendi sesimizi dışarıdan duymak, birçok insan için beklenmedik derecede rahatsız edicidir. Peki neden?
Bu tuhaf hissin arkasında, kulağımızın çalışma biçiminden beynimizin benlik algısına kadar uzanan çok katmanlı bir hikâye var.
Günlük hayatta konuşurken sesimizi iki farklı yoldan algılarız:
Hava yoluyla iletim: Ses tellerinden çıkan titreşimler havada ilerler ve kulak zarına ulaşır.
Kemik yoluyla iletim: Aynı titreşimler kafatası kemikleri üzerinden doğrudan iç kulağa taşınır.
Kemik yoluyla iletim, düşük frekansları güçlendirdiği için kendi sesimiz bize daha tok, daha derin ve daha yumuşak gelir. Oysa ses kayıtlarında bu kemik iletimi yoktur. Duyduğumuz şey, sesimizin “ham” ve filtresiz hâlidir. Beyin için bu fark, beklenmedik ve rahatsız edicidir.