Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

HT MAGAZİN / ÖZEL RÖPORTAJ

Eserlerinde Türk kültürünü dünya kültürleriyle harmanlayan, etnik müziğin dünyaca ünlü ismi Ömer Faruk Tekbilek, Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin düzenlediği ramazan ayı etkinlikleri için geçtiğimiz gün İstanbul'a geldi. Tekbilek, Adana'da doğdu. Genç yaşta müziğe gönül verdi. Neyini kendine yoldaş bildi. 20 yaşında üyesi olduğu Türk Klâsik Folklör grubuyla Amerika'ya gitti ve hayat onun için tam da bu noktada başladı. Orada hayatını değiştirecek karısıyla tanıştı ve Amerika'ya yerleşme kararı aldı. Ardından kendisinin hayatında dönüm noktası olarak nitelendirdiği ünlü prodüktör Brian Keane ile tanıştı ve müziğin en parlak dönemini yaşadı. ismini 'First Story Adam' (İlk İnsan Adem) koymayı düşündüğü yeni şarkısının ikinci kısmını, geçtiğimiz aylarda Türkiye'de olan Gezi Parkı olaylarından sonra yazdığını söyleyen Tekbilek yeni çıkacak albüm hakkında yalnızca HT Magazin'e konuştu.


Hayatın size getirdiklerinin sizin için bir şans olduğunu düşündünüz mü?

Ben şansa pek inanmam. Öz benim. Ben hâla 11 yaşındayım, hâla o şevkteyim. Bana bazen soruyorlar 'Nasıl Amerika'da yaşamak?' diye, ben, 'Vallahi ben Amerika'da yaşamıyorum. Vücudumun içinde yaşıyorum'' diyorum. Ben kendi mücadelemin içindeyken bir bakıyorum o geliyor, bu geliyor ve bir şeyler gelişiyor. 'Şu olsun, bu olsun' gibi bir kaygım yok. Insanın özündedir en büyük hazine. Hepimiz birey olarak eşsisiz. Kendi özümüzdeki kendi sesimizi duyarsak, en orjinal şeyi yakalamış oluruz. Onun için ben 'Ah, keşke şöyle olsaydı' demek yerine 'Ya Rab! Kulluğumun idrakını arttır. Her an huzurda olabilmenin huzurunu, zevkini yaşayayım' diyorum.

Dünya çapında çok sayıda konser verdiniz. Bugün ise İstanbul'dasınız. İstanbul'da olmak size ne hissettiriyor?

Burada olduğum için çok mutluyum. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Dr. Erhan Erol'un davetiyle buradayız. Böyle bir günde burada olmak benim için büyük gurur ve şereftir.

Geçmişten bu yana müziğe dair en büyük hayaliniz ne oldu? Gerçekleşti mi yoksa hâla ulaşamadığınız bir hayâliniz var mı?

Benim hiç büyük hayâllerim olmadı. Ben yaşamı müzikle bir tutuyorum. Onun için diyorum ki yaradana olan yakınlığımdan başka bir şey istemiyorum. Kulluğumuzun idrakı artsın, yaradanın her varlığını her an yaşayabilme gücümüz artsın. Bu dünyada başka bir gayem yok.


Günümüz müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sufi gözüyle derler ki ''Her zerre cevval, her zerre raksan, koşuşur gider kemâle doğru''. Herkes kendi içinde kemâle doğru gidiyor. Ben bu müziği biliyorum ve kendi içimde bu kemâle gidiyorum. Trend müziği yapan kendi içinde bir şey yapıyor ve bunu geliştiriyor. Etrafıma olumsuz bir pencereden, her şey yanlış gözüyle bakmam. Yanlış, abes bir şey yok bu dünyada ama daha iyisi olabilir çünkü kemâlin sonu yok. Doğru ya da yanlış demek yerine, daha iyisi olsun denmeli. Ancak 15-20 sene öncesine baktığımda şimdi bir şeylerin değişmiş olduğunu görebiliyorum, şimdi müzik çok daha iyi yerlerde.

Belgeseller ve filmler için özel müzikler besteliyorsunuz. Seçim konusundaki kriteriniz nedir?

