Anneler günü için 10 film
Her şey bir yana, onlar bir yana... Anneler, annelik duygusu ve anne-çocuk ilişkisi yedinci sanatın da vazgeçilmez temalarından biri. Bu hafta, seyirciyi anneliğin anlamı üzerine düşündüren 10 film seçtik. HTPAZAR/MEHMET AÇAR
Neşeli Günler 1965 (The Sound of Music)
Yönetmen: Robert Wise Çoğunlukla evde olmayan, olduğunda da çocuklarını askerliğin sert disipliniyle yönetmeye çalışan Von Trapp, yeni bir dadı işe alır. Maria (Julie Andrews) dadılığı sadece iş olarak görmez, çocuklarla tek tek ilgilenerek hepsinin kalbini kazanır ve onlara anne şefkatini verir. Bir kadının sevgisi ve tutkusuyla 7 yaramaz çocuğu bir anda değiştirmesi Von Trapp’i de etkiler. 5 Oscar’lı, eğlenceli ve duygusal bir müzikal.
Sevgi Sözcükleri 1983 (Terms of Endearment)
Yönetmen: James. L. Brooks Nevrotik anne (Shirley MacLaine) ile uçarı kızının (Debra Winger) yıllara yayılan hikâyesi... Kocasını kaybettikten sonra uzun bir süre erkeklerle çıkmayan anne, erken evlenen kızına karşı eleştirel ve katı davranır. “Sevgi Sözcükleri”, hayatın kendisi gibi bir film. Derin acılarla gündelik hayatın komedisini, gözyaşıyla kahkahayı inandırıcı bir öyküde birleştiriyor. 5 Oscar’lı filmde oyuncular da çok iyi.
Omuz Omuza 1998 (Stepmom)
Yönetmen: Chris Columbus İlk gösterime girdiğinde eleştirmenler tarafından gözyaşı avcısı bir melodram olarak nitelenmişti. Eleştirmenler fikirlerini hâlâ değiştirmedi ama “Omuz Omuza” öyküsü itibarıyla Anneler Günü deyince akla gelen ilk filmlerden biri olup çıktı. Acımasız bir hastalığa yakalanan Jackie (Susan Sarandon), çocuklarını eski kocasının yeni sevgilisi Isabel’e (Julia Roberts) teslim etmek konusunda isteksizdir. Isabel de böyle mükemmel bir anneyle nasıl rekabet edeceğini bilemez. Anneliğin tanımını biyolojik olmaktan çıkaran filmlerden. Mendilleri hazırlayın!
Anneler ve Kızları 2009 (Mother and Child)
Yönetmen: Rodrigo Garcia Karen (Annette Bening) 15 yaşındayken doğurup evlatlık olarak verdiği kızını arar. Genç, hırslı ve acımasız avukat Elizabeth (Naomi Watts) çocuk sahibi olmak istemez. Çocuğu olmayan Lucy (Kerry Washington) ise annelik duygusunu tatmak için evlat edinmek ister... Farklı ruh hallerinde farklı hayatlar yaşayan üç kadının öyküsü finale doğru kesişir. Annelik, anne – çocuk ilişkisi ve kadınlığın doğası üzerine düşündüren gerçekçi ve etkileyici bir film.
Kız Kardeşimin Hikâyesi 2009 (My Sister’s Keeper)
Yönetmen: Nick Cassavetes Lösemiye yakalanan ablasını yaşatmak için dünyaya getirilmiş Anna (Abigail Breslin), “Ben artık donör olmak istemiyorum” diyerek avukatın kapısını çalar. Film yıllarca süren insafsız bir hastalığın üç çocuklu bir ailenin hayatı üzerindeki etkilerini zaman içinde serbestçe ileri geri giderek anlatıyor. Cameron Diaz’ın evladını yaşatmak için her şeyi yapmaya hazır gözükara bir anneyi canlandırdığı film, anneliği ve aile bağlarını adeta kutsuyor.
Kör Nokta 2009 (The Blind Side)
Yönetmen: John Lee Hancock Gerçek bir hayat hikâyesi. Varlıklı, beyaz ve Cumhuriyetçi Tuohy çifti, ailesiz ve sevgisiz büyümüş siyahi genç Michael Oher’e sahip çıkar. Özellikle Leigh Anne (Sandra Bullock), Michael’a geç de olsa annelik duygusunu tattırmak için elinden geleni yapar, Michael ise sevgi gördükçe iyi bir insan olmak için çaba gösterir. Leigh Anne’in Michael’a gece yatmadan önce kitap okuduğu sahne görülmeye değer. Anne sevgisinin nelere kadir olduğunu gösteren duygusal bir film.
Cesur 2012 (Brave)
Yönetmen: Mark Andrews, Brenda Chapman Sevmediği bir erkekle “kraliyet evliliğine” zorlanan Merida, cadılardan “büyü yardımı” isterken annesini istemeden bir ayıya dönüştürür. Annesine kavuşmak için elinden geleni yapan Merida, annesini ayı avlamayı çok seven babasına karşı da korumak zorundadır. Annelerle kızları arasındaki anlaşmazlıklar ve iletişim sorunlarından yola çıkan öykü, bir anne kız dayanışmasına doğru gelişiyor.
Umudun Peşinde 2013 (Philomena)
Yönetmen: Stephen Frears Ünlü gazeteci Martin’le (Steve Coogan) birlikte, Katolik rahibeler tarafından 50 yıl önce elinden alınan oğlunu bulmaya çalışan Philomena’nın (Judi Dench) öyküsü... İnançsız Martin’in entelektüel kibrine karşı Philomena işçi sınıfından gelen bir Katolik kadının naifliğini temsil eder. Philomena anneliğin yalın bilgeliğidir. Martin ise anneliğin erdemlerini anladıkça olgunlaşan bir erkek çocuğu. Anneliğin bir ruh hali, özel bir deneyim olduğunu hissettiren bir film.
Annemin Şarkısı 2014
Yönetmen: Erol Mintaş Nigar, İstanbul’da öğretmenlik yapan oğluyla birlikte bir sitede yaşar ve sürekli olarak 1990’larda ayrıldığı köyüne dönmek ister. Bazı günler evden çıkıp otogara dahi gider. Film, sadece Kürtçe konuşan Nigar’ın özlemle aradığı, oğlunun ise bir türlü bulamadığı o esrarengiz dengbej şarkısıyla hem yitip giden bir kültüre hem de yuva özlemine dikkat çeker. Yurtiçi ve yurtdışı festivallerde ödüller kazanan, yaşadığımız coğrafyada annelerin çektiği acıları hatırlatan buruk ve hüzünlü bir film.
Buradan Çok Uzakta 1999 (Anywhere But Here)
Yönetmen: Wayne Wang Anne kız ilişkisinde bildik klişeyi tersine çeviren bir film. Mona Simpson’un romanı kızının oyuncu olmasını isteyen çılgın, uçuk ve biraz dengesiz bir anne ile kendine sakin bir hayat kurmak isteyen erken olgunlaşmış kızının öyküsünü anlatıyor. Kendi özlemlerini kızına transfer etmek isteyen annede Susan Sarandon ve annesinin çılgınlıklarıyla baş etmeye çalışan kızda Natalie Portman çok iyi.