Maratona 'iki' kala festival rehberi
Kerem Akça, 33. İstanbul Film Festivali'nin programını inceledi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Cumartesi başlayacak 33. İstanbul Film Festivali 20 Nisan’a kadar sürecek. Etkinliğin programında ilk dikkat çeken, ulusal yarışmadaki kıran kırana yarış ve klasiklere ayrılan bölümlerin çeşitliliği… Bunun yanında benim için her yıl 16 günde sayısı 100’ü bulan film izleme alışkanlığına paralel olarak ‘uykusuz geceler için son 48 saat’ başlığının peşine takılma vakti diyebilirim. Festival maratonuna sayılı saatler kala sürpriz adayları, olmazsa olmaz klasikler, ilk hafta sonu tüyoları ve sevilen yönetmenlerin son işleri arasından, listeler eşliğinde her zevke göre bir rehber hazırladım.
İlkbaharda havaların ısınmasına paralel olarak içimizi sinemayla ısıtan İstanbul Film Festivali’nin kapsamlı programında yolculuğa çıkmak her sinefilin rüyası… Bu heyecanla yüzleştiğiniz yoğunluğun içinde kaybolmak, kolunuzun altına aldığınız kitapçıkla uyuyakalmak veya internetten filmlerin fragmanlarına bakarken bilgisayarın kilitlenmesine yol açmak mümkün. Ama esas olan 200’ü aşkın filmin gözünüze kestirdiğiniz kadarını izleyip ‘finiş çizgisi’ne hasarsız ulaşmak. 16 günün sonunda en yüksek veya en sağlıklı rakamı yakalarken bir dakikayı bile boşa harcamamak belki de...
Programda elbette ‘bildiğimiz yönetmenlerin son işleri’, ‘klasik filmler’, ‘yerli filmler’, ‘sürpriz filmler’ ve ‘ümit vaat eden yönetmenlerin yeni denemeleri’ olarak beş ayrı alan var. Sene boyu uluslararası festivallerde ses getirmiş bu eserlerin, hem sosyal meseleyi, hem biçim numaralarını, hem siyasi damarı, hem ayrıksı denemeleri, hem de radikal sinema dillerini seven kitleyi bir arada avcunun içine alacağı kesin.
ULUSAL YARIŞMA YİNE KIRAN KIRANA GEÇECEK
Bu senenin seçkisine baktığımızda yavaş yavaş daha da iddialı hale gelen ‘Ulusal Altın Lale’ yarışmasının yine bir şekilde iz bırakacağı kesin gibi. Reha Erdem (“Şarkı Söyleyen Kadınlar”), Kazım Öz (“Bir Varmış Bir Yokmuş”), Onur Ünlü (“İtirazım Var”), Tayfun Pirselimoğlu (“Ben O Değilim”), Hüseyin Karabey (“Sesime Gel”), Levent Semerci (“Ayhan Hanım”) gibi yönetmenlerin son çalışmalarının yanı sıra beş de sürpriz yapmaya oynayan yapıt bu seçkide gösterilecek.
Para ödüllü yarışmada 10 filmden beşi dünya, üçü Türkiye prömiyerini yapacak. Kalite ve ilkleri yaşatma konusunda Antalya’ya fark atmaya başlayan bölümde yine kıran kırana bir yarış bizleri bekliyor. Özellikle “Deniz Seviyesi”, “Kumun Altında” ve “Gittiler” yoluyla ‘keşif yapma’ arayışının nasıl sonuç vereceği ve Derviş Zaim’in jüri başkanlığının geri dönüşleri merakla bekleniyor. Programdaki bütün Türk filmleri arasından bir ümit vaat eden yapıt, ‘Seyfi Teoman En İyi İlk Film’ ödülüyle onurlandırılacak. Bu mükâfat Cem Yılmaz destekli…
KLASİKLER BU SENE DOYURUCU
Bunun yanında bence bu yılı ‘klasikler’ açısından özel bir yere koyabiliriz. Hitchcock’tan Cassavetes’e, Ozu’dan Bresson’a kadar sinema tarihinin çeşitli dönemlerinde iz bırakmış yönetmenlerin kapsamlı seçkileriyle birçok nesli doyurmayı alışkanlık haline getiren festival, 2014’te bu sorumluluğu yeniden üzerine alıyor.
