Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HT MASA ekibi bu hafta, Şevket Çoruh’un ‘Baba Sahne’ adlı tiyatrosu için 17 milyon TL harcamasını, Seçkin Piriler ve Kıvılcım Ural’ın aynı mekânda 5 saat kalınca yaşadığı atışmayı, Kayahan’ın eşi İpek Açar ve kızı Beste Haravon’un barışmasını, Ahmet Kural’ın sabaha karşı gittiği çorbacıda kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen hayranıyla kavga etmesini, magazin dünyasının yeni aşklarını, Didem Şahin’in İrem Derici’nin yaş gününe katılmasını ve Demet Akalın’ın konserinde Aleyna Tilki’yi sahneye çıkarmasını masaya yatırdı

‘Bazı hayranlar çok ayarsız’

Ahmet Kural, sabaha karşı gittiği çorbacıda kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen bir hayranıyla kavga etti. Kural’ın hayranına küfür ettiği, ‘Erkeksen dışarı gel’ sözüne karşılık mekânın kapısına çıktığı ve hayranına ‘Dövecek misin gel lan’ diyerek üzerine yürüdüğü söyleniyor. Kural’ın bu davranışı için neler söyleyeceksiniz?

İpek Durkal: Ahmet Kural beğendiğin bir oyuncu olabilir. Beğeniyorsun diye her şeyi yapma, her türlü tacizde bulunma, rahatsızlık verme hakkına sahip misin? Maalesef bazı insanlar kendilerinde bu hakkı görüyor ve çok saygısız davranıyorlar. Ahmet Kural kendisinden nezaketle fotoğraf isteyen biriyle niye kavga etsin ki? Kim bilir o gece orada nasıl bir ayarsızlıkla karşılaştı ki bu arbede yaşandı...

Oben Budak: Beni şaşırtmaz, Ahmet Kural’ın ego sorunu var. Olayı biraz büyütmüş ve sinir boyutuna getirmiş olabilir. Başarının getirdiği ünle zor baş ediyor görüldüğü kadarıyla.

Kadir Kaymakçı: ‘Düğün Dernek’, ‘Çalgı Çengi’ gibi komediler derken Ahmet Kural, Göze Göz, Dişe Diş, Çorbalı ve Öfkeli, Atara Atar, Gidere Gider gibi aksiyonlara geçiş yapmış! Helal olsun Kural’a, bir dahakine sözde kalmasın, girişsin hayranına. Yakışır! O saatlerde çorbanın tuzu biberi olur böyle aksiyonlar...

Esin Övet: Bizim insanımız saat kaç olursa olsun, hangi ortamda olursa olsun bir ünlü gördüğü zaman fotoğraf çektirmek istiyor. Bazı hayranlar çok ayarsız olabiliyor. Sanatçının insan olduğunu unutuyor. Tabii ki sanatçı hayranıyla fotoğraf çektirmeli. “Çektiremem” diyenlere katılmıyorum ama her an her dakika da uygun olmayabilirler. Bunu insanların düşünmesi ve biraz daha hassas olması gerekiyor. Sonuçta böyle çirkin bir kavgaya dönüşmüş.

Reşat Balcıoğlu: Ahmet Kural gördüğümüz kadarı ile pek öyle kavgacı birisi değil, hele kabadayı hiç değil. Bence başka bir nedenle olmuştur bu tartışma.

Bülent İpek: Kimsenin ruh hali 24 saat aynı olamaz. Sabahın beşinde çorbacıda selfie çektirmek istememesi çok normal. Şöhretin bedeli var ama bu olmamalı. Sosyal medya sayesinde ünlülere daha kolay ulaştığını gören kimi hayranlar onlar üzerinde her şeyi hak görür oldular. Ahmet Kural’a söyleyeceğim ise şu: Bu tür hayran tepkileriyle tek başına baş edemeyeceksen, ya o saatte kalabalık yerlerde olma ya da yanında senin yerine iletişim kuracak bir ekibin mutlaka olsun. Profesyonel olmazsan böyle amatör sonuçlar ortaya çıkabilir.