O anda olmak, resimle birleşmek. Çünkü resmi seyrediyoruz ve ona göre müzik yapıyoruz. Şahane bir müzik olabilir ama resimle uymaz. Resimle uyması için de boş olmak lazım. Yani hiçbir şey düşünmeden bakabilmek lazım. Mesela yaprak düşüyor, uçuşuyor. Yaprakla beraber insanların hareketine göre o müziği şekillendirmek gerek.

Müziğe dair yakın gelecekte bir projeniz olacak mı?

Önümüzdeki eylül ayında Amerika Kültür Bakanlığı'nın desteklediği bir Amerika turumuz var. Onun haricinde yeni CD'mle uğraşıyorum. 7-8 parçam var. Şimdilerde stüdyoda onların hazırlığını yapıyorum. Senelerdir Brian Keane ile çalışıyorum. Onun aralık ayında boş zamanı var. Benim için ayırdı. 'İlk Hikâye Adem' diye yeni bir ilâhi yaptım. Sözleri şöyle ''Adem ile dile geldin, sırlarını söyledin. Havva ile nesil verip bizleri visal eyledin. Habil Kabil kardeş oldu, bize misal eyledin. Insanlığın fıtratına apaşikâr eyledin. Sultanım, efendim, subhanım''. Ikinci kıta da Gezi Parkı olayları olduktan sonra geldi ''Senin deyip, benim deyip, biz demeyi unuttuk. Gönlümüzde yeşerecek aşk bağını kuruttuk. Kalbimizden gelen sesi dinlemedik, uyuttuk. Nefsimizin arzusunu rabbimizle bir tuttuk. Sultanım, efendim, subhanım''. İsmini de 'First Story Adam'(İlk Hikâye Adem) diye koymak istiyorum.

NHazır Gezi Parkı olayları demişken... Dünyada her gün karmaşa ve kaos artarak sürüyor. Bir müzik adamı olarak evrensel huzur adına sizce neler yapılmalı?

'Yurtta sulh, cihanda sulh'. Yani evrende barışı yakalamanın tek yolu önce kendi içimizde barışı yakalamak. Dışarıda hiç yanlış aramamız lazım. Dışarıda yanlış yok, dışarıda öğrenilecek ders var. Yanlış gibi gördüğümüz veya daha iyi olması gerektiğini düşündüğümüz şeyi bizim yapmamız lazım. Eksik nokta biziz. Insan evvela kendi içinde huzuru bulmadığı müddetçe, dışarıda huzuru yaşatamaz. Önce biz huzuru kendimiz yaşayalım ki, bunu dışarı yansıtalım.

Türk dinleyici kitleniz size uzak kalmaktan şikaâyet ediyor, sizi daha çok görmek istiyor. Ne düşünüyorsunuz?

Türkiye'ye ilk defa 2001'de Akbank'ın Caz Festivali için geldim. Bir sonraki sene Borusan'ın aralık ayı etkinlikleri için geldim. Son üç dört senedir de senede iki üç kez geliyorum.

Amerika'da kalmayı tercih etmenizin sebebi nedir?

Eşim, çocuklarım, torunlarım... Orkestramızda yer alan oğlum Murat Tekbilek ve iki tane de kızım var. Herkes Amerika'ya yerleşmiş. Burada işim de yok. 1995 senesine kadar 17 yıl fabrikada çalıştım. Şimdi sırf müzikle uğraşıyorum. Istediğimiz zaman buraya geliyoruz zaten. Amerika hakikaten terkedilecek bir yer değil. Orada çok mutluyum.


'Yeni nesilden KenanDoğulu'yu çok beğeniyorum'

NMüzik gündemini yakından takip eder misiniz? Kimleri beğenirsiniz?

Ben her türlü müzik dinlerim. Televizyondaki müzik yarışmalarını, programlarını kaçırmam. 'Neler olup bitiyor' diye hep takip ederim. Yeni nesilden Kenan Doğulu'yu çok beğenirim. Çok yaratıcı ve yenilikçi. Babasını da tanırım. Beraber çalıştık gençliğimde. Onun dışında Tarkan'ı, İbrahim Tatlıses'i, en çok Sezen Aksu'yu severim.