Kayıpken dijital kopyası çıkan eserlere ayrılan ‘Aslı Gibidir’, filmleri genelde yasağa takılan deneyimli Rus yönetmen Aleksei German’ın filmografisinin tamamını içeren ‘Savaş ve Hatıralar: Aleksei German Filmleri’, Marin Karmitz’i onurlandıran ‘MK2 40. Yıl’, ‘Polonya Deneysel Canlandırma Sineması Antolojisi’ ve ‘1. Dünya Savaşı ve Krizdeki Modernite’ bir yerinden yakalanabilir. Bunları kolaçan ederken ‘Anılarına’yı da es geçmeden Jancsó ve Luna filmlerini ‘garanticilik’ için programınıza dahil edebilirsiniz.
TÜRK SİNEMASINDA ZAMAN YOLCULUĞUNA ÇIKMAK İÇİN
Ama esasen sanki Türk sinemasının 100. yılı vesilesiyle hazırlanan dolu dolu ‘Bu İkiliye Dikkat’ bölümüne bir yerinden uğramak şart! Umut Tümay Arslan, Engin Ertan, Selim Eyüboğlu, Fatih Özgüven ve Azize Tan’ın hazırladığı bu leziz seçki, bir şekilde birbiriyle yolu kesişen filmlerden oluşuyor. Türk sinemasının kalburüstü yapıtlarının arasındaki ikiliklerden keyifli bir seyir süreci çıkacağı kesin. Metin Erksan’dan Nuri Bilge Ceylan’a, Orhan Oğuz’dan Muhsin Ertuğrul’a, Tunç Okan’dan Zeki Demirkubuz’a uzanan incelikli bir sinema durağı eşliğinde hem de…
‘Bu İkiliye Dikkat’, perdede görmek istediğiniz veya daha önce izlemediğiniz eserleri yakalamak için biçilmiş kaftan! Ayrım yapmadan bunları, ‘ikili’ olarak veya ‘yalnız başına’ izlemek şart... Türk sinemasının tarihinde bir zaman yolculuğuna çıkmamızı sağlayan bu yaratıcı program, en azından kültürel damarınıza dokunacaktır. Yedi senedir devam eden ‘Özel Gösterim Türk Klasikleri Yeniden’ bölümünde gösterilecek “Muhsin Bey”in (1987) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezi katkılı, restore edilmiş kopyası da sanki ‘tatlı’ niyetine bunların arkasına yerleştirilebilir. Aperatif olarak ise ‘Manaki Kardeşler’ toplamasını öneririm.
ALTI YÖNETMENDEN İKİŞER FİLM
Bu aşamayı geçince ise ‘bildiğimiz yönetmenlerin son işleri’ne odaklanmak mümkün. Programda Volker Schlöndorff, Reha Erdem, Kazım Öz, Xavier Dolan, Tsai Ming-Liang ve Denis Villeneuve’ün ikişer filmi bulunuyor. Yani küçük bir filmografi analizi yapabileceğiz bu isimler için. Üstelik bunlardan son ikisinin filmleri 2013 yapımı. Bence Kanadalı Villeneuve’ün “Düşman”ı (“Enemy”, 2013) da “Tutsak”ı (“Prisoners”, 2013) da belli seviyede eserler. Her ikisi de hayran kitlesini yakalayacaktır. Tsai Ming-Liang ise büyük oranda ‘Sokak Köpekleri mi daha iyi, yoksa Batıya Yolculuk mu?’ sorusuyla ilgi uyandıracak.
Alain Resnais’nin veda filmi “Riley’nin Yaşamı” (“Boir, Aimer et Chanter”, 2013) ise tüm sinefiller için hüzünlü bir seyir süreci vaat ediyor. Terry Gilliam’ın yeni milenyumun bilimkurgu geleneğine el atma arayışı “Sıfır Teorisi” (“The Zero Theorem”, 2013), Wes Anderson’ın geleneğine Orta Avrupa’dan bakan “Büyük Budapeşte Oteli” (“The Grand Budapest Hotel”, 2013) en eşsiz deneyimler olacak gibi. Tabi bunlara başka ‘büyük’ isimler de eklenebilir.
Ama sanki bu konuda biraz daha ‘mayına basma’ ihtimali yüksek filmler seyirciyi bekliyor. Örneğin Atom Egoyan ve Andrzej Wajda’nın yeni filmleri ‘tabandaki çekici cümle’yi uzun metrajlı filme yayamıyor. Fakat sadece o cümleyle zaman geçirmeye razı olanlar için bu bir sorun teşkil etmeyecektir. Denemek isteyenler, Claude Lanzmann, Roman Polanski, Ettore Scola, Bertrand Tavernier, Philippe Garrel, Stephen Frears ve Fred Schepisi’nin çaptan düşüp düşmediğini sınama olanağı bulacak. 50 yaşını geçmiş Kanadalı kült yönetmenler Robert Lepage ve Bruce La Bruce’u da bunlara ekleyebiliriz.