‘Şevket Çoruh çok ‘baba’ bir iş yapıyor’

Şevket Çoruh’un Kadıköy’de açacağı ‘Baba Sahne’ adlı tiyatro için 17 milyon TL harcadığı ortaya çıktı. 1 Nisan’da açılacak tiyatro için 22 yıllık birikimini, 7 klasik otomobilini ve 3 evini satıp üzerine 7 milyon TL kredi çeken Çoruh’un sanat için gözünü karartmesını nasıl yorumluyorsunuz?

İ.D.: Helal olsun diyorum, çok baba bir hareket yapmış. Tiyatrolar sanıldığı gibi boş filan değil. Sahneye iyi oyun koyarsan iyi para kazanıyorsun aslında. Ama 17 milyon çok büyük bir para, ticari olarak ne kadar zamanda geri döner, döner mi, oraları hesaplamakta zorlanıyorum.

O.B.: Onun gözünü karartması benim de gözlerimi doldurdu şahsen, çok mutlu edici bir haber bu. İş tiyatro açmakla kalmıyor tabii, umarım iyi bir yönetim sayesinde harcadığı her kuruşu çıkarır.

K.K.: Şevket Çoruh’a helal olsun! Çok ‘baba’ bir iş yapıyor. Sanattan kazandığını yine sanata yatırıyor ki bunu yapan çok az ‘sanatçı’ var... Umarım sanatseverler onun bu büyük fedakârlığına kayıtsız kalmaz ve Baba Sahne’deki tüm oyunlar kapalı gişe oynar...

E.Ö.: Sanatsız bir milletin hayat damarları kurumuş demektir. Sanat önemli ve birilerinin de sanata yatırım yapması şart. Son yıllarda herkes ev, araba, arsa, yalı, mücevher gibi yatırımları tercih ediyor. Birçok sanatkâr sanatı pes geçmeye başladı.

R.B.: Çoruh Nehri gibi gür ve özgür akıyor... Şevket Çoruh sanata ve tiyatroya öyle bir gönül vermiş ki bir çırpıda bütün mal varlığını sanata yatırıyor, helal olsun. Demek ki bu gönül işiymiş. Pek çok sanatçı kazandığını faize, gayrimenkule yatırırken Çoruh’un böyle bir girişimde bulunması gurur duyulacak bir davranış...

B.İ.: Akıllı yatırım olarak görenler çıkabilir ama bir oyuncunun tüm parasını üstüne borçlanarak 50 yıllık bir sinema mülküne yatırması büyük kahramanlık. O parayla yeni yapılmış havalı sitelerden üç beş daire alıp birkaç yılda yatırımını ikiye katlama ihtimali daha yüksek. Ama şu da var: Memleketin en büyük özel sanat kurumu BKM de 20 yıl önce Beşiktaş’taki eski bir sinemayı alıp tiyatroya dönüştürerek işe başlamıştı. Neden yeni bir BKM çıkmasın?

‘En iyi çözüm ikisinin birbirinden uzak durması’

Hafta içinde Cihangir’de pişti olan Seçkin Piriler ve Kıvılcım Ural, 5 saat aynı mekânda kaldı. Muhabirlerin kapıda olduğunu öğrenen ikili ‘Önce o çıksın’ inatlaşmasına girerek birbirine laf atarken, Piriler pes edip mekânı önce terk etti. Kaan Tangöze’nin eski eşi Piriler ve sevgilisi Ural’ın bu çekişmesi ne kadar sürecek?

İ.D.: Duruma bakılırsa sanki onlar evlendi onlar boşandı... Size de çok tuhaf gelmiyor mu adamı aradan çıkarıp hesaplarını birbirleriyle görüyor olmaları?

O.B.: Kolay bir durum değil, zincirleme bir kaza bu. Dışarıdan bakıp yorum yapılacak bir mesele olduğunu düşünmüyorum.