Sizce Türkiye'de müzik yeteri kadar değer görüyor mu?

Muhakkak ama şimdi yeni nesil var. Osmanlı bitmiş, yeni bir sisteme geçmişiz, kültür değişimine uğramışız. Ancak bu nesil başladı kendini bulmaya. Babamlar eski kürtçe yazarlardı, Türkçe'yi tam bilmiyorlardı. Biz orta nesiliz. Benim nesille başladı, yeni nesille gelişiyor. Bir aşama söz konusu yani. Evvela herkes dışarıya merak saldı sonra baktı dışarıda bir şey yok. Bizim kültürümüz dünyanın en zengin kültürü.

Dünya çapında hangi isimlerle çalıştınız? Sizi en çok kim etkilemişti?

Çok büyük isimlerle çalıştım. En son 'Tree of Patience' albümümde İspanyalı flamenko sanatçısı Enrique Morente ile birlikte çalışmıştık. En keyif aldığım o'ydu. O, İspanya'nın gelmiş geçmiş en büyük flamenko sanatçılarından birisidir



'Dünyaya yarım geliriz'

Birkaç gün önce yine önemli bir tasavvuf musikisi sanatçısı olan Sami Özer'e de sormuştum 'Tasavvuf musikisinde bir sınır var mıdır?' diye. Hangi türlerle harmanlanabilir, ne kadar sıradışı bir çizgide, hangi müzik türleriyle buluşturulabilir?

Ben her zaman açığım insanlarla bir araya gelip paylaşmaya. Cd'lerimde de ben dört köşe derim her zaman. Üç köşede üç aşkı anlatıyorum: ilâhi aşk, romantik aşk, bir de hayata olan aşkımız. Dördüncü köşede başka kültürden olan insanları çağırıyorum. 'Bir araya gelip, ne yapabiliriz' diye. Cenabı hak yansıttığı zaman nur, yansıyan nur yarımdır. O yarım başka bir yarımla daha birleşip, bir bütünü oluşturur. Teklik Allah'a mahsustur. Biz tek bile olsak yarımız. Bir olabilmemiz için birine ihtiyacımız var. o yüzden seviyorum başka yarımlarla bir araya gelip bütünleşmeyi. Fıtratıma, yaradılışıma uyduğu takdirde herkesle paylaşırım müziği. Bir tek heavy metal, rock sevmem. Onun haricinde yelpazem çok geniştir. Tenkit ederek bakmam olaylara. Onun için de her şeyde sevecek bir taraf bulurum, onu anlamaya çalışırım ve onunla anlaşırım.

İçinde bulunduğumuz süreç İslâm alemi için çok önemli... Siz de Mevlevi felsefesini benimsemiş biri olarak Ramazan ayına dair neler söylemek istersiniz?

Ramazan her şeyden önce insanların bir araya gelip, paylaşımda bulundukları çok kutsal bir ay. Bütün garibanlar garipliğini unutuyor, geçim derdini unutuyor, karınları doyuyor. Kaynaşma ve paylaşma ayı Ramazan.




'Ney'ime aşığım'

Aşık olduğunuz enstrüman hangisidir? Sizin için en yeri dolmaz olan?

Ney'im. Nefesimi bana öğrettiği için, nefesimle bana yoldaş olduğu için en vazgeçilmezim o'dur. Allah nasıl insan vücuduna üfleyip ona kendi ruhundan vermişse, ben de ney'ime üfleyip ona can veriyorum.

Tam ''İlham size göre nedir? İlham aldığınız sıradışı zamanlar var mıdır? Ya da ilham size nasıl geliyor?'' diye sorduğumda eşi içeri giren Ömer Faruk Tekbilek eşini göstererek, ''İşte ilhamım!'' diye cevap verdi ve devam etti...

Günlük olaylardan da etkilenirim. Bir de kafamın boş olması önemli. Bir şey yapayım kaygısı değil de hiçbir şey düşünmeden nefesimi hissedip, etrafımdaki seslere konsantre olunca ilham geliyor.