USTA ADAYLARINI KEŞFETMEK İÇİN NE YAPMALI?
Bu noktada sanki ‘usta adayları’na odaklanmak daha heyecanlı olacak gibi. Robin Campillo’nun yetkin eşcinsel tutku temsili “Doğulu Çocuklar” (“Eastern Boys”, 2013), sekizinci eserine uzansa da bizde pek tanınmayan Katalan Albert Serra’nın “Ölümümün Hikayesi” (“Historia de la Meva Mort”, 2013), James Franco’nun nekrofili üzerinden 1960’lar Amerika’sına bakan “Tanrının Oğlu” (“Child of God”, 2013) bence bu konudaki boşluğu dolduracaktır.
Daniel-Diego Vega Vidal, Pawel Pawlikowski, Fernando Eimbcke gibi belli bir seviyeye ulaşan yönetmenler de çekici olabilir. Sylvain Chomet ise ilk kurmaca denemesiyle bu kategoride ne kadar tutarlı duracak göreceğiz. Ama 90’larda çıkış yapan Alexander Rockwell, Lukas Moodysson gibilerinin düşüşte olduğu, yine o devrede piyasaya girip 2000’lerde adını duyuran David Mackenzie ve John Curran’ın bu sene tat vermekten uzak kaldığı bir gerçek. Xavier Dolan, Cristi Piui, Jasmila Zbanic gibi umut vaat eden veya sevildi mi çok sevilen isimleri de bir kenara not etmek mümkün. Meraklısı için Hiner Saleem, Erik Skjoldbjærg, Muhammad Rasoulof, Hong Sang-Soo ve Daniel Luchetti ile ikinci filmleriyle Cherien Dabis ve Kimo Stamboel-Timo Tjahjanto ikilisi de başvurulacak kaynaklar arasında.
MAYINA BASMA RİSKİNİ ALIRSANIZ…
‘Sürpriz filmler’ deyince zihnimizde hemen ilk yönetmenlik denemeleri canlanır. Ama bazen bunun ötesine de geçmek gerekebilir. Açıkçası yükselişteki Şili ve Yunan sineması çok dinamik gibi gözüküyor. “Her Şey Olacağına Varır” (“Las Cosas Como Son”, 2012), “Kız Kardeşler” (“Las Niñas Quispe”, 2013), “Şiddet Güzeli” (“Miss Violence”, 2013), “Eylül” ve “İçimizdeki Düşman” fark yaratabilir.
İsrail’in Oscar aday adayı “Betlehem”, geçen yıl ‘Altın Lale’ kazanan Lenny Abrahamson’ın dördüncü filmi “Frank” ve Amerikan bağımsız bilimkurgusu “Paralel Evren” (“Coherence”) için fazla umutlu değilim açıkçası. Ama “Medealar” (“Medeas”, 2013), “Büyük Kötü Kurtlar” (“Big Bad Wolves”, 2013), “Kurt Kapıda” (“O Lobo atrás da Porta”), “Film Eleştirmeni” (“El Critico”, 2013), “Hawaii” ve “Körlük” (“Blind”, 2013) konusunda bir hayli ümitliyim. Eğer böylesi yollardan tatmin olmazsanız Venedik, Berlin gibi festivallerde büyük ödül alan yapıtlara veya bu sene eklenen ilginç bölüm ‘Nerdesin Aşkım?’ın cinsel kimlik arayışı yüzeyindeki ‘tutku’ ve ‘aşk’ incelemelerine odaklanabilirsiniz.
İLK HAFTA SONUNDA NELER VAR?
Her yıl 150 bin bilet satışı gerçekleştiren festivalin açılışı 4 Nisan gecesi yapılacak. Türk sinemasının 100. yılına özel bir etkinlikle birlikte aslında Anna Mouglalis’den Asghar Farhadi’ye uzanan konuk listesi de yavaş yavaş sahne alacak. Açılış filmi ise müthiş bir tercih, Oscar adayı “Umudun Peşinde” (“Philomena”)…
İlk hafta sonunda sekiz salonda tamı tamına 76 seansta şansınızı deneyebilirsiniz. Çok entelektüel ve arşivci gözükmek isteyenler Schlondörff’ün Fassbinder’li yıllarca yasaklanmış filmi “Baal” (1969), İstanbul’un Fethi’yle ilgili ilk film “İstanbul’un Fethi” (1954), William Friedkin’in DVD’si bile çıkmayan klasiği “Dehşetin Bedeli” (“Sorcerer”, 1977) ve Taviani Kardeşler’in en iyileri arasına konulan “Kaos” (1984) ile tatmin olabilirsiniz.