K.K.: Ya bu nasıl bir komedidir! “Önce o çıksın” nedir? Yazık, iki genç kadın kendilerini niye bu hale getirir ki? Bu saçmalıklarla sadece insanları kendilerine güldürürler. Bitmiş bir evlilik, süren bir ilişki... Herkesin kendi hayatına bakması bu kadar zor mu? Kusura bakmayın hiç anlamıyorum bu bir kadın ya da erkek için yapılan inatlaşmaları!

E.Ö.: Çok komik, çok komik, çok komik. Yazık. Yapmayın hanımlar yapmayın. Kalitenizi koruyun. Nedir bu. Beş saat bir mekânda oturup “Bana ne o çıksın” demek bana çok komik geliyor.

R.B.: Atı alan Üsküdar’ı geçmiş, biz hâlâ iki kadının ego savaşını konuşuyoruz. Birisi erken, diğeri geç çıksa ne olacak çok merak ediyorum. Klasik kadın çekişmesi.

B.İ.: Bu çekişme sürer gider. Cihangir, Kıvılcım Ural’ın semti. En iyisi iki kadının birbirinden uzak durması. Bence bir haklı haksız yok. Hayatın garip dayatması bunlar. Sonuçları da genelde bu şekilde yaşanıyor.

‘Bu barışma Kayahan’ın anısına yakıştı’

Usta sanatçı Kayahan’ın eşi İpek Açar ve kızı Beste Haravon barıştı. Kayahan’ın mirası yüzünden mahkemelik olan ikili, ustanın doğum gününde yapılacak konserde bir araya gelecek. Sizce bu ikilinin arasındaki gerginlik sona erdi mi?

İ.D.: İkisi yaşananların üzerine çoktan sünger çekmiş gibi görünüyor.

O.B.: Belli çıkarlar doğrultusunda barış sağlanmış olabilir. Her şekilde ipler İpek Açar’ın elindeyken böyle bir hamleye katkıda bulunması sevindirici.

K.K.: Umarım sona ermiştir. “Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz” diye Kayahan’ın anısına da bu yakışır. Beste ve İpek hanımlar ‘sevgide’ buluşmuşlar; bozmasınlar.

R.B.: Bence avukatlar arayı buldu ve herkesin mutlu olacağı şekilde Kayahan’ın mirasını bölüştüler.

B.İ.: İkisine de bravo. Geçen yılki anma döneminde yaşanan kavgalı ve iki parçalı görüntü hiç hoş durmamış, iki tarafı olduğu kadar ustanın hayranlarını da üzmüştü. İpek Açar, Beste Haravon’un ataklarını ustalıkla yumuşattı. ‘Kayahan da sağ olsa öyle yapardı’ diye düşünüp fevri çıkışlardan uzak durarak kavgalı görünümü sonlandırmak için büyük çaba harcadı.

‘Seren’in ilişkisi Ayşe Hatun’dan daha uzun sürer’

Esin Övet magazin dünyasından iki yeni aşk duyurdu: Ayşe Hatun Önal-Cem Belevi ve Seren Serengil-Özay Bakır. Bu yeni çiftler için neler söyleyeceksiniz?

O.B.: Ayşe ve Cem’in birlikteliği ne kadar güzel oldu. İkisi de birbirinden seksi, çok tatlı bir çift. Ayşe’nin hırçınlığı Cem’in sakinliğiyle dengelenecek gibi geliyor.

K.K.: Mutluluklar diliyorum...

E.Ö.: Uzun soluklu olsun inşallah diyeceğim. Ama bilinmez tabii sanat dünyasında ilişkilerin ayarı.

R.B.: Mutluluklar diliyorum. Ayşe Hatun Önal’ınki biraz PR aşkı gibi geldi bana. Malum bu kadar zamandır yalnız, kalbi boş ama albümünün çıktığı dönemde âşık oluveriyor. Seren Serengil bir türlü aradığı aşkı bulamadı, umarım bu kez mutlu olur.

