Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son günlerde magazinin gündeminde Şeyda Coşkun ile Ergin Ataman olayı var. Yaşam koçluğu yapan Şeyda Coşkun zayıflamaya çalışan Ergin Ataman'ın yemeğini kaldığı otele bırakıyor. Aralarında olan biten beni hiç ilgilendirmiyor. Şimdi herkes suçu birbirine atıyor.



Otel güveniliği görüntüleri başkasına vermiş oda herkese dağıtmış. Sebep her ne olursa olsun burda tek sorumlu var oda Yeşilköy' de ki Polat Renaissance Otel' in ta kendisi. Artık kime güvenip nereye gideceğimizi şaşırdık. Otele kafa dinlemek ya da başka bir şey yapmak için giden binlerce insan var. Şimdi bunlar tek tek ortaya çıkarsa kıyamet kopar. Artık otellere güvenimiz kalmadı. En özelimiz olan oda da bile ya kamera varsa diye şüpheye düşerim. İbrahim Polat bu olaya el atmalı bütün mağduriyetleri gidermeli her iki şahıstan da özür dilemeli. Böyle rezillik ben hayatımda görmedim. O otelde siyasetçisi işadamı sanatçısı herkes hiç düşünmeden kalıyor. Bundan sonra kimse kalır mı orasını bilemem. Kalmak için deli cesareti gerekiyor. Galatasaray Basketbol Takımı'nın hocası olan Ergin Ataman' ı spor basının ve Türk halkının gözünde ne hale getirdiler. Eski Galatasaray Başkanı olan aynı zamanda otelin sahibi Adnan Polat böyle bir olayda nasıl sessiz kalıyor. Şimdi Yeşilköy Polat Renaissance Otel de kalan, kaçamak yapan ya da gizli saklı bir şeyler yapan herkes tedirginlik içinde, ya bizim de görüntülerimiz ortaya çıkarsa diye. Benim asıl dikkat çekmek istediğim şahıslar değil, elimizi kolumuzu sallaya sallaya gittiğimiz bir gecelik konaklama için 500 tl ödediğimiz bir otelin etik dışı böyle bir olaya imza atmış olması. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bunu kimsenin yapmaya hakkı yoktur. Gazete kullanır ama onu dağıtandan onu servis edenden hesap sormak lazım. Bir de her açıdan görüntü var. Zannedersin ki Mit operasyon yapmış. Sonrasında görüntüleri servis etmiş. Polat Ailesi ve Polat Renaissance Otel bir an önce bu ayıbı temizlemeli bence. Yarın Adnan Polat ın başına bir yerde böyle bir şey gelirse ne yapacaksa şimdi de aynı şeyi yapması aynı hassasiyeti göstermesi gerekiyor.

SON DAKİKA

Polat Otel yönetimi avukatı aracılığıyla olayın güvenlik müdürü tarafından gerçekleştiğini itiraf etti. Ancak tam bir sayfalık açıklamanın en üst kısmında siyasetçilerin, işadamların konakladığı çok iyi bir otel olduklarını söylemişler. En alt kısımda ise otelin güvenlik müdürünün bu görüntüleri 31 mart pazar günü bir flas belleğe yükleyip aynı gün otelin dışında bekleyen bir şahsa teslim ettiğinin tespit edildiğinden bahsetmişler. Otelin güvenlik müdürünü ise işten atmışlar. Okuyunca çok şaşırdım terfi etmelerini beklemedik herhalde. Sonuçta otel bu işin baş sorumlusu. O zaman ona göre güvenlik müdürü işe alsalardı. Neye karşılık bunu yaptı acaba...


Teminatımı bozdu tekneyle sefa yaptı

Geçtiğimiz hafta City's yönetimi ile ilgili yazımdan sonra yüzlerce mail geldi. Herkes o kadar çok dertili ki anlatamam. İflas eden, teminatı bozdurulan, işten çıkartılıp tazminatını alamayan, iş mahkemesinde , ticaret mahkemesinde hakkını arayan say say bitmez. Ama gelen maillerde dikkattimi en çok çeken ise İhsan Gülaylar' ın insanlara acımasız davrandığı, ağza alınmayacak küfürler ettiğinin anlatıldığı mail oldu. "Kazım Çizmeci diye bir müdür var her şeyde onu öne sürüyor. Dava açacağımız şirket bile yurt dışında çıkıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık" diyen de var. Alışveriş merkezini kapalı çarsı esnafı gibi yönettiği, otoparktan para kazanma hırsı yüzünden alışveriş merkezine giren sayısının azaldığını bile yazan var. Meğer İhsan Gülaylar neymiş de biz bilmiyormuşuz. Kendisini şahsen tanımam herhangi bir alıp veremediğimde yok. Ancak bu yaptıklarına bakılırsa çok vicdan sahibi olmadığını görüyorum. Benim teminatımı bozup akşam tekne de sefa yaptı diyene hak vermemek elde değil. Tam bankanın kapanma saatine yakın teminatları tek tek bozduran İhsan Gülaylar' ın aynı gece milyon dolarlık teknesinde sefa sürmesi açıkçası vicdani bir şey değil. Benim yazımdan sonra mahalle sakinleri çok tedirgin olmaya başlamışlar , şimdi ne olacak diye. Aslında hepsi şimdiden kaçacak yer arıyor. Mahalle başlamadan önce belli bir kira üzerine anlaşmaya varılmış. Ayrıca her ay toplu reklam yapılması için her mekan başına yaklaşık beş yüz avro para aylık aidat olarak alınmış. Toplanan bu para ile reklam yapılması için konuşulmuş. Ancak şimdiye kadar hiç bir reklam yapılmamış. Her ay toplanan yaklaşık 15 bin avronun hesabı bile verilmediği için bu ay itibari ile bu ödemeyi yapmayı kabul etmeyen mekan sahipleri var. Şimdi Mahalle, içinden çıkılmaz bir hal aldı. Cookshop haksızlığa uğradığı için en büyük tazminat davasını onlar açmış. Onun dışında o dönemde alışveriş merkezinda bulunan şahıs ve mekan dahil olmak üzere 100 kişi ile mahkemelik olmuşlar. Alışveriş merkezlerinde üç saat otopark bedava kurallarına uymadığı için de bir kaç ceza yediği konuşuluyor. Adamların vukuatları anlat anlat bitmiyor en iyisi onları vicdanı ile baş başa bırakıyorum.

BAKMADAN GEÇME