Bunlar yetmezse Berlin’den ödül alıp ayağının tozuyla festivalde boy gösteren “Büyük Budapeşte Oteli”, Resnais’ye saygı duruşunda bulunmak için “Riley’nin Yaşamı”, deneysel sinemamızın medarı iftiharlarından “Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi”, Güney Amerika sinemasındaki Kuzey Avrupa mizahını canlandıran “Dilsiz” (“El Mudo”), bir ailenin çözülmesini yetkin minimalist çerçevelerle ele alan “Medealar”la bir başka program oluşturabilirsiniz.
Elbette Aleksei German’a baştan değil de sondan başlamak isteyenler için de “Tanrı Olmak Zor İş” ve “Hrustalyov Arabamı Getir!” (“Khrustalyov, Mashinu!”, 1998) diğer seçenekler… 16 günlük programı doğru organize etmek için bu dilime yerleştireceğiniz filmleri net belirlemenizi öneririz. Tabi faydalı söyleşileri ve etkinlikleri de aralara serpiştirerek…
Kerem Akça’nın yurtdışı festivallerde izleyip İstanbul Film Festivali’nde önerdiği 10 yeni film:
1-Ölümümün Hikayesi (Historia de la Meva Mort)
2-Tanrının Oğlu (Child of God)
3-Nymphomaniac 1
4-Doğulu Çocuklar (Eastern Boys)
5-Düşman (Enemy)
6-Dilsiz (El Mudo)
7-Tutsak (Prisoners)
8-Eylül (September)
9-Ida
10-Göldeki Yabancı (L’Inconnu du Lac)
Kerem Akça’nın İstanbul Film Festivali’nde önerdiği 5 yeni Türk filmi:
1-Ben O Değilim
2-Ayhan Hanım
3-Kusursuzlar
4-Kumun Altında
5-İstanbul United
Kerem Akça’nın İstanbul Film Festivali’nde en çok merak ettiği 10 film:
1-Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Otel)
2-Sıfır Teorisi (The Zero Theorem)
3-Sokak Köpekleri (Jiao You)
4-Tanrı Olmak Zor İş (Trydno Byt´ Bogom)
5-Üçleme (Triptyque)
6-Şiddet Güzeli (Miss Violence)
7-Büyük Kötü Kurtlar (Big Bad Wolves)
8-Attila Marcel
9-Medealar (Medeas)
10-Tatlı Biber Diyarım (My Sweet Pepper Land)
Kerem Akça’nın İstanbul Film Festivali’nde önerdiği 5 arşivlik klasik:
1-Kızıl ve Beyaz (Csillagosok, Katonák)
2-Mayıs Sıkıntısı
3-Claire Dolan
4-Jambon Jambon (Jamón, Jamón)
5-Otobüs
Kerem Akça’nın İstanbul Film Festivali’nde sürpriz beklediği 10 film:
1-Film Eleştirmeni (El Crítico)
2-İnce Buz, Kara Kömür (Bai Ri Ya Huo)
3-Kız Kardeşler (Las Niñas Quispe)
4-Hawaii
5-Kurt Kapıda (O Lobo Atras Da Patra)
6-Metalci (Málmhaus)
7-Frank
8-İçimizdeki Düşman (O Ehthros Mou)
9-Körlük (Blind)
10-Karabasan (The Babadook)
Kerem Akça’ya göre İstanbul Film Festivali’nin en kolay hazmedilir 10 filmi:
1-Kitap Hırsızı (The Book Thief)
2-Aşk Bulmacası (Casse- tête Chinois)
3-Avludaki Fısıltılar (Dans La Cour / In the Courtyard)
4-Öncü (Pioneer)
5-Umudun Peşinde (Philomena)
6-Mutlu Yıllarımız (Anni Felici / Our Happy Years)
7-Sözcükler ve Resimler (Words and Pictures)
8-Şeytan Düğümü (Devil’s Knot)
9-May’in Yazı (May in the Summer)
10-9 Ay Hapis (9 Mois Ferme / 9 Month Stretch)