B.İ.: Uzaktan görünen şu: Bence Seren Serengil’in ilişkisi daha tutkulu ve daha uzun sürecek. İstanbul’da gece dışarı çıkan kitlenin tanıdığı Özay Bakır, artık Seren ile ulusal çapta ünlü olacak. Ayşe Hatun Önal ile Cem Belevi ise iş ve konser maratonunda sağlam bir ilişki yaşamakta zorlanacaklar gibi. 

‘Aleyna ustasının elini öpmüş oldu’

Demet Akalın, Bostancı konserinde Aleyna Tilki’yi sahnede ağırladı. Tilki’nin artık kendini şov dünyasına kabul ettirdiği söylenebilir mi?

İ.D.: Ben önce sudan sebeplerle tartışılmasına, birkaç ay sonra da birlikte sahneye çıkılmasına hiç anlam veremedim...

O.B.: Konserlerde popüler olanı kullanma hikâyesi bu, kabul ettirmekle çok alakalı değil bence. Bir şarkı daha yapsın, albüm çıkarsın, solo konserler versin sonra bakalım.

E.Ö.: Demet büyüklük yapmış. Aleyna Tilki’nin kabul edilip edilmediğini söylemek için henüz erken. Bir rüzgârı var doğru ama kabul edilmek için 3-4 yıl sonra da hâlâ buralarda mı ona bakmak lazım!

B.İ.: Aleyna bu hareketiyle ustasının elini öpmüş oldu. Aleyna Tilki, Demet Akalın’la polemiğe girebilme lüksüne erdiği zaman zaten bir nevi o dünyaya kabul edilmiş, şov dünyasının kapılarını açmıştı. Demet onu konserinin açılış sanatçısı olarak çıkartarak assolistin kim olduğunu hem Aleyna’ya hem ele güne göstermiş oldu.

‘İrem müstakbel kaynanasına kendini sevdirdi’

İrem Derici 30’uncu yaşını sevgilisi Lider Şahin’in hazırladığı partiyle kutladı. Partinin en dikkat çeken detayı pastanın üzerindeki horozdu. Bilindiği gibi İrem Derici Lider Şahin ilişkisinin ilk günlerine, Şahin’in annesinin horozlu göndermesi damga vurmuştu. Sizce müstakbel gelin-kaynana buzları eritti mi?

İ.D.: Erkek annelerin kendilerinin de kadın olduğunu unutup belaltı vurmasını çok çirkin buluyorum. Sonra bükemedikleri eli öpmek zorunda kalıyorlar işte... Neyse, bence müstakbel kaynana tanıdıkça İrem’i sevdi ve İrem de o krizi çok güzel idare etti.

O.B.: Onu bunu bilmem de İrem’i popun yükselen yıldızı olarak anarken, Selami Şahin’in gelini olarak anmaya başlarsak o zaman yanarız gibi geliyor. Bu haberler çok fazla olmaya başladı, kariyer planına göz atması gerekiyor.

K.K.: Bu kadar horoz muhabbetinden sonra o buzlar bence zor erir! Yakın bir zamanda yeni bir polemik yumurtlamazlar umarım!

E.Ö.: İrem Derici zoru başardı ve sevdiği adamın annesinin çirkin sözünü duymazdan geldi. Alttan aldı ve buzlar eridi. Kaynana da hatasını anlamış olacak ki şimdi mevzuyla dalga geçiyorlar. Pastanın üzerine horoz süsü koyuyorlar. Keşke her gönderme bu tarz şekilde sonuçlansa.

R.B.: İrem Derici hoş kadın, bir o kadar da anlayışlı bir insan. Bu polemikten çok zarif biçimde sıyrıldı.

B.İ.: Güzel ve eğlenceli polemikti. Çok uzadı ve tavsadı. Horozlu pasta ise bu polemikte artık reklam arasına geçildiği algısı yarattı. Bence sarılıp öpüşüp bitirsinler. Bu pilav daha fazla su kaldırmaz. Hande-Demet polemiğine döner ki İrem Derici’nin ‘harbi kız’ imajına çok zarar